Turani Kavimler- X Yatvaglar (Yotvingians) Kimdir?

558 0

Evet sevgili okurlar. Bu bölümde pek çok tartışmaya yer verilmiş olan ve kimi etnik köken araştırmacıları ve antropologlarca Türki unsur olarak tartışılmış eski Avrupai bir kavim olan Yatvagları inceleyeceğim. Bir önceki bölümde de ifade etmiş olmam üzere bu unsurların varlıklarına dair pek çok bilgi bulunuyorken çoğunun var olan ifadesi hakikaten iyi incelenmediği zaman büyük hatalara ve dava açılabilecek kadar absürtlüklere yol açabilmektedir.

Türk markası her yere damga olarak belgesiz ve kanıtsız yapıştırılamaz. Zira bu bölümde özenle ve en ince ayrıntısına kadar (gerek fiziksel gerekse coğrafi ve etimolojik kökenleri) incelemelere tabi tutacağım bu halkı. Öyleyse lafı fazla uzatmadan başlayayım. Çalışma alanım olarak eskiyi eşelemekten çoğu defa büyük haz almışımdır. Eski dönemlerde tarihi bilgi toplamak zor olduğu gibi günümüz imkanları ne kadar çeşitli olursa olsun teknoloji bize tarihsel bilginin doğruluğunu da verememekte ve böylelikle şimdiki zamanda bilgiyi birleştirmek de bir o kadar zordur; belli başlı toplumlar haricinde. Birleştirmesi zor olan Yatvaglara da ben göğüs gereceğim. Eski dönem araştırmalarında en fazla zorlanılan nokta bulguları ve toplulukları doğru bölge ve iz sürerek doğru sınıfa yerleştirme hususudur. Keza eski çağlarda birbirlerinden kopuk yaşayan fakat bizim incelemek istediğimiz toplumları da o dönemin insanlarınca farklı adlandırılması verilerin doğruluğunu çarpıtan en temel engeldir. Buna karşılık güçlü analizlere dayanan tahminler yürütür ve çoğu kez de babaların izi sürülerek oğullarla birbirinden ayırıp bir milleti ancak öyle var yapabilmekteyiz günümüzde.

Örnek vermek istersek geçmişte bu tasniflerin yapılması ve bahsi edilmek istenen toplulukların nasıl dönemin kitaplarına neşredildiğini Pausanis’i okuduğumuzda anlarız. Yani Herodot sonrası bu tipik bir örnektir. Peki kimdir Pausanis? En kısa tanımıyla milattan yaklaşık bir buçuk asır kadar önce yaşamış olan Romalı zibilyon tane tarihçiden biridir. Örneğin Finler ile Venedleri bilakis ayrı düşünmek şart aynı kavim olarak görerek bunları hangi millete bağlayacağını da bilememiş bir tarihçidir. Ama bu yanılgı çok doğal ve dönem için kabul edilebilir haldedir. Zira Pausanis bu topluluğu hangi sınıfa dahil edeceğini bilememiş olması onların araştırılarak sınıflandırılması gereken bir toplum olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Yani Pausanis nereye koyacağını bilmeyerek gerçek bilgilerin önünü açmıştır. Yani bir diğer deyişle onun mantığıyla Germen halkının mı yoksa Sarmatların mı bir kolu olduğunu anlayamamıştır. Ancak epey bir vakit sonra olay çözülecek ve Venedlerin Cermen, Finlerin ise Sarmat kökenli olduğu ortaya çıkacaktır.

Finlerin nasıl sarmat olduğunu merak edenler bir önceki bölümlere bakması gerekmektedir. Yahut bir devletin nasıl Türk olarak adlandırıldığını, her bir üyesinin (halk) nasıl Türk olup olmadığını bilmek isteyenler yine önceki bölümlere bakmalıdır. Bu Yatvag, Fin ve Vened mevzusu tıpkı 100 sene önce yazılmış Rus tarih kitapların da büyük çoğunlukla Iskitleri hangi gruba sokacağını bilemedikleri için onları Slav ilan etmişlerdir. Önceki bölümde şiddetle üzerinde durduğum Rus tarihçi Karmazin, Rus tarihini sistematik olarak inceleyen ve yazıya geçirmekle uğraşan bu herif Iskit-Sarmat konusunda yanılarak üstüne bir de hazırladığı muazzam ciltlik eserinde şu soruya da yanıt verememiştir: “Slavlar hangi kökten gelmektedir?” Kendisi de itiraf etti zaten, 12 yılını boşa harcadığını. Böylece biz Karmazin’in yanıt veremediği soruyu da araştırma ihtiyacı duyduk.

Yine önceki bölümlerde söylemiş olduğum gibi Solovyeff döneminde bu konular da aydınlatılmıştır. Bu şekilde yığınlar halinde gelişerek İskitlerin Turani bir kavim olduğunu, Çarlık Rusyasının en eski halkını teşkil ettiklerini, Slavların ise Arî ırktan olmak ile birlikte Rusya’ya çok sonraları Galicya bölgesinden göç ettikleri kesinlik kazanmaktadır. Hazır Slavlar demişken bunların teşekküliyatı öncelikle Vüstül nehri sahillerinde yani 19. asır devlet sınırı konumuyla tarif etmek gerekirse Prusya bölgesinde milattan sonra 5. Yüzyıl sonlarına doğu kendilerini göstermişlerdir ve fark edilmiştir. Oradan hareketle de birkaç yere uğrayarak Galiçya bozkırından göç etmişlerdir. Bu göç esnasında bir kısmı (çok az) ana vatanlarında kalmayı tercih etse de büyük kısmı Polonya ile Rusya’nın batı taraftarına oradan isabetle Dinyeper nehri üzerinden kuzeye hareketle (Karadeniz ile tanışmadan) soğuk iklim havzasına ulaşır. Ben Slavlar ve göç güzergahları üzerinde daha sonra durmayı tercih ediyorum. Ama şunu demek de mühimdir ” Solovyeff bu bahsi geçen İskitlerle birlikte Slavyanlar arasına çok keskin bir çizgi koyarak onları her bakımdan Slavlardan ayrı tutar.

Biz tekrardan Yatvagları ele almaya devam edersek o zaman dilimine ait Rus salnamelerinde (bunların Türkçeye çevrili karşılığını hiç görmedim,İngilizce ve Fransızca olarak bulabilirsiniz) Ruslar ile çok erken vakitte hasnâme şekliyle ilişki kurarak yaşayan Yatvag isimli bir halktan sürekli bahsediliyor. Üstüne üstlük Ruslar ile sık sık çarpışan bu kitle Türkleri (Sarmatlar işaret edilir) aratmayacak derecede muazzam dönüşen, kalabalık orduları anında dağıtan süvarileri ve okçuları ile ünlü olduğu belirtilmekte. Ancak eski Rus salnameleri basit bir şekilde savaş konusunda Sarmatlar ile benzerlik göstermeleri dışında bu Yatvagları kime eş tutacağını şaşırmıştır. Yani baş komşuları olan Pruslara mı yoksa Litvanlara mı eş edeceklerini bilememiştir. Öyle ya din örf ve adet konusunda Pruslar ile benzerlik gösterseler bile savaşma konusunda Sarmatlara benzeyip, fiziksel özellik konusunda her ikisi de değildir.

Bununla ilgili de bir takım ilmi araştırmalar olup Yatvagların eski Sarmatlardan olan ve ve en güçlü kolu olan Yazığların, Pruslar ile akrabalık kurmuş olan torunları oldukları ortaya çıkarılıyor. Ama benim bu araştırmaların içinde güvendiğim tek kaynak 1795 yılında güçlü araştırmacı yönleriyle palazlanan eski tarihçilerden Şafarek ve Tatişçef’in bu görüşte olmasından dolayı çözdük dedikleri konuya ılımlı bakıyorum. Ama ne Yazığ torunu ne de Prus bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Elimde buna dair bilgi bulgular çok fazla başka zaman giriş yaparız.

Bu ne olduğu tartışılan yeryüzü toplumu Yatvaglar ilk başlarda batı ormanlık sahalarda Pudlosya sahili ağırlıkta olacak şekilde ardından bu sahili terk etmeyecek (unutmayacak) halde bütün bir Pudlosya’da hakimiyet kuracaklardır. Ardından doğal olarak hareket ederek Navra nehri dolaylarından başka bir nehir olan Valuşi nehriyle Bug ırmağı arasında ikamet ettiler. Buradaki kalıcılıkları da uzun sürmedi. Zaten haklarında oluşturulan Sudoviya bölgesi onların bilindik son yurtları ve genişleme sahalarının merkez üssü idir. Çok enteresan tam olarak göçebe değil belli sürelerde zaman zaman konar göçer halde yasarlardı. Tenasüh reenkarnasyon inancına yani öldükten sonra ruhların başka bedenlere geçtiğine de inanırlardı. Savaştan kaçmaz, esir olmaz, esir (gerekmedikçe) almaz ancak merhamet dolu savaş hukukuyla ele gecirdikleri halkları hırpalamadan idare eden bir topluluktur; buna Rus yazarlar ve İngiliz antropologlar çok güzel kızları vardır şeklinde ekleme de yaparlar. Ama ne yazık ki kadın ve çocukları da savaşır, esir olmamak için canlarına kıyardı. Dini itikadi saflarıysa asırlar boyunca Hristiyan olmadan yaşamak üzere kuruluydu.

Ben burada Litvanyalı 19. asır yazarlarının da tespitlerini söylemek isterim. Günümüze aksetmemiş oldukları düşünülse de Yatvag bakiyelerinin Litvanya sınırları içerisinde çok az nüfus olarak barındıkları ve Litvanca konuşuyor olsalar bile Orta Asya kurganlarındaki cesetlerin boylarını geçmeyecek uzunlukta siyah gözlü, parlak dudaklı insanlar olarak var oldukları bilinir. Ama örf ve adetleri bakımından Litvanlar ile Belaruslardan ayrılmaktalardır.

Bir sonraki bölümde Yatvaglar üzerine kendi bulgularımı derleyeceğim izahatlardan oluşan yazı karşınıza çıkacak. Tek farkla sonraki bölümde Alanlar ile Avresi Serok kavmine ve Kasoglara da değineceğim (bunların da kökeni halen belli değildir) En derin sevgi ve selamlarımla…

Mertcan ABBASOĞLU

Kaynaklar:

Kemal Karpat: Osmanlı ve Dünya: Osmanlı Devleti ve Dünya Tarihindeki Yeri


İbrahim Kafesoğlu: Umumi Türk Tarihi Hakkında Tespitler, Görüşler, Mülahazalar,
Türk Millî Kültürü


Gyula Nemeth: Attila ve Hunlar

Nevra Necipoğlu: istanbul Araştırmaları Yıllığı


Halil Berktay: Kabileden feodalizme (sadece siyasi alanın içtimai muhatap
konuları)

Mehmet Fuat Köprülü: Tarih araştırmaları, Türk tarih-i dinı̂si, Türkiye tarihi Anadolu istilâsına kadar Türkler,


Suematsu Kenchō: A fantasy of far Japan, The Risen Sun, China’s Historical Expansion


Zeki Velidi Togan: Umumi Türk Tarihine Giriş, Hâtıralar: Türkistan ve diğer Müslüman doğu Türklerinin millı̂ varlık ve kültür mücadeleleri


Milton M. Meyer: Japonya Tarihi, Hanedanlık Döneminden Günümüze


Reşîdüddîn Fazlullah-ı Hemedânî: Câmi’ut-Tevârîh


Salomon Schweigger: Sultanlar kentine yolculuk, 1578-1581

Bahaddin Ögel: Türklerde devlet ve ordu mehteri: Hunlardan Osmanlılara : resimler ve sözlükler, Türk kültür tarihine giriş, Türk Mitolojisi ve Muhakemeleri, Dünden bugüne Türk kültürünün gelişme çağları, böyük hun imperiyası (okumak isteyenlerin orjinal dilinde okumasını isterim),

Sino-Turcica: Çingiz Han ve Çin’deki hanedanının Türk müşavirleri

Yusuf Akçura: Türkçülüğün Tarihi, Cengiz Han, Türk Yılı(1928),

Shimin Geng: Ancient Turkic grammar(dil bağları için güzel kaynaktır.), Uighur ancient literature, Western literature and history on the draft (her ne kadar taslak dese de bazı arşiv taramaları bu kaynaktadır)

Wang Guowei: Çin edebiyatındaki bazı Türki ve kavimsel değinmeleri bulunuyor. Yazdığı insanların şarkılara verdiği tepkileri komşu milletlerin nezdinde aktardığı bazı bölümler var (sadece bu kısımlar dahildir.)


Gabdulhay Ahatov: neredeyse tüm makaleleri


Wilhelm Barthold: Turkestan Down To The Mongol Invasion, An Historical Geography of Iran, Central Asian Turkish History Lessons


László Rásonyi: Tarihte Türklük, Duna hidak: Régi török ​​emberek a Duna (yazarın ilk eseri diye hatırlıyorum. Orta Avrupa için bazı noktaları incelenmeye değer)


Wolfram Eberhard: conquerors and rulers: social forces in medieval china, china und seine westlichen nachbarn: beitr. zur mittelalterl. u. neueren geschichte zentralasiens, kultur und siedlung der randvölker chinas, a history of china: children history (adına bakmayın kuvvetlidir)

Tarih Kazanı

Tarih-i Harp

Savaş tarihi, büyük komutanlar ve stratejileri Türk tarihine dair mülahazalar ve Türk tarihindeki münakaşaların izah adresi.

Related Post

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir