Turani Kavimler (V)

357 0

 Türk Kavimleri

Ebediyete intikal etmiş aziz şehitlerimizin ruhlarına bir fatiha bağışlamanızı, kor alevin bucak bucak düştüğü memleket ocaklarına sabır dilemenizi, bağrı paralanmış şehit analarına ve yiğidini yitirmiş babalara yüce Allah katında şehadete ermiş evlatlarının yüzü suyu hürmetine her mecrada destek çıkmanızı, yoğun bakımda lösemi hastası olan 10 yaşındaki kız yeğenime dualarınızı eksik etmemenizi rica ederek bu seride sıkıntılı kavimleri geride bırakıp artık Türk kavimlerinin Turan için ne izah ettiğini, zor günümde kalemimin yettiğince giriş yaparak sizlere sunmak isterim.
Buyurun…

Turani kavimlerin tamamının ilk vatanlarının Issık-Göl ve Altay dağları havalesi olduğunu bir önceki girizgahımda belirtmiştim. Daha önce de belirttiğim Türki ve diğer Turani kavimlerin büyük bir kısmı sonra Asya’nın her tarafına, adalarına hatta Avrupa’ya göç ederek yayıldılar.

Türk boyları Turani kavimlerin eldaşı ve en eski boylarındandır. Onlar da diğerleri gibi zaman içinde Issık-Göl ve Altay Dağları’na sığamayıp, birçok boylara bölünerek çeşitli coğrafyalara göç ettiler. Bir ucu kuzey-doğu, Japonya ve Sarı Deniz boylarından Fin kavimlerinin güneyinden (bazı durumlarda bunlara karışarak) batıya, doğruca Vistül nehrine kadar ve oradan güneyde Don nehrine ve tabii olarak oradan da doğu bölgelerine Karadeniz-Azak denizleri kuzeyine, Kafkas dağları etekleri, Azerbaycan, Hazar Denizi güneyinden Amuderya’nın her iki sahil şeridine, çok önceden (II. Filip ve daha da öncesinde) Greklerin Bactriya dedikleri günümüzdeki Tohoristan bölgesi, Belh ve Herat civarlarına, Pamir ve Hint ve Hindikuş dağlarına ve oradan da Tibet platosu batısına ve oradan kuzey-doğuya, Tibet ve Çin’in kuzey-batısından Çin Seddi Kuzeyinden yine denize kadar uzanan toprakların tamamında Türk asıllı kavimler saçılarak yerleşmiştir.

Türk unsurları bu yerlerin en eski sahipleriydiler; doğal olarak komşularıyla birlikte. Gerçi bu toprakların güney-batısından Ariler ve Kuzeyinden Finlerin geçip gittiklerini olası bir tahmin etme durumunda kalırsak da tarihin kaydedildiği günden beri buralarda Türk asıllı kavimler devamlı bulunmuşlar ve sözü edilen toprakların sahipleri olmuşlardır.

Kıpçak Türkleri üzerine çok derinlemesine sayı bakımından Türkçe kaynak bulmak zor. Türklerin eski meskenlerini Kıpçaklar üzerinden (Ahıskalı olarak) daha derinlemesine komşularının da içtimai siyaset ve yaşantılarından bahsederek ele alma taraftarıyım. Komşularının da ifadelerine göre Türklere yerli halk isimleri verilmiştir. Mesela Didi-Türkoba gibi. Gürcüce didi büyük anlamına gelir ve bu aranızda Azerbaycanlı arkadaşlarımız var ve bunu okuyorsa ne demek istediğimi erkenden kavramıştır. Ama Kartlıların Davit IV’den sonraki Kıpçak asıllı Türklere (mesket demeyin külahları değişiriz) bir takım etnik yozlaştırmaya yönelik dini-kimliksel isimler takıldı. Zamanı gelince bahsederiz. Konuya dönersek, Türklerin başka kavimler üzerinde hakimiyet kurarak yerleştikleri ülkeler bulunuyor. Yani her yörede yaşayan Türk kavmi de oranın ilk sahibi demek açıkça ahmaklık göstergesi olur.

Misal Doğu Roma’dan çok daha önce Kama-Tarkan keşif kolları Anadolu-Tunceli(Attila ile birlikte)-Ankara ve Kudüs ekseninde bir takım değerleriyle belli bir süre Anadolu’da hakimiyet kurmuşsa da bu coğrafyanın kendini Romalı olarak tanımlayan öz Rumların ata toprakları olmadığını doğurmaz. Anadolu ve Rumeli dolaylarının yoğun akınlara maruz kaldığı 1064 yılını baz alırsak (Ani’nin hakmiyete girmesi milat olursa) bunu 1071’le de kalıcı yurt haline getirme gayreti eklendiğinde yaklaşık 956 yıllık bir fütuhat azmi coğrafyanın Türkler tarafından sonradan kanlarının son damlasına kadar yurt edinecekleri ebedi vatanı olduğu olgusunu doğurur. Hulasa sonradan gelip sahiplendiğimiz coğrafyalar içerisinde başta belirtmek isterim ki Anadolu vardır; yiğidin hakkını yemeyelim hakikaten öz yurtlarda olmayan sahipleniş sonradan bütünleştiğimiz vatanlarda harlanmış halde.

Diğer coğrafyaları da dile getirmek gerekirse Kuzey Denizi ile Baltık Denizi ve adalarından ta Elbe nehrine; Avusturya ortalarından, Afrika’da Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Libya, Dımaşk, Arabistan, İran, Afganistan, Hindistan, Çin toprakları Türklerin hakimiyetinde sonradan bulunmuş yerlerdir.
Türklerin ilk keşiflerini gerçekleştirdikleri döneme bakarsak, diğer Turani kavimler gibi her tarafa dağılmayıp ana vatanlarında tutunarak, onun bütün köşelerine yayıldılar. Son zamanlara kadar sözü edilen yerlerin sahip ve efendileri onlardı. Bu sebeple Orta Asya denilen devasa topraklar ve bozkırlar Türklere nispet edilerek “Büyük Türkistan” ve Çin sınırına yakın Ordu Kent civarları “Küçük Türkistan” veya “Çin Türkistanı” adıyla anıldı vaktiyle. Türklerin sahip oldukları topraklar çok geniş olsa da, zaman içinde nüfusları arttıkça bunlardan bazı kollar uzak diyarlara doğru göç etmeye mecbur kaldılar. Türk boyları bu koca coğrafya içinde küçük boylara bölündüler.

Genelde bu bölünmenin sebebi konar-göçer hayat sürmeleri olarak belirtilir. Kendi aralarında birbirlerinden ayrılmak için çoğu kez coğrafi isimler, toprak, su, nehir ve dağ gibi adlarını alırlar. İranlılar, Çinliler, Grekler tarafından verilmiş başka isimlerle de tabii anılırlardı. Mesela Akhunlar için Doğu Romalı kaynaklar Eftalit, Çin kayıtlarında Ak-Hiung-nu, Hint yazılarında ise Sveta-Huna adı verilmiştir. Ben bu isimlerden bizlere ibret olacakları veya günümüze kadar hayatta kalmayı başarmış bulunanları anlatmaya çalışacağım. Fakat dünyaya gelişiyle yok oluşu fark edilmeyen küçük gruplar üzerinde durulmayacağını şimdiden belirtmek isterim.

Bir not eklemek arzusundayım. Dünyanın yarısı neredeyse bizde imiş demek doğru değil. Bilakis Dünya’nın tamamına çeşitli dönemlerde hükmetmiş kavmin tohumları olan bizler bu bakiyemizin üzerine koyarak palazlanmalıyız. Çünkü bütünleşik olarak Türk veya Türk-İslam devletlerini göz önüne getirirsek neredeyse m.ö 220’de başlayan ve m.s 1693’te (milat sonrası) Türklerinin en geniş sınırlara ulaştığını; 1400’lere kadar Amerika Kıt’asının keşfedilmediğini de işin içine kattığımızda biz Dünya’nın her yerine hükmetmiş oluyoruz. Bugün Avrupa’nın en geniş sınırlara sahip devleti olan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu veya Roma İmparatorluğu hatta en geniş (sömürge) sınırlarıyla İngiltere bile bizim çok ama çok daha gerimizdedir.

Hazırlayan: Mertcan Abbasoğlu

Kaynaklar:

Kemal Karpat: Osmanlı ve Dünya: Osmanlı Devleti ve Dünya Tarihindeki Yeri


İbrahim Kafesoğlu: Umumi Türk Tarihi Hakkında Tespitler, Görüşler, Mülahazalar,
Türk Millî Kültürü


Gyula Nemeth: Attila ve Hunlar

Nevra Necipoğlu: istanbul Araştırmaları Yıllığı


Halil Berktay: Kabileden feodalizme (sadece siyasi alanın içtimai muhatap
konuları)

Mehmet Fuat Köprülü: Tarih araştırmaları, Türk tarih-i dinı̂si, Türkiye tarihi Anadolu istilâsına kadar Türkler,


Suematsu Kenchō: A fantasy of far Japan, The Risen Sun, China’s Historical Expansion


Zeki Velidi Togan: Umumi Türk Tarihine Giriş, Hâtıralar: Türkistan ve diğer Müslüman doğu Türklerinin millı̂ varlık ve kültür mücadeleleri


Milton M. Meyer: Japonya Tarihi, Hanedanlık Döneminden Günümüze


Reşîdüddîn Fazlullah-ı Hemedânî: Câmi’ut-Tevârîh


Salomon Schweigger: Sultanlar kentine yolculuk, 1578-1581

Bahaddin Ögel: Türklerde devlet ve ordu mehteri: Hunlardan Osmanlılara : resimler ve sözlükler, Türk kültür tarihine giriş, Türk Mitolojisi ve Muhakemeleri, Dünden bugüne Türk kültürünün gelişme çağları, böyük hun imperiyası (okumak isteyenlerin orjinal dilinde okumasını isterim),

Sino-Turcica: Çingiz Han ve Çin’deki hanedanının Türk müşavirleri

Yusuf Akçura: Türkçülüğün Tarihi, Cengiz Han, Türk Yılı(1928),

Shimin Geng: Ancient Turkic grammar(dil bağları için güzel kaynaktır.), Uighur ancient literature, Western literature and history on the draft (her ne kadar taslak dese de bazı arşiv taramaları bu kaynaktadır)

Wang Guowei: Çin edebiyatındaki bazı Türki ve kavimsel değinmeleri bulunuyor. Yazdığı insanların şarkılara verdiği tepkileri komşu milletlerin nezdinde aktardığı bazı bölümler var (sadece bu kısımlar dahildir.)


Gabdulhay Ahatov: neredeyse tüm makaleleri


Wilhelm Barthold: Turkestan Down To The Mongol Invasion, An Historical Geography of Iran, Central Asian Turkish History Lessons


László Rásonyi: Tarihte Türklük, Duna hidak: Régi török ​​emberek a Duna (yazarın ilk eseri diye hatırlıyorum. Orta Avrupa için bazı noktaları incelenmeye değer)


Wolfram Eberhard: conquerors and rulers: social forces in medieval china, china und seine westlichen nachbarn: beitr. zur mittelalterl. u. neueren geschichte zentralasiens, kultur und siedlung der randvölker chinas, a history of china: children history (adına bakmayın kuvvetlidir)

Tarih Kazanı

Tarih-i Harp

Savaş tarihi, büyük komutanlar ve stratejileri Türk tarihine dair mülahazalar ve Türk tarihindeki münakaşaların izah adresi.

Related Post

ON BİRİNCİ BÖLÜK SİPERLERİ

Posted by - 2 Mart 2021 0
Osmanlı İmparatorluğu, 28 Temmuz 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı’nın ilk zamanlarında tarafsızlığını ilan etmiştir. Uzlaşma Devletleri ile ittifak yapma…

Turani Kavimler (VIII)

Posted by - 1 Eylül 2020 0
İskit yahut İskülüt Kavmi Kısım 2 Dara yani sınırları Hindistan’dan Anadolu’nun en batısına kadar uzanan Pers mülkünün meşhur hükümdarı I.…

Turani Kavimler (VI)

Posted by - 28 Ağustos 2020 0
Yakutlar Uzun süren tespitlerin ve bu tespitler dahlinde elde edilen kuvvetli tahminlerin neticesinde varılmıştır ki Türk halkları içinde birincisi ve…

İmparatorluğa Adanmış Hayat

Posted by - 21 Haziran 2020 0
Asıl adı, Michel Lattas’dır.Hırvatistan’da doğmuştur, fakat kökeni hâlen tartışılmaktadır.Her kaynakta farklı söyleniyor.(Macar-Sırp-Hırvat-Bosna)Onu diğer paşalardan ayıran yönü ise önceden Avusturya İmparatorluğuna…

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir