KIRK GÖKTÜRK (II)

405 0

“Ey Türk! Onlar senin aklını devşirmeden sen aklını devşir. Çoklar diye korkma, azız diye çekinme.”

Bilge Tonyukuk

KÜRŞAD ve 40 ÇERİSİ

Şipi Kağan’ın oğlu ve Tölis Kağan’ın kardeşi olan Kürşad, Çin sarayında muhafız olarak görev yapıyordu. Bu cesur Türk prensi, Çin İmparatoru’na karşı bir ihtilal düşünüyordu. Kendisi gibi cesur 39 arkadaşıyla birlikte hareket ederek İmparatoru öldürmek için plan yaptı. Amacı İmparatoru sarayın dışında bir fırsatını bulup öldürmekti.

Olayın ana karakterinin adı Çin kaynaklarında “Chie-shih-shuai” olarak geçmektedir. Hüseyin Nihal Atsız, Bozkurtlar adlı romanı için bu karaktere Türkçe bir isim aramış ve Kürşad namını uygun bulmuştur. Hikayenin romanda anlatıldığı günden beri Chie-shih-shuai “Kürşad” olarak hafızalara kazınmış ve bu tarihi şahsiyetin gerçek adı, telaffuzunun da akılda kalması zor olduğu için, unutulmuştur. Olayın adı da o gün bugündür “Kürşad Ayaklanması” olarak kalmıştır.

Kürşad’ın abisi Göktürkler’in yıkılışını görerek önceden Çin’e teslim olmuştu. Bu sebepten dolayı Kürşad ile abisi görüş ayrılığı içerisindeydiler. Bunun yanı sıra Kürşad rütbesini birkaç yıl içerisinde yükselterek Çin’de saray muhafızlarının generali olmuştu.

Kürşad 40 kadar eski Göktürk beyleri ile birlik olduğu gibi abisi T’uli Kağan’ın oğlu Ho-lo-hu’yu da kendi safına çekmişti. Plana göre saraydan çıkıp dolaştığı sırada Çin Veliahtı kaçırılacak ve onun vasıtasıyla saraya girilecekti. Daha sonra İmparator esir alınacaktı. Her şey yolunda giderse Ho-lo-hu Kağan yapılacak ve Türk Kağanlığı yeniden kurulacaktı.

19 Mayıs 639 tarihinde Kürşad ve 40 kadar adamı Çin sarayının etrafında prensi beklemeye koyuldular. Fakat tam o sırada hiç beklenmedik bir şey oldu. Muazzam bir fırtına patladı ve yağmur başladı. Havanın bozması sebebiyle Veliaht saraydan çıkmadı. Ancak ihtilal ertelenemezdi, bu gizli planın açığa çıkma tehlikesi vardı. Kürşad kararını verdi, saraya hücum edilip imparator kaçırılacaktı.

Bu saatten sonra Çin sarayı tam bir savaş meydanına döndü. Kürşad ve takipçileri saray muhafızlarıyla teker teker çarpışıyorlardı. Öyle ki dört savunma hattını da başarıyla geçtiler. Çin imparatorunu ele geçirmeye çok az kalmıştı ki Çinliler, Kürşad ve askerlerini geri püskürtmeyi başardı. Kürşad ve adamlarının bu kuvvetler karşısında durması imkansızdı. Ahırda buldukları atlara binip Ötüken’e doğru dört nala koşmaya başladılar. Wei Irmağı kıyısında Çinlilerle karşı karşıya geldiler. Çoğu burada hayatını kaybetti, bazıları ise kaçmaya çalışırken ırmakta boğuldu.

Yağmur öyle şiddetli yağıyordu ki köprü yıkılmış ve Kürşad’ın bütün yolları kapanmıştı. Kürşad ve Türk askerlerinin tek bir seçeneği kalmıştı; peşlerinden gelen Çinli savaşçıların üstüne atılarak ölene kadar kahramanca savaşmak, korkmadılar. Kahramanca savaştılar. Kürşad ve 40 çerisi ölmüşlerdi; fakat kaybetmemişlerdir.

Ayaklanma başarısız olsa bile Çin İmparatoru ve üst düzey yöneticiler çok korkmuşlardı. Türklerin Çin’den çıkarılmasına karar verdiler.

Bu ayaklanma Türklerin hiçbir zaman esaret altında kalamayacağının da bir göstergesiydi. Kürşad ve 40 kadar adamı bağımsızlık mücadelesinde yaşamlarını kaybettiler. Onların yaptıkları, “YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM” sözünün Türk tarihinde daima mevcut olduğunun da en önemli göstergesidir.

ATA YURDUNA DÖNÜŞ

Kürşad ayaklanmasından çok korkan Çin İmparatoru ve Çinli generaller, Türklerin Çin’den çıkarılması gerektiğine karar verdiler. Ancak Türkler ileride bir tehlike olabilirdi ve bundan dolayı yine Çinlilerin gözetimi altında yaşamaları gerekiyordu. Bu yüzden Göktürk hanedanından Simo’yu, Chilipi Kağan ismiyle Göktürk kağanı olarak atadılar. Ayrıca Çinliler ona Tang hanedanının soyadı olan “Li”yi de verdiler. Böylelikle Li Simo, Tang Hanedanı adına hüküm sürecek ve hanedandan birisi sayılacaktı.

Simo, tam Çin’den çıkacak iken İmparator T’ai-tsung’un yanına gelerek Tarduşlar’dan çekindiğini ve Çin sınırından çıkmaya cesaret edemediğini söyledi. Bunun üzerine İmparator, Tarduşlar’a bir elçi gönderdi. Göktürkler’in savaşmak için gelmediğini, sadece sayılarının artmasından dolayı eski topraklarına gönderildiğini söyledi. Eğer her iki tarafta birbirine saldırırsa Çin İmparatoru müdahale edecek ve her iki topluluğuda cezalandıracaktı.

641 yılında Simo’nun idaresi altında yüzbinden fazla Türk ata yurtlarına geri döndü. Simo, Çin İmparatoru’na elçi göndererek ona minnettar kaldığını ve Çin Seddi’nin kuzeyini İmparator adına her zaman koruyacağını bildirdi. Simo, 3 yıl kadar Göktürkleri idare etmeye çalıştıysada başarılı olamadı. Çünkü halk onun kuklalığını görüyor ve sık sık isyan çıkarıyordu.

Çin İmparatoru ve askerlerinin çoğu Çinliler için çok kutsal olan T’ai Dağı’na ibadet için gidecekti. Durumu fırsat bilen Tarduşlar, 200.000 ordu ile Simo’nun üzerine yürüdüler. Simo, çok ağır bir mağlubiyet alarak Çin’e sığındı. Bunları öğrenen Çin İmparatoru, Tarduşlar’ın üzerine üç büyük ordu gönderdi. Bu büyük ordularla başa çıkamayacağını anlayan Tarduş kağanı Bilge, Çin’e barış teklifinde bulundu. Ancak İmparator, Tarduşların sözlerinde durmadığını ve cezalandırılacaklarını söyledi. Tarduşlar, Çin orduları karşısında fazla dayanamayarak kuzeye doğru çekildiler. Kuzeyin soğuğuna alışık olmayan Çinliler ise ülkelerine geri dönmek zorunda kaldı.

Hazırlayan: M. Ömer Kılıç

Kaynaklar:
Ahmet Taşağıl, Göktürkler
Ahmet Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları

Tarih Kazanı

Tarih-i Harp

Savaş tarihi, büyük komutanlar ve stratejileri Türk tarihine dair mülahazalar ve Türk tarihindeki münakaşaların izah adresi.

Related Post

BÜYÜK İSKENDER (III)

Posted by - 29 Temmuz 2020 0
“Denemeyi bilene imkansız yoktur.” Büyük İskender -YENİLMEZ Pers topraklarını merkezli yeni bir imparatorluk kurmayı ve “Asya’nın hükümdarı” olmak isteyen İskender,…

AHİLİK -AHİ EVREN- NASREDDİN HOCA

Posted by - 4 Kasım 2020 0
AHİ EVREN AHİ TEŞKİLATLARININ KURUCUSUDUR.DERİ USTALARININ (DEBBAĞLARIN) PİRİDİR. HALK ARASINDAKİ ADI “AHİ EVREN”, GERÇEK ADI “HACE NASURİDDİN” KADILIK, SARAY PROFESÖRLÜĞÜ…

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir