İSLAMCI/ ÜMMETÇİ /DİNİ TAASSUP BEZİRGÂNLARININ TÜMÜ, HEM SAHTE HEM DE SAHTEKÂRDIR.

856 0

SİYASAL İSLAMCI/ DİNİ TAASSUP BEZİRGÂNLARININ TÜMÜ, HEM SAHTE HEM DE SAHTEKÂRDIR. İSLAM’DA NE BÖYLE FIRKACILIK, NE BÖYLE CEMAAT, NE BÖYLE TARİKATÇILIK YOKTUR. İSLAM DA RUHBAN YOKTUR. “ŞEYHİM, ŞIHIM” MASKARALIĞI YOKTUR.

SOSYAL MEDYA’DA PATLAYAN YOĞUN TEPKİ ÜZERİNE FATİH NURULLAH ŞAĞBAN’A “SAHTE ŞEYH” DİYEREK DİĞERLERİNİ AKLAMAYA/PARLATMAYA ÇALIŞIYORLAR!

İSLAMCI GAZETELER, İSLAMCI PARTİ VE FAALİYETLERİ, CEMAATLER, TARİKATLAR DİN SÖMÜRÜSÜ YAPAN TÜM OLUŞUMLAR SAHTEDİR. BUNLARIN İSLAM DİNİ ADINA YAPTIKLARININ TÜMÜ SAHTEKÂRLIKTIR.

Sevgili okurlar,

Algı yönetimi, toplum mühendisliğinin bir adım ötesidir. Algı yönetimi, mevcut bir düşüncenin insanların bilincine ve bilinçaltına empoze edilerek kabul ettirilmesidir.

Algı yönetiminin amacı, insanların, devlet ve toplulukların algılarını belli bir yöne kanalize etmektir.

Algı yönetiminde amaç, eldeki bilgi ve duygular vasıtasıyla kitlelerin duyularını ya değiştirmek ya da var olan durumu olduğundan farklı göstermektir. Kısacası ve insan ruhuna tesir eden tüm basın ve yayın organlarını en etkin biçimde kullanarak insanların zihnini yönetmektir.

Sevgili Okurlar,

Bu gün Tv ve gazetelerin %90’ı İslamcı/ümmetçi/dini taassubun kontrolü altındadır. Türkiye’de Ümmetçilerin/İslamcıların “Cumhuriyet yıkıcılığı” hedefleri ve halkı mankurtlaştırıp Türklüğünden uzaklaştırmayı hedefleyen ideolojileri ile Batı’nın “Şark Meselesi – yeni adıyla BOP – Türksüz Anadolu” projesi örtüşmekte, Batıyla, etnik ve dini taassubun Türkiye üzerindeki hedefleri çakışmaktadır.

Etnik ve Dini taassup bu sebeple Türk vatanını düşmandan kurtaran Atatürk’e alçakça saldırmaktadır. Dini taassup bu sebeple Atatürk’ün Türk Milletini korumak, Türk Milletinin ilelebet var olmalarını sağlamak maksadıyla kurduğu Cumhuriyeti yıkmaya çalışmaktadır. İslamcı/ ümmetçi görüşe sahip ister siyasi olsun isterse cemaat veya tarikat görünümlü olsun bunlar Batı’nın içimizdeki ajanlarıdır.

Bu hainler tayfası uzunca bir sakal, sarık ve cüppeyle gezdikleri, Batı’nın sermayesiyle beslendikleri, TRT’de bile programlara çıktıkları için insanlarımız bunları iyi bir şey gibi görmektedir. Hâlbuki bunların tamamı sahtekârlar sürüdür.

Türk’ün binlerce yıldır karşılaştığı her dine aktardığı güzel ahlakı ile kendini bulmuş İslam İnancı yerine Emevi artığı biatçı, Arapçı, Türk düşmanı bir zihniyet “İşte İslamiyet budur” diye insanlarımıza dayatılmaya başlanmıştır. Halkın bir kesimi bunların yörüngesine girerken önemli bir kısmı bu durumu tepkiyle karşılamıştır.

TV’lerde, Videolarda, hoca görüntülü İŞİD sakallı meczuplar Atatürk düşmanlığı, Cumhuriyet düşmanlığı, Kurtuluş Savaşı aleyhtarlığı yapmaya başlamış, İş bununla da kalmamış,Tv’ler bu İŞİD sakallı meczuplar sürüsünün FETVA mercileri haline gelmiştir.Adamlar yalanları işlerine geldiği gibi sıralamakta insanlarımızın yarıya yakını bu serserilerde bir hikmet var sanarak bunlara saygı göstermektedir.

Bunlar kendilerini tasavvuf erbabı gibi göstermektedir. Halbuki Türkiye’de 13-15.yy’larda Türklük şuurunu diriltmek, insanlarımıza Türk’ün binlerce yıllık din anlayışından, Milli kültüründen, An’anelerinden kaynaklı erdemi, iyiliği , dürüstlüğü, yardımlaşmayı, akıl ve bilimi, güzelliği, sevgiyi, iç barışı, toplumsal dayanışmayı, kahramanlığı öğreten tasavvuf inancıyla bunların bir alakası bulunmamaktadır.

Bu günkü ortada dolaşan Profesörlerin, Kürtçü Nakşibendi koluna mensup olanların veya Sabatayist Dönmelerin kurduğu tarikatlar da ki öğretiler ve bunların konuştukları tek şey bel altı ile ilgilidir.

Ünlü İslamcı Profesörün söylediklerine bakar mısınız? “ Çay şehveti artırır” İşin garibi Giresun da aynı gün bir mitin yapılıyor halkın kafasına çay atılıyordu.

Profesörler öyle açıklama yapıyorlar ki ister istemez “Bunların tamamı pedofili” diyorsunuz. Bu kadar sahtekârlık, bol huri edebiyatı, milletin karısına kızına veya küçücük evlatlarına kadar sarkan taciz ve tecavüzleri milletin tepkisini çekmiş, halkımız “Eğer İslam buysa?” dedirtmeye başlamıştır.

Cüppeli’nin eline aldığı 10 liralık terliğe “Nal-ı Şerif” diyor,”bu terliği giyenler Hz. Muhammed’i rüyasında görüyor.”diyerek halkı dolandırıyordu. Tüm bunlara rağmen Bu İŞİD sakallı din bezirganı her hafta Habertürk TV’de iki saati geçen program yapmaya devam ediyordu.

İslamcı Ensar vakfında 45 evladımıza tecavüz edildiği ortaya çıkıyor, İlgili Bakan olan Bayan Ramazanoğlu konuyla ilgili yaptığı Basın açıklamasında Ensar vakfını övüyor ve Ensar vakfında böyle bir olayın ortaya çıkması onu küçültmez “Bir defadan bir şey olmaz” diyerek Ensar Vakfına sahip çıkıyordu.

(Düşünebiliyor musunuz? Böyle bir olay dünyanın neresinde olursa olsun, Bakan ile istifa ederken evlatlarımızı bu iğrençliğin ortasında bırakanlar bu iğrençliğin olmasına sebep olan kurumu savunuyorlardı.)

Burada yazmaktan hicap duyacağım yayınlanmış sonra iptal edilmiş fetvaları, İslamcı yandaş gazetecilerin ve muhtelif dini kurumdaki kişilerin yaptıklarını ve söyledikleriyle vaktinizi almayayım.

Tüm bunlar oluyor da sonra nasıl halk bunları önemsemez hale getiriliyor? Halk nasıl olayı ya anlamıyor ya duymuyor veya duysa bile “o şeyh bu işi yaptı diye tarikatlar suçlanamaz” diyebiliyor?

İşte burada algı yönetimi devreye giriyor.

Sevgili Okurlar,

Uzun yıllar ulusal bazda yayın yapan Türk Milletinin gönlünde yer etmiş yüksek tirajlı bir gazetenin sahibi ve Genel Yayın yönetmeni olmamız sebebiyle Toplum Mühendisliği veya algı yönetiminin basın yoluyla nasıl yürütüldüğünü daha yakından gördük, yaşadık, genelde izledik.

Perdenin önünde görüleni değil, perdenin hatta duvarın gerisinde nelerin döndüğüne onlarca defa şahit olduk. Ancak vicdanımız ve milli duruşumuzun etkilenmesine fırsat vermedik. Kesinlikle kimsenin tesiriyle manşet atmadık haber yazmadık yazdırmadık.

Muhtelif gazetelerde Köşe yazarlığı yaptığımız yıllarda derinlemesine bilgi sahibi olmadığımız, doğruluğu konusunda aklımıza vicdanımıza uymayan hiçbir konuyu nasıl gündeme getirmediysek gazete çıkardığımız yıllarda da Türkeli gazetesinde gerçek dışı bir haber yazılmasına veya yayınlanmasına müsaade etmedik. Bu sebeple Türkeli okunan elit bir gazete oldu. Bu sebeple Milliyetçi veya Solcu tüm vatanseverlerin müşterek yazılarıyla yer aldığı bir gazete oldu. Bu sebeple iyi bir tiraj kazandı.

Ancak yaşadığımız yoğun tecrübe sebebiyle basında gördüğümüz her haber ve köşe yazısını veya televizyonlarda izlediğimiz her haberi samimiyetle mi yazıldığını yoksa toplumda algı oluşturmak için mi yazdırıldığını anlıyor, Şahıs televizyonda konuşurken yüzünden mimiklerinden, samimiyetini veya bu şahsı hangi oluşumların veya şahısların sırf toplumda ALGI oluşturmak için neler öğütleyerek veya neler vadederek Tv’ye çıkardıklarını, görür gibi oluyoruz. Tabii ki bu çarpık, iğrenç, milyonlarca insanımızın bilincini, bilinçaltını etkileyerek, onları doğrular yerine yanlışlar yönünde karar almaya yönelten ALGI OPERASYONLARI bizi çok üzüyor!

Mesela Fazlı Nurullah adıyla dev bir tarikat kurdurulan Fatih Şağban adlı meczup hakkında Bu gün Yeni Şafak Gazetesi bir haber yapmış Bakınız ne Diyor “12 yaşındaki çocuğu taciz ettiği için tutuklanan ‘Fatih Nurullah’ takma adlı sapık ‘sahte şeyh’ Eyüp Fatih Şağban hakkında yeni detaylara ulaştı. “30 yıldır entrikalar çeviriyordu. Kendi dergâhını kurmak istedi. Milyonluk arazileri var”

Baktılar olay Sosyal Medya’da bomba gibi patladı. Tepkiler çığ gibi büyüdü. Protokoller de ağırlanan, TRT’de maaşlı programlarda boy gösteren meczup efendi’nin adı “SAHTE oluverdi. ALGI OPERASYONU işte böyle yapılıyor. Maske düştü mü “SAHTE” deyiver zeytinyağı gibi üste çık bir de alkış al!

En kaliteli deterjan bile Yeni Şafak Gazetesi Kadar bu tarikat ve cemaatleri bu kadar iyi temizleyemez!

Sevgili Okurlar,

Siyasal İslamcı/ Dini Taassup bezirgânları tümü, hem sahte hem de sahtekârdır. İslam’da ne böyle Fırkacılık, ne böyle Cemaat, ne böyle tarikatçılık yoktur. İslam da ruhban yoktur. Kutup yoktur. Kutub-ul bilmem ne makamları yoktur. İslam da Allah ile Kul arasında şahıs giremez. Şahısta veya bir yerlerde keramet aranmaz.

Eski Türk inançlarında da Türk’ün İslam inancında da kişi eğer Tanrı’ya ulaşmak istiyorsa ellerini açar yüreğindeki, gönlündeki, her zerresindeki ihlas iman ve inançla kendini onun katında bulur.

Bu sebeple başta İslamcı gazeteler, İslamcı parti ve faaliyetleri, cemaatler, tarikatlar din sömürü yapan tüm oluşumlar sahtedir. Bunların din adına yaptıklarının tümü sahtekârlıktır. Bunların Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlıkları ise İşbirlikçi olduklarının açık delilidir.

Türk milleti Türk tarihinin en büyük ihanetlerinden birisi ile karşı karşıyadır.

Bu İslamcı/Ümmetçi sahtekarlar ortaya çıkana kadar Türk Milleti %99’u Müslüman, dini tartışmalardan uzak Türk’ün güzel ahlakı ile yorumlanmış samimi ve birlik ve bütünlüğün olduğu, kimsenin bir diğerinin inancını sorgulamadığı, kimsenin kendini bir diğerinden daha Müslüman ve bu sebeple cennete gideceğinden emin görmediği, böyle bol hurili konuşmaların söz konusu bile olmadığı, toplumun huzur ve sükun içerisinde olduğu bir yaşantıya sahipti.

Sevgili Okurlar,

Amerika ile yapılan ikili anlaşmalardan itibaren Batı, Din istismarı için yeni mevziler kazanaya başladı. Demokrat Parti zamanında, Said- Nursi parlatılmaya başlandı. 60’lı yıllarda cemaatleşmeye hız verildi. Gericiliğin ve yobazlığın Cumhuriyeti tehdit eder hale geleceğini gören Çetin Özek, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu,Tarık Zafer Tunaya gibi sayısı fazla olmayan kıymetli bilim ve fikir adamları bu duruma tepki gösterseler de yazdıkları dergiler, kitaplar bu gün unutuldu. 40 yıldır sahaflardan veya devraldığımız kütüphanelerden elimize geçen kitap ve dergilerde bu şahısların yaptıkları fazilet timsali mücadeleyi üzülerek izledik.

Sevgili Okurlar,

Erbakan’ın MNP ile Din siyaseti sokuldu. 70’lerde 80’lerde Turgut Özal ile Kürtçülük Din maskesi arkasına gizlendi. 90’larda sırtına bir cüppe geçirip bir kucak sakal bırakan sahtekârlar ya bir cemaatin veya bir tarikatın bilmem ne kolu olarak arz-ı endam etmeye başladılar. Adnan Hoca denilen Sahtekar bile yanında esir ettiği bayanlarla TV’sinde 25 yıl saltanat sürdü. Bu gün geldiğimiz yerde artık iğrençlik kabul edilemez boyutlara ulaştı.

Sevgili Okurlar,

İslamcılar/Ümmetçiler İslamiyet’e o kadar zarar verdiler ki, artık bu zararı düzeltmeye çalışmak ve “Hayır İslamiyet öyle değil böyle” demek faydasızdır. Hatta bir takım tartışmalar gençlerimiz tarafından anlaşılamadığı, sürekli din tacirlerinin ekmeğine yağ sürdüğü için gereksiz ve zararlıdır.

Siyasal İslam ilk zaferini kazanmış, Türk’ün Binlerce yıllık inançlarının harmanlanmasıyla oluşan güzel ahlaka ve akla gelebilecek tüm güzelliklere iyiliklerle anılan İslam anlayışını yok etmiştir. Ortaya Emevi artığı Arapçı zihniyetin dayatmaları çıkmıştır.

Bu gün AKP zihniyetine tepki ile yaklaşan henüz yeterli donanıma sahip olmayan gençlerimizi dini tartışmalar ile meşgul etmenin sağlayacağı bir fayda kalmamıştır.

Milliyetçiler/Ulusalcılar olarak artık din tartışmalarından uzak durmalı yetişmekte olan gençlerimizi, Yüksek Türklük şuuruyla, Atatürk ve Cumhuriyet sevgisiyle yetiştirmelidir.

Halen milletimizin yarıya yakını uyuyor. Milliyetçi bir Parti bunlara destek verirken diğer Cumhuriyetçi veya Milliyetçi Parti Genel Başkanları bile Cumhuriyeti yıkacaklarını açık açık söyleyebilen Abdullah Gül’e açak veya örtülü destek vermektedirler!

Milletin siyasi sahipleri yoktur!

Türk Milleti titreyip kendine gelmelidir.

Türk Milleti uyandırılmalıdır. Burada bir avuç 20yaşında 40 yaşında 60 yaşında veya 80 yaşında bir Avuç genç arkadaşımız, Atatürk genci olmanın gururuyla ve Atatürk’ün Türk Gençliğine hitabesi şartları dâhilinde bitmez tükenmez bir heyecanla mücadele verirken milletimizin yarıya yakınını uyandırma görevini de üstlenmiş bulunmaktadır.

Bu Kurtuluş Savaşı öncesinde veya sonuna kadar, halkı aydınlatmak için koşturan Kuvvacıların veya telsiz-telgrafçıların son nefeslerine kadar yaptıkları onurlu mücadeleden farksızdır.

Tüm Değerli Arkadaşlarımıza en içten duygularımla Sevgi ve Saygılarımı sunuyorum.

TANER ÜNAL

Related Post

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir