İran Türkiye’nin Güvenliği İçin Parçalanmamalıdır

Mertcan Abbasoğlu at 4 Şubat 2021 tarihinde gönderildi
740 0

İran’daki Molla yönetiminin mevcut gücü yapabilecekleriyle sınırlıdır. Bir Türkiye gibi keskin manevralar yapamayacak kadar da hantal askeri doktrinlere sahiptirler.

***

Evet İran nükleer güce sahip ve evet İran çok kalabalık bir orduya ve bu ordusunu da (ABD ambargosunu delip geçebilirse) petrol satışıyla besleyebilecek durumdadır. İran’da mollalar petrol üzerinde yüzerken dış siyasette etkinliği konusunda yakın teması dışındaki sahalarda ağzından çıkanların tesiri dahi yoktur. Çünkü o toprakların rolünde Safeviler’den (kendi bölgesinde güçlü, Osmanlı’ya mukavemet gösteren Türk devleti) bu yana Dünya siyasetine yön vermek konusunda vitamin olma salahiyeti hiçbir zaman olmamıştır.

***

Olmayacaktır da…

***

Geçtiğimiz günlerde Cevad Zarif’in mevcut Nükleer silahlarının arkasına sığınarak ettiği rest kelamlarının Avrupa ve Amerika nazarında zerrece dikkat çektiğini düşünmek çok gülünç olur. Çünkü Nükleer silaha sahip olmak demek aslında sana kimse “dokunamaz” demek değildir.

***

ABD, İran Devrim Muhafızları mensuplarını salam gibi doğruyor, İsrail Tuğgenerallerini alenen öldürdüklerini beyan ediyor, Basra’da pusuya düşürülüyorlar savaş gemileri delik deşik ediliyor, ABD’ye Hürmüz’e sıkıştırırız sizi diyor, ABD’li savunma bakanı Bill Urban’ın açıklamalarından sonra geri adım atıp sahil şeritlerine geri çekiliyor… en kötüsüyse tüm İslam aleminin ortak illallah ettiği ABD’yi yıkacağız dediğinde de yanında tek bir Allah kulu saf tutmuyor. Neden tutsun ki?

***

Nerede kaldı Nükleer güç?

***

İran ne İsrail’de ne de ABD’de bir taşı dahi çatlatamaz. Gerçi kim çatlatmış ki sen yapasın?

***

Sevgili okurlar Nükleer güce sahip olmak caydırıcılık getirmez. Kullanmaya korkmamak caydırıcıdır. Sivri dişi olan her cins hayvan ısırır. Ama kuduz (ABD) olan ile fino (İran) olanın ısırdığı arasında fark vardır. Yok mudur? biri sizi ölmemek için kuduz aşısı olmaya zorlar diğeri gülmenize. 6 ve 9 Ağustos’ta Japonya’yı ABD ısırdı. Bakınız ordusuz ve ABD’nin bölgede üzerine basarak siyaset yürüttüğü, Çin’i Japonya ve G. Kore üzerinden çevreleyebileceği bir diplomasi üçgeni (Amerikan Pasifiği) oluşturuldu. Oluşturulmadı mı?

***

Yakın geçmişten bir örnek daha vermek gerekirse Hindistan ile Pakistan arasındaki Keşmir çekişmesidir. Bu bölge Hindistan’ın işgali altında. Her iki taraf da kanlı şekilde birbirine düşman ancak herhangi birinden “tehditvari” açıklama dışında bir diğerini haritadan silmeye yeltendiğini göremezsiniz. Neden? -Çünkü Nükleer silah üretenlerin zincirleri o gücü kullanmaktan çekinmeyenlerin elindedir.

***

Ancak İran’ın Ortadoğu’daki hakimiyeti gittikçe kaybettirilmeye başlandı. Bunu yapan Türkiye’dir. Çünkü Türkiye İmparatorluk mirasının peşinden koşarken, İran Şiiliği kendisine kodes yapmak ve kurduğu ufacık dünyasında efendi olma derdindedir. Türk’ün derdi Turan altında ihtiyaç olan adil medeniyeti himaye etmektir!

***

ermenilerin Tovuz saldırısıyla birlikte İran’da son kozunu kullandı ve ermenilerle birlikte köşeye sıkıştırıldı. ABD ve İsrail bunun farkında ve İran’ın nabzını yoklamak adına iki eylem gerçekleştirdi geçtiğimiz haftalarda.

***

ABD Katar ile deniz yetki antlaşması imzalayarak bölgede meşru olarak, hukuka uygun olarak deniz gücü bulundurma salahiyetini eline aldı, İran sesini çıkaramadı.

İsrail yine İran’ın Devrim Muhafızları kumandanlarından biri olan İran’ın ödüllü akademisyeni ve İran Nükleer programının da en üst düzey ismi olan Tuğgeneral Muhsin Fahrizade’yi (Abserd’de) öldürerek bu duruma karşılık İran’ın tutumu yoklandı. Ancak görmekteyiz ki İran “araştırılmasını talep ediyoruz” açıklamasından öte gidemedi.

***

Yahu İsrail zaten ben öldürdüm diyor ne araştırması? Ha bir de İsrail’i dümdüz ederiz dediler de o pek duyulmadı, kısıktan söylediler…

***

Görüldüğü üzere vıcık vıcık petrol üzerinde yüzmek de Nükleer harikalar yaratmak da nafile. Allah Nemrud’u sinekle aciz bıraktığı gibi İran’ı da (nükleer gücü olmayan bir devlet) Azerbaycan’ın bölgedeki başarısıyla, İran-Rusya arasındaki bağlantıyı sağlayan ermenileri Türk’lerin hercümerç etmesiyle İran Pers Yönetimini köşeye sıkıştırmıştır. Bu duruma gelmeyi kendileri arzuladılar, takdir ilahi sevgili okurlar.

***

Ve nihayet 10 Kasım ile gelen zafer İran’ı günümüzdeki aciz duruma düşürmüştür. ermenilerin işgal ettikleri Karabağ’dan çekilişi İran’a hançer sapladı. Ancak İran’ın politikasını sekteye uğratan şey Turan Koridoru (Nahçıvan Koridoru)’nun açılmasıyla Türkiye’nin bölgeye intikali ve İran’ın ermenilerle dolaylı yoldan da Ruslar ile olan bağlantısının kesilmiş olmasıdır. Zira Rusya’nın Kafkaslarda etkinliğinin Azerbaycan sayesinde dizginlenmesi ve bir noktadan sonra elimine edilmesi bölgedeki güç dengesini son derece şiddetli etkileyecektir de.

***

Rusya içten içe çürümekte ve güvelenmiş ahşap gibi gün geçtikçe erimekten kendisini kurtaramayacak kadar sefil bir haldedir gayrı.

***

Bu çağ Türk’ün çağıdır arkadaşlar.

***

İran’ın köhne varlığı da artık Türk’ün iki dudağı arasına sıkışmıştır, Turan Koridoru sonucunda. Meclislerinden çığlıkları yükseliyor. Yükselmeli de zaten!

***

Turan, Pers’in kâbusudur da o yüzden.

***

Gelelim İran’ın son kaçar yolu olarak Türkistan üzerindeki Rusya bağlantısına. Sevgili okurlar Türkiye’nin hiçbir faaliyet yürütmeden Rusya içerisinde egemenlik sağladığının farkında mısınız?

***

Azalan Slav nüfusuna karşılık her yeni doğan Türk ve Müslüman çocuğun ailesine bereketiyle geldiğinin de farkında olmalısınız Rusya içerisinde. Rusya’nın aşırı sağcı görüşte olan lideri Vladimir Jirinovski ne diyor bilir misiniz? “Türkiye ile ilişkileri düzeltmeliyiz. Müslümanların gelecek 10 yıl içerisinde 30.000.000’dan ve 50 yıl içerisinde ise 65.000.000’dan fazla olacağı söyleniyor. Ya ilişkileri düzeltiriz ya da Müslüman nüfus içerisinde yok oluruz”. Bunu söyleyen bir Rus… okuyan ve halen daha inanmıyor olanlar bizler olmamalıyız.

***

Başka bir konuya daha değinmek lazım çünkü bunlar bağlantılı.

***

Rusya Kazakistan üzerinde egemenlik ve diplomatik anlamda Kazakistan’ı müstemleke duruma düşürebilmek adına bir dizi sert çıkışlar gerçekleştiriyor. Şimdilik bunlar çok hafif kalır şekilde. İlerleyen zamanlarda Putin’in Kazakistan’ı aşağılayan cümleler kuracağından çok eminim. Bu Bozkır ile tanış olan güçlerin meydan okuma şeklidir. Ama Kazakistan’ın bu süreçten bir kaçar yolu vardır ki o da ermenilerin mevcut durumdan yenilgiyle çıkmaları olacaktır. Türkistan Türkiye’den gövde gösterisi beklemektedir. Türkistan Türkiye’den Rusya’ya diş geçirmesini beklemekte. Ve ben iddia ediyorum Türkiye çok kısa zaman içerisinde (en az 4 ay içerisinde) Kazakistan’a askeri üs kuracağı tartışmaları başlayacak. Bu kaçınılmaz. Ve bunu Kazakistan kendisi isteyecek. Kazakistan’ın yavaş yavaş bölgede Bir Kuşak Bir Yol (Modern İpek Yolu) Projesiyle oluşmaya başlayan Çin tahakkümünden sıyrılarak hiç beklemediği bir ortamda tekrardan Rusya’nın kucağına düşmemesi için izleyebileceği tek yolu Türkiye’yi Ata topraklarına getirmesidir, bunun yolunu açmasıdır. Kazakistan yönetiminden 4 ay içerisinde Türkiye’nin askeri anlamda bölgeye gelebileceğinin yasal yollu işaretini vereceğine ben inanıyorum. Bakınız bu konuya çok dikkat etmeliyiz. Bu Türkiye’nin omuzlarına bindirilen sorumluluğu katlayarak arttıracak.

***

Şayet Türkistan’da da bir Türk Rüzgarı estirilerek Türk Cumhuriyetlerine “cesaret” verilirse ben merak ediyorum mezhepçilikle kafayı sıyırmış olan İran ne yapar? Herhalde ki ermenilere teçhizat naklederken elinin farklı dilinin farklı zikri tam terse döner ayakları üzerine kapaklanır zalim düzenini sürdürmekte Türk’e ricacı olur.

***

Peki Türk bunu kabul edecek mi? Elbette hayır. Gelecek 7 yıl içerisinde göreceğimiz İran senaryosu budur. Tek bir farkla. Trump ekibine yem olmazsa.

***

20 Mart 2020’ye kadar Trump’ın ya İran’ı karıştıracağını öngörüyorum ya da bu tarihe kadar yine Trump’ın İran’a yanlış ve kaygan adımlar attırarak mevcut askeri birliklerinden birini vurdurtacağını hasar alsın almasın ABD’nin bu merhalede İran’a askeri anlamda müdahalede bulunması için bir ortamın tahsis edileceği kanısındayım. Çünkü Ortadoğu’da herkesin ruhu belli bir raddeye geldiğinde satılıktır. Genelde bu bölgede satılığa çıkan ruhları da kendi menfaati için alan ve kullanan İran’dır. Bölgede ABD’nin hiçbir zaman uzlaşmaya varamadığı diğer devlet de sarsılmaz Türk devlet geleneğinin timsali Türkiye Cumhuriyeti’dir.

***

Trump’ın koltuğu bırakıp bırakmama efsanesine gelecek olursak zannımca esrarengiz şekilde “tekrar döneceğim” imajını verip akıllarda soru işaretleri bırakarak bir ihtimal Kongre Binası’nın veya Beyaz Saray’ın -eğer küresel odaklar dünyaya bir mesaj vermek isteyecek olursa- başına bir iş getirmek suretiyle Trump o koltuktan sessizce ayrılacaktır. Ama “esrarengiz bir imajla”.

***

Türkiye artık kolay lokma olarak yutulamayacak kadar büyümüş ve darbelerle, FETÖ gibi kumpaslarla, eski Amerikan stratejisiyle de sindirilemeyecek kadar katılaşmış yapıdadır. Midesine bu halde biri indirmeye kalksa tabir-i caiz ise kaya yutmuş olur. Ancak unutmamak gerekir ki Türkiye’nin en büyük problemi, ABD’nin Türkiye’de yetiştirip büyüttüğü FETÖ gibi bir teşkilatlanmayı Türkiye kendi menfaati adına ABD’de yaratamıyor olmasıdır. Geleceğin dengelerini şekillendirmek için şu süreçte kullanılan en etkili silah Nükleer silah değil (çok ses çıkarır), mevcut cemaatlerle, tarikatlarla (her ülkede ve dinde bu yapılanmalar mevcuttur) ülkelerin içleri, sistemleri kurcalanmaktadır. Kurcalanmıyor mu?

***

Dolayısıyla Türkiye’nin bu etapta eski yöntemlerle karıştırılması artık mümkün olmayacağı için bu bölgede ve Akdeniz’de Türkiye’nin yalnızlaştırılması moda oldu. 7 komşumuz var hepsi de Nuh’un gemisinden çıkma. Hangisiyle barışığız? Dolayısıyla tek çare önce İran’ın parçalanması ve direncinin kırılmasıdır (Trump ekibine göre).

***

Peki İran bu durumdan kurtulabilir mi?

-evet, İran bu durumdan kurtulabilir. Hem de mevcut toprak bütünlüğünün burnu dahi kanamadan. Hatta tek kurşun sıkmadan…

***

Azerbaycan’ın bir diğer esaret altında tutulan toprağı da Azerbeycan Devleti’nin güneyinde ancak İran’ın batısında kalan Batı Azerbaycan’dır. Pers yönetimi altında eziyet çektirilen Erdebil, Hamedan, Zencan ve Kazvin eyaletleridir…

***

İran’ın parçalanması Türkiye’nin ve Türk dünyasının işine gelmez. ABD’nin Irak’a girerken peşinde sus payı olarak getirdiği 8,500,000 $’lık köprü kredisine karşılık ABD’nin Ortadoğu’da yuvalanmaya başlaması ikinci defa gerçekleşirse bu Türkiye’nin tüm kozlarını kaybetmesine ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalabilmek adına tüm enerjisini harcamasına, erkenden tüketmesine sebebiyet verir. Vermez mi?

***

İşte bu cihetle Türkiye’nin İran içerisinde mezhepçi takıntılarını bir kenara bırakarak aynı hataya düşmeden güçlenmesi gerekiyor. Pers yönetimi içerisinde bulunan Türklerin İran kadrolarını doldurması, mevcut ucuz hamasetlerini kenara bırakarak Türk’ün varlık mücadelesi için çalışması, ilmi bilimi edinmesi ve İran’da önce memur kadrolarında etkin daha sonra köy ve kasaba idarelerinde ve en sonundaysa gümbür gümbür gelen diplomasiye uygun şekilde İran Meclisinde yer edindirilmelidirler.

***

Bunu yapmaz isek İran’ın parçalanması hiçbir şekilde faydamıza olmaz. İran’ın toprak bütünlüğü korunarak yönetimde Türk’ün sözü devlet nefesi olarak geçirilmelidir. Türkiye’ye de bu süreçte düşen rol İran’ı ABD’ye kaptırmamak ve İran’da Türk yönetiminin kurulması için hiçbir masraftan kaçınmaması gerekmektedir.

***

Prof. Dr. Osman Turan’ın tespiti gibi “ey hıyânetten daha zâlim olan merhâmet” şiarıyla İran’daki Türkler İran’ın yönetimini eline geçirmeli ve en tatlı galibiyetlerini onlara en acı verecek nokta olan iktidarsızlıkla yaşatmalıdır.

***

İran Türk’ün selameti için parçalanmamalı, Pers yönetimi bilakaydüşart devrilmeli ve kadim idarecisi olan Türk’ün egemenliğine geçmelidir.

Sosyal Bilimci Mertcan ABBASOĞLU

5 1 oy
Yazıyı Değerlendir
Bildirimler
Bildir
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle

[…] yazılarımda özellikle 6 Aralık 2020 tarihli “İran Türkiye’nin Güvenliği İçin Parçalanmamalıdır” adlı yazımda uzunca anlattım kanıtlarıyla birlikte bu ifademi(koyu renkli yazı […]

Mertcan Abbasoğlu

Mertcan Abbasoğlu

Osmanlı ve Türk Tarihi üzerine parlak zamanların darlıklarını araştıran bir müellif talebesi.

İlgili Yazı

AHİLİK -AHİ EVREN- NASREDDİN HOCA

Yazar : - 4 Kasım 2020 0
AHİ EVREN AHİ TEŞKİLATLARININ KURUCUSUDUR.DERİ USTALARININ (DEBBAĞLARIN) PİRİDİR. HALK ARASINDAKİ ADI “AHİ EVREN”, GERÇEK ADI “HACE NASURİDDİN” KADILIK, SARAY PROFESÖRLÜĞÜ…
1
0
Düşüncelerinizi ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x