İLK EL KAYNAKLARA DAYALI OLARAK KUTEYBE’NİN TÜRK İLLERİNDE YAPTIĞI KATLİAMLARI ANLATIYORUZ.

Taner Ünal at 1 Kasım 2020 tarihinde gönderildi
1075 0

TÜRKLERİN İNANÇ SİSTEMİ AKILCIDIR. ARAPLARIN İNANÇ SİSTEMİ BİATÇIDIR. SÜMER SAMİ DİN ÇATIŞMALARINDA BİLE BU KARŞITLIK VARDIR. OSMANLI’NIN İLERLEDİKÇE CEHALETE SAPLANMASI VE GERİLEMESİ AKILCILIKTAN BİATÇILIĞA, TÜRKLERİN IŞIK SAÇAN DÜNYASININ YERİNE ARAPÇI KARANLIK ZİHNİYETİN GETİRİLMESİ BU GÜNKÜ GERİLİĞİN SEBEBİDİR. TÜRK MİLLETİ YENİDEN AYNI KARANLIĞA MAHKUM EDİLMEKTEDİR.

TÜRKLERİN İSLAMİYET’İ SEÇMESİ POLİTİK BİR KARARLA OLMUŞTUR. OĞUZLAR SELÇUK BEY BAŞKANLIĞINDA SAMANİLER, GAZNELİLER VE KARAHANLILARIN BULUNDUĞU COĞRAFYAYI ALARAK BİR CİHAN DEVLETİNİN TEMELLERİNİ ATMAK İSTEMİŞLER ANCAK OĞUZ MECLİSİNDE YAPILAN TOPLANTILARDA İSLAMİYET’İ SEÇMEDİKTEN SONRA BÖLGEDE HAKİM OLMALARININ MÜMKÜN OLMADIĞI KARARINA VARMIŞLARDIR.

BU SEBEPLE SAMANİLERDEN VE HALİFE’DEN HOCA İSTENİLMİŞ, SELÇUK BEY İLE HAREKET EDECEK İLK 5.000 OĞUZ İSLAMİYET İLE İLGİLİ GİTTİKLERİ BÖLGEDE İDARE EDECEK KADAR BİLGİ SAHİBİ OLMUŞLARDIR.

“KUTEYBE TÜRKLERİ KILIÇ ZORUYLA MÜSLÜMAN YAPTI” ŞEKLİNDEKİ İDDİALAR TAMAMIYLA GERÇEKLERE AYKIRIDIR. TÜRKLERİN KENDİ İSTEKLERİYLE POLİTİK BİR BAKIŞ AÇISIYLA İSLAM’A GEÇMEYE BAŞLAMALARI TUĞRUL BEY’İN 1055’DE HALİFENİN KIZINI ALARAK KENDİ ADINA HUTBE OKUTTURMASI YANİ İSLAM ALEMİNİ TEMSİ EDECEK GÜCE ULAŞMASINDAN SONRADIR.

32 YIL ÖNCE TÜRK TARİHİNİN GİZEMLİ BİR SAYFASI BÜTÜN DETAYLARIYLA NASIL ORTAYA ÇIKARILDI BU GERÇEKLER ORTAYA ÇIKARKEN NELER YAŞANDI.

OKUYUNUZ

OKUTUNUZ..

Değerli Arkadaşlarım,

İzmir’de yaşanan Deprem sebebiyle çok acı günler yaşıyoruz. Tüm değerli arkadaşlarımızın Yürekli paylaşımlarını gözlerim dolu dolu okuyorum. Face’de ve Twitterde elimden geldiğince beğeni ve RT ile desteklemeye çalışıyorum. Böyle bir acı hadise Yurdumuzun neresinde olursa olsun aynı şekilde yüreğimizi yakar hepimizi aynı şekilde üzer. Vatansever, Ulusal Birlik ve Ulusal Kurtuluş mücadelesinin bayrak şehri İzmir ve çevresinin böyle acı bir olayı yaşaması ümmetçi, kanı bozuk taifesini çok memnun etti.

Karşımızdaki kindar zavallıları bir defa daha tanıdık. İzmir’de bir evladımız “Anneciğim ölmek istemiyorum” diye haykırırken Van’da gülerek konuşanlar acımıza tuz basıyorlardı.

Son bildiğimiz kadarıyla 39 vatandaşımız hayatını kaybederken 895 vatandaşımız yaralı durumda. Kurtarma çalışmalarını üzülerek izlerken kurtulan vatandaşlarımızı heyecanla izliyoruz. Hayatını kaybeden İzmirli kardeşlerimize, Yüce Tanrı’dan rahmet dilerken yaralılarımıza acil şifalar diliyor, tüm İzmirlilere yürekten geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Sevgili Okurlar,

Arkadaşlarımızdan 705-715 yılları arasında Türkistan ve Horasan şehirlerinde yaptığı katliamlarla tarihe geçmiş “Kuteybe” dönemini anlatmamız yönünde yoğun bir istek var. Hatta bazı arkadaşlarımız Moğolların Türk katliamlarını anlatırken “Kuteybe’yi neden anlatmıyorsunuz” şeklinde bize sitem ediyorlar. Gösterdiğimiz bazı kaynakları ise “Arap kaynakları” olarak nitelendiriyorlar. Hem bu sorulara cevap olması bakımından bazıları 14.yy’a kadar bazıları o dönemi ve biraz daha ilerisinde yaşanılan olayları tüm çıplaklığıyla ilk el kaynak olarak anlatan İbn-ül Esir, İbn Kesir, Taberi, Yakubi, Belazuri ile konunun otoritesi haline gelmiş bilim adamlarının çalışmaları esas alarak, hilafsız ve tüm çıplaklığıyla anlatan tarihçilerimizin gözünden Kuteybe dönemini sizlerle paylaşacağız.

Bildiğiniz gibi 18 Ağustos 2020 günlü Said Bin Osman tarafından Medine de Türk asilzadelerine yönelik yapılan katliamı anlatmıştık. Said Bin Osman’dan Kuteybe’ye kadar 30 yıl boyunca Emevi zulmü devam etti. Ancak Kuteybe’nin Haccac’ın tavsiyesiyle Emevi Halifesi Abdülmelik, 705 yılında Oksus = Ceyhun (bugünkü Amuderya) nehrinden Hindikuş’a kadar uzanan Horasan’ın doğu eyaletine vali tayin etmesiyle yaşanılan olaylar çok kanlı bir vaziyet aldı.

İşte bu kanlı dönem 1980’lere kadar üzeri örtülerek geçildi. Prof. Dr. Bahriye Üçok, Prof. Dr. Abdülkadir İnan, Prof. Dr. Hakkı Dursun Yıldız gibi bilim adamlarımız Kuteybe dönemi ile ilgili kıyıdan köşeden girişler yapıyorlar ancak gerisi gelmiyordu. (1988 yılı) Genç bir Tarih emekçisi olarak “ Bu bölgede ne oldu Çölden gelen bedevi Araplar bölgede ipek yolu üzerinde o günkü dünyanın neredeyse yarıdan fazlasının tüm ihtiyaçlarını üreten Çin’den Bizans’a hatta Avrupa içlerine kadar en güzel zenaat eserlerini üreten, yüzlerce, binlerce çalışanı ve çağın en modern tesisleri ile dünya ticaretine hakim Türkler ile Arapların pekte hoş olmayan münasebetleri nasıl geçmişti” sorusuna ayrıntılı bir cevap arıyordum.

BİLİNMEYEN BİR YOLDA İĞNEYLE KUYU KAZMAYA BAŞLAMIŞTIK.

Sevgili Okurlar,

Bizim İslam tarihçilerinin “ Türklerin Müslüman olmasına sebep olan Kuteybe bin Müslim diye öve öve bitiremedikleri” durumun aslı esası neydi araştırmaya başladım. Doğan Avcıoğlu’nun “Türklerin Tarihi” adlı 5 cilt eserin de bir adım daha ileri giderek bir kısım konuyla ilgili bilgiler vermektedir. Sahaflarda gezerken ” Dr Sabri Gündüz’ün 1943 yılında kaleme aldığı İslamlık – Türklük ve Bunların Münasebetlerinden Mülhem İntikadi Notlar” adlı küçük bir kitabı elime geçti. Bu Kitapta Emevi Saltanatı döneminde ki çarpıklıklar ve Kuteybenin yaptığı zulmü kısaca da olsa dile getiriyordu.

Artık parçalar toplanmaya başlamıştı. Derken Julius Wellhausen’in “Arap Devleti ve Sükütu” adlı çalışması elime geçti. Emevi Saltanatı Horasan Valileri eliyle hazinesini doldurduğu için bu kitapta da yüzeysel olarak bölgede yaşananlara değiniliyordu. Sir Hamilton Alexander Roskeen GIBB (H.A.R. Gibb)’in yazdığı 1930 baskı küçük bir kitabının olduğunu bu kitapta daha derinlik taşıyan bilgileri bulabileceğim dipnotlarda görünüyordu. Ogünleri yaşayanlar için bir bilgiye ulaşmak daha zordu. Şimdiki gibi internet üzerinden tüm sahafların kitapları bir anda görünmüyordu. Ankara’da kitabı bulamadım. İstanbul’a gittim. 3 gün İstanbul’da kaldım kitap hiçbir yerde yoktu. Bir Sahaf bir yazarın kütüphanesinde olduğunu söyledi. Alıp fotokopisini bize verecekti ancak alamadı.

Bu arada Türklerin Sosyal yaşantısı, ticari faaliyetleri, Çin ile ilişkileri Göktürklerin bölgedeki olaylara yaklaşımı gibi konuyla ilgili çok sayıda kitap toplamıştım. Ancak Kuteybe’nin eylemleri sebebiyle Dr Sabri Gündüzün samimiyetle anlattığı 5-10 sayfa bilginin ötesine geçememiştim. Bu yolculuklarımda Rahmetli Eşim Aynur Hanım da yanımda bulunuyor gerektiğinde kitapları taşıyor ilgiyle bana yardımcı olmaya çalışıyordu.

Sevgili Okurlar,

Yaklaşık üç ay geçmişti. O yıllarda büyük inşaat işleri projeleri yapıyor ve yönetiyorduk. Firmada yüzden fazla çalışanımız vardı. Daha cep telefonu çıkmamıştı. Bir yandan bulduğumuz kulübelerden telefonla işi idare etmeye çalışıyor diğer yandan yanlış hatırlamıyorsam 50-60 sayfa 1930 baskı küçük bir kitabın peşinde dolaşıyorduk. Kitabı bulamamıştık yapacak bir şey yoktu. Son bir çare olarak Beyoğlu İstiklal Caddesinde ki kitapçılara sormaya karar verdik. Bir kitapçı “Gümüşsuyu Caddesinde Ulusoy’un biraz ilerisinde bir sahaf” olduğunu söyledi. Son olarak oraya bakacak ve Ankara’ ya dönecektik.

Gümüşsuyuna doğru yürürken bir vatandaşımız muhtelif kitapları kaldırımın yanına sermişti. Kitaplara hızla göz gezdirdim. Tam gidecekken eski ve inci mukavva kapağı ile “H.A.R GİBB’in “ “Orta Asya Futuhatı”adlı kitabı gözüme ilişti.

Sahafların o yıllarda iyi bir bedel biçtikleri ve 3 gündür İstanbul’da aradığım kitap mucize kabilinden karşımda duruyordu. Sevincimi belli etmeden kitabı eğildim aldım ve “Fiyatı nedir” dedim. Sahafların piyasa değeri olarak söylediği çom altında bir fiyat söyledi. Artık İslam Tarihinin 5 kaynak eserine geçebilirdim. 12 Cilt İbn-ül Esir tarihi, 5 Cilt Taberi Tarihi, 15 Cilt İbn Kesir Tarihi ve 2 Cilt Belazuri tarihi adlı eserleri aldım. Zalim Kuteybe adlı çalışmamı bir yıldan fazla bir süre sonra bitirebildim. İncelediğim Sarih kaynak sayısı 300’ü geçmişti.

Sevgili Okurlar,

Hz Ömer döneminde Araplar İran da Hazar saldırıları sebebiyle zayıflamış Sasani iktidarını yıkıyorlar ve 650’den itibaren Türklerin yaşadığı bölgelere kadar geliyorlardı. 661 Muaviye döneminden itibaren Türklere saldırılar başlıyor bu saldırılar Zalim Haccac’ın göreve getirilmesini sağladığı Kuteybe bin Müslim zamanında (M.S.705) büyük Türk kentlerinin en acımasız şekilde tahribi, yaşayanların ise esir alınması veya katledilmesi şekline dönüşüyordu.705 yılından 715 yılına kadar Oxus vadisi denilen Türkistan ile Horasan şehirleri yağmalanıyordu.

Çalışmamızı daha sonra Türkeli gazetesinde ve Türkeli Dergilerinde “Gazi Savtekin” müstear ad ile dizi olarak yayınladık. Gazeteye gelen mektuplarda “Gazi Savtekin Hoca’nın Emeviler adlı çalışmasını çok beğendik ancak tüm İslami kitaplarda Kuteybe bin Müslim Türkleri İslamiyet’in daha ilk asrında İslam ile tanıştırarak onların İslamı seçmesine sebep olan önemli bir zat olarak anlatılıyor.

Gazi Savtekin Hocanın Kuteybe bin Müslim’i katil olarak tanıtmasını kabul etmiyoruz Gazi Savtekin Hocayı protesto ediyoruz” deniliyordu. Ankara Meşrutiyet Caddesi Ayma otelde gazete temsilcilerimizin katıldığı bir toplantı ile Kuteybe ile ilgili ve Tarihi gerçek yerine oturtmamız gerektiği konusunda bilgiler verdik ve tüm soruları cevapladık. Tepkileri minimize ettik.

Gazetemizin Genel Yayın Müdürü Çok Kıymetli Mevlüt Uluğtekin Yılmaz sair bir çok soruya cevaplar verdi. Mevlüt bey gittikten sonra temsilcilerimizden biri tarafından “Gazi Hocamızdan da bir dinleseydik” denilince “Arkadaşlar biliyorsunuz köşe yazarları veya böyle önemli yazı dizileri hazırlayan gazeteciler müstear isim kullanırlar. Taner Ünal olarak Türkçü Atatürkçü bir yazar olarak tanınıyoruz. Gazetemiz de “İstiklal Savaşı” ile ilgili bir yazı dizisi var. Onu ben kendi adımla hazırlıyorum. Çanakkale’den Mudanya’ya daha 50 sayı İstiklal Savaşından bahsedeceğiz.

Ancak bu arada zaruri bir durum söz konusu. Biliyorsunuz İslam tacirleri iyice azdı. Türkiye Dini taassup noktasında sıkıntı yaşayabilir. Acayip kılıklı acayip sakallı insanlar ortada dolaşıyor, çeşitli cemaat tarikat veya devlete karşı militan guruplar olarak güç topluyorlar. Zalim Kuteybe’yi ben yazdım. Gazi Savtekin adına tüm yazıları ben yazıyorum. İlginçtir Gazi Savtekin gazetemizde en çok okunan yazar haline geldi. Beni gölgede bıraktı. Bundan da çok memnunum. Önemli olan fikirlerimizin yayılması ancak “Gazi Savtekin” adında birisi yok. Benim kullandığım müstear bir ad bu” dedim. Temsilciler toplantıda “Gazi Savtekin” adının aynen yaşatılmasına yazı dizisinin devamına karar verildi.

Sevgili Okurlar,

Geçen bir yıldan sonra konu toplum içinde dillenmeye başladı. İslamcılar bize “Kafir” diye saldırırken Aydın kesim “Araplar İslamı yayma niyetinde bile olmadan Türkleri katletmiş. Türklerin İslam ile tanışması böyle olmuş” demeye başladılar. İlerleyen zamanda Prof.Dr Zekeriya kitapçı “Yeni İslam Tarihi ve Türkler” adlı bir kitap bastırdı.

Kitap etkili olmadı ancak Erdoğan Aydın “Zekeriya kitap şöyle demiş böyle demiş” diye bir kitap yayınladı. Kitabın adını da “ Nasıl Müslüman olduk” koydu. Zekeriya Kitapçı’dan alıntılar yapıyor, biraz da onun kaynaklarıyla konuyu süslüyor daha sonra “şöyle olmamalı, böyle olmamalıydı” diyerek olayları farklı bir biçimde yorumluyordu.

Daha önce yapılan yayınlar “Abdülkerim Saltuk Buğra Han zamanında 920-945 yılları arasında Türkler İslam’ı görünce kafileler halinde Müslüman oldular, çünkü Türklerin inancı ile İslam birbirine aynen örtüşüyordu” gibi hamasi bir söyleme dayalıydı. Şimdi ise Türkler zorla Müslüman yapıldığı söyleniyordu. Arapların Türklere yaptığı zulmün ortaya çıkarılması tarihle uğraşan bir kişi olarak bizim görevimizi ve Dr Sabri Gündüz’den sonra bu konuyu ilk el İslam kaynaklarına ve diğer tüm sarih çalışmalara dayalı olarak tüm çıplaklığı ile ortaya ilk çıkaran bizdik.

Ancak biz bilimsel ve tarihin gerçeklerinden sapmadığımız için sadece insanları bilgilendirmek ve bu konuda bir yeni bir çığır açmakla kalmış kendimizi ön plana çıkarmamıştık. Bu gün nasıl Moğollar hadisesinde ki gerçekleri yazıyoruz diye bir takım tepkiler yaşıyorsak O yıllarda Kuteybe konusunu tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardık diye ne zorluklarla karşılaştık. O yıllarda Milliyetçilik demek bile Müslümanlık demekti. Biz tuttuk “ Türkler kafileler halinde Müslüman oldu” hayalinin ortasına bir balta vurmuştuk. Türk islam Sentezi düşüncesinde İslamın ağır bastığı bir dönemde bunları yazmak meseleydi.

Halbuki Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı daha farklı bir yol izlemiş, bir Türk Milliyetçisi yazar olarak Arapların yaptığı katliamı anlatmış ancak bunu İslamlaştırmaya sağladığı faydalar yönünden de değerlendirerek anlatmıştı.

Erdoğan Aydın ise sanki Kuteybe’nin yaptığı katliamları İslamcı kesime anlayacakları bir lisan ile tepki çekmeden anlatan Zekeriya Kitapçı değilmiş gibi Zekeriya Kitapçı’nın izlediği yolu tenkit eden popülist bir kitap yazarak sol kesimde konuyu güncel hale getirmişti. Artık insanlarımızın önemli bir kısmı “Türklerin zorla Müslüman olduğuna” inanıyordu. Milliyetçi kesim de İslamcı yazarların Kuteybe’yi göklere çıkarması ve “İslam’ı yayan büyük fatih Kuteybe” şeklinde ki yazılarının etkisiyle Kuteybeyi eleştirenlere tepki oluşmaya başlamıştı. Kuteybe üzerinden hiç gereği yokken kutuplaşmalar olmak üzereydi.

Bunun üzerine Prof.Dr. Zekeriya Kitapçıyı Konya’dan Ankara’ya davet ederek Yeni İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabını iki cilt halinde basarak Türkeli Gazetesi ile birlikte 100.000 civarında okurlara ücretsiz dağıtmak için bir anlaşma yaptım. Bu gün bile 1000 li kitap satış rakamları bir başarı gibi gözükmektedir. Bizim bir anda 100.000 Okurumuza 2 cilt kitap vermemiz 25 yıl öncesinin Türkiye’sin de önemli bir olaydı. Zekeriya Kitapçı’nın “Yeni İslam Tarihi ve Türkler” adlı eseri bomba gibi patladı.( Zekeriya Kitapçı ziyadesiyle tanındı ve 20 kadar kitap daha yazdı.) Yaptığımız dağıtım Erdoğan Aydın’ı birkaç kat geçtiği için Prof. Dr. Zekeriya kitapçıyı eleştirerek yazdığı kitabın gerginlik meydana getirmesi mümkün olmadı.

Değerli Arkadaşlarım,

Hayatımız boyunca kendimizi öne çıkarmak ve başarıdan pay almak yerine külfete ve zahmete talip olarak hedeflerin gerçekleşmesi yönünde koşuşturan bir emekçi olduğumuz için Kuteybe konusunu bu günkü haliyle tarihin yaprakları arasından çıkarıp bu güne taşımamız sebebiyle ortaya çıkan hizmette bizim de katkımızın olduğu konusu hiç anılmadı. Bizim bakımımızdan yıllar süren gayretimizin neticesinde ortaya çıkan eserin yazarı olarak öne süreceğimiz bir şey yoktu. yazar Gazi Savtekin adı bile sadece müstear bir isimdi.

Bu arada bir konuyu daha ifade etmek istiyorum. Hülagu 100.000. Oğlu Abaka 250.000. Türk öldürdü. Moğollar Anadolu’yu yerle bir etti 500.000 Türk’ü acımasızca katletti” şeklindeki Tiwitimiz üzerine Bir arkadaşımız “Sen önce Kuteybe’nin yaptığı katliamları oku öğren” dedi ve beni engelledi. “Sevgili kardeşim bu konuyu 1930’da H.Ar.Gibb ve 1943’de Sabri Gündüz’ün 5-20 sayfa bahislerinden sonra 90’ların başında ilk ben yazdım bu vahşeti tüm boyutlarıyla ortaya çıkardım” diyemedim.

Değerli Arkadaşlarım,

Burada bile “Neden Kuteybe’yi anlatmıyorsun” veya “neden anlatamıyorsun” şeklinde ithamlar oluyor. Haklı olarak biz kendimizi anlatmayınca arkadaşlarımız tepki gösteriyor. Kendimizi anlatmak “Şunu yaptık bunu yaptık” demekte zor geliyor. Kaldı ki artık beni kendi yaptıklarım değil arkadaşlarımın yaptıkları, başardıkları daha mutlu ediyor. Yazmakta, anlatmakta ki tek gayemiz arkadaşlarımıza faydalı olmak ve Türk tarihinin yerli yerine oturmasına katkımızın olmasıdır.

Sevgili Okurlar,

Tarih Viyzondur. Tarih geçmişimiz değil geleceğimizdir. Tarihlerini doğru bilmeyen milletler önlerini göremezler. Tarihten silinmeye mahkûmdurlar. Bu silinmeler de maalesef silgiyle olmuyor. Milyonlarca insan katlediliyor. Sürgün ediliyor. Bu gün halen tarihte büyük Türk imparatorlukları yaşamış ataların torunları durumunda olan bir çok Türk ya kimliğini kaybetmiş yaprak gibi savrulmakta veya kimliğini kaybetmemek için direnmekte her türlü zulmete katlanmaya razı olmaktadır. Yüce Tanrı Milletimizi evlatlarımızı torunlarımızı korusun.. Ancak dua yetmiyor bizlerinde ülkemize ve ülkümüze sahip çıkmamız gerekiyor.

Sevgili Okurlar,

Erdoğan Aydın ve arkasından gelen yazarların veya artık tümüyle ortaya çıkmış hadise ile ilgili tez veya kitap yazan kişiler kolaycılığa kaçarak Türklerin zorla Müslüman yapıldığını söylediler. Toplumda böyle bir kanaat oluştu.

Halbuki Maveraünnehir ve Horasan bölgesinde Kuteybe’nin zulmüne uğrayan şehirlerde yaşayan Türkler Çin sınırından Avrupa içlerine kadar milyonlarca Km2ye yayılmış büyük Türk kütlelerinin ancak %10’unu teşkil ediyorlardı.

Kuteybenin işgal ettiği sonrasında Arapların terk etmek zorunda kaldığı bölgede yaşayan Türkler genelde Maniehist ve Budistti. Bir kısmı da Tengriciydi. İpek yolu ticaretini yöneten yüksek kültürlü ve zanaatkâr Türkler 10-18 yıl sonra Arapların bölgeden adım adım temizlediler. Türkeş Hükümdarı Sulu Han etrafında birleşerek Araplardan kanlı bir şekilde intikamlarını aldılar. Ancak Sulha ve sükûna kavuşunca eski dinlerine döndüler. Çölden soygun için gelmiş cahil insanların zaten İslamı yaymak gibi bir düşünceleri olmamıştı ki..

Ana hatlarıyla incelendiğinde Kuteybe’nin de İslam’ı yaymak gibi bir düşüncesi yoktu. Onun gayesi Emevi saltanatına para aktarmaktı. İşgal ettiği şehirde her hileyi kullanıyor “İslam’ı kabul edin sizi serbest bırakalım” diyor ancak Türkler zorla din kabul etmek yerine ölmeyi seçiyorlar ve binler veya on binler halinde ölüyorlardı.

Sevgili Okurlar,

Biz asil milletiz. Türkleri öldürebilirsiniz ancak Türklere hiçbir şeyi zorla kabul ettiremezsiniz. “Araplar Türkleri zorla Müslüman yaptı” demek Türklere hakarettir. Araplar kim oluyor ki bir Türk’ün zorla dinini değiştirsin. Biz bu kadar basit bir milletmiyiz ki bu yüz karası durumu kabul ediyoruz.

Kesinlikle Türkler zorla Müslüman olmamıştır Kuteybe Bir miktar köle götürmüştü. Bunları İslamlaştırma amacıyla değil köleler para ettiği için yapıyordu.

Kaldı ki Araplar haricinde bu milletler zaten Araplarla müsavi olarak İslam dinini seçemiyordu. Onlar “Mevali” denilen 2. Hatta 3. Sınıf insan muamelesi görüyorlardı. Bu durumda İslam’ı seçmek yerine seçmemek yörenin halkları bakımından daha avantajlı hale geliyordu. Esir olarak götürülen Türkler Emevi Saltanatının yıkılmasında etkili oldular. Abbasilerle anlaşarak onları iktidara getirdiler ancak bürokrasi ve Ordu yönetimini ele aldılar. Böylece başta halife oldu ancak asıl gücü ve otoriteyi Türkler temsil ettiler.)

Emevi yönetimi Arapçı bir Saltanat anlayışa sahipti. 90 yıllık süreçte 2 yıllık Ömer bin Abdülaziz dönemi hariç İslam ve Adaletin yönetim kademesinde yaşandığı bile söylenemezdi.

Kuteybenin yaptığı talihsiz saldırı ve katliamlar sırasında yaşananları anlatacağız. Ancak bu vahim olaylar sebebiyle Türkler arasında İslamiyet yayılmamış tam tersine, Türkler maruz kaldıkları katliamlar sebebiyle İslamiyete karşı nefret duymuşlar, o yıllarda etkisi altında oldukları Tengri, Budizm ve Maniheizm gibi inançlarında bir değişiklik olmamıştır. Türklerin İslamiyeti seçmeleri Kuteybeden 340 yıl sonra Tuğrul Bey zamanında gerçekleşmiştir.

Türkler Araplardan gördükleri vahşeti unutmamışlar Arapları bir tehdit olarak görmüşlerdir. Türklerin de katkısıyla yeni bir kültür muhiti oluşmuş ancak Türklere tesir edebilecek bir şekil alması kısmen Karahanlılar zamanında, yoğun olarak ise Selçukluların İslam âleminde söz sahibi bir devlet olarak Halifeyi kendisine bağlamaları ve Tuğrul bey’in Halifeye kendi adına hutbe okutmasıyla

başlamıştır.

Orta Asya’nın İslamlaşması, hudut boylarına İslamiyet’in girmesi, ilk Türk-İslam sülalelerinin ortaya çıkması, Türk kabilelerinin Batıya doğru hareketlerinde İran ve Irak ile doğrudan doğruya temasa girmeleri ve bu sahada askeri kuvvetlerin yavaş yavaş Türklerin eline geçmesi ile bir kat daha derinleşmiş olan bu münasebet tamamen bu günkü hamasi söylemlerin dışında cereyan etmiş ve o nisbette farklı olmuştur.

Sevgili Okurlar,

Türklerin İslamiyet’i seçmesi Selçuklu Devleti kısmında anlatacağımız gibi tamamıyla politik bir kararla olmuştur. Oğuzlar Selçuk bey başkanlığında Samaniler, Gazneliler ve Karahanlıların bulunduğu Coğrafyayı alarak bir Cihan Devletinin temellerini atmak istemişler ancak Oğuz Meclisinde yapılan toplantılarda İslamiyet’i seçmedikten sonra bölgede hakim olmalarının mümkün olmadığı kararına varmışlardır. Bu sebeple Samanilerden ve Halife’den hoca istenilmiş, Selçuk bey ile hareket edecek ilk 5.000 Oğuz İslamiyet ile ilgili gittikleri bölgede idare edecek kadar bilgi sahibi olmuşlardır.

Bu bakımdan “Kuteybe Türkleri kılıç zoruyla Müslüman yaptı”

şeklindeki iddialar tamamıyla gerçeklere aykırıdır. Türklerin kendi istekleriyle politik bir bakış açısıyla İslam’a geçmeye başlamaları Tuğrul Bey’in 1055’de Halifenin kızını alarak kendi adına hutbe okutturması yani İslam alemini temsi edecek güce ulaşmasından sonradır. Kaldı ki bu İslamiyeti seçiş görüntüden ibarettir. Nitekim Selçuk Bey bile 1007 yılında Cend de Tengri inancıyla ölmüştü. Kaldı ki Moğol katliamlarından kurtularak Osmanlı Devletini kuran Türkmenler/Oğuzlar 16.Yüzyıla kadar Tengrici İslam dediğimiz Hetorodoksi olarak kalmışlardır. Osman Bey, Oğlu Orhan Gazi ve 1. Murat Hetorodoksi idi.Ahilerin lideriydi.

Etrafındaki, Ahiler,Rum Abalı dediğimiz Anadolu Türkmenleri, Türkmen Dervişler,Türkmen Gaziler hesi Hetorodoksiydi. Bunların tamamı Türkçüydü. Aradan 300 yıl geçmiş ancak Türkler halen İslam’ı öğrenememişlerdi. Bir 200 yıl daha öğrenemeyeceklerdi.

Türklerin inanç sistemi akılcıdır. Arapların inanç sistemi biatçıdır. Sümer Sami din çatışmalarında bile bu karşıtlık vardır. Osmanlı’nın ilerledikçe cehalete saplanması ve gerilemesi Fatihle birlikte yönetimi ele geçiren devşirme paşaların Türk halkına Arapçı İslam anlayışını dayatmalarıyla başlamıştır.

Anadolu da yaşayan Türkler Osmanlı devşirmelerinin dayattıkları biatçı taassuba dayalı Emevi islamı na karşı yüzyıllarca direnmişlerdir. Bu gün halen çoğu İslam içerisinde yaşatılan adetler gelenekler güzel ahlak, akıl, bilim ve insani değerlere matuf tüm güzel akideler Türklerin Eski inançlarının İslam dini ile harmanlanmış halidir. Bu sebeple Türk İslam anlayışı ile Arap İslam anlayışı birbirinden çok farklıdır.

Bu sebeple Arap İslam anlayışına bağlı Cemaatler, tarikatlar başta ümmetçi tüm oluşumların ahlak dışı, toplumsal değerlere karşı tavır ve hareketleri, tüm değerli arkadaşlarımız başta Türk milleti tarafından tepkiyle karşılanmaktadır.

Kuteybe konusuna başlıyoruz.

KUTEYBE VALİ OLARAK GÖREVE BAŞLIYOR (M. 705)

Sevgili Okurlar,

Horasan valiliğine getirilen Basralı Müslim b. Amr’ın oğlu Kuteybe, Emevi hanedanına bağlılığıyla tanınıyordu. Kuteybe’nin tayini ile Ezd-Rebia’nın Horasan’daki üstünlüğü kırılmış oluyordu. Kuteybe parçalanmış ve itibarını kaybetmiş olan Bahile kabilesine mensuptu. Bu kabile büyük gurupların haricinde olduğu gibi hangi tarafa mensup olduğu da pek malum değildi, fakat vaziyete göre Kays’lara iltihak etmişti. Kuteybe’nin arkasında kuvvetli bir aileye dayanmaması Haccac’ın işine gelmekteydi.

Çünkü o bu nedenle sırtını hükümete dayamak zorunda bulunmaktaydı.(1)

Maveraünnehir’i Emeviler adına fethederek kan gölüne çeviren yüz binlerce Türk’ün ölümüne sebep olan Kuteybe b. Müslim’dir. Hicri 86 (M.S.705) yılında Horasan valiliğine tayin edilen Kuteybe, Haccac’ın idari sahadaki dehasını kendisinin strateji belirlemedeki mahareti ile birleştirerek büyük çapta askeri harekâta girişti. (2)

Cesaretten fayda olmadığını anlayınca yerli melikler arasındaki anlaşmazlıklardan çok iyi faydalanarak(3) Arap hâkimiyetini hile ve desise kullanmak suretiyle Maveraünnehir’de ilk kuran odur.

Gibb, Kuteybe’nin başarılarının abartıldığı, Müslüman ordularının Orta Asya’daki muvaffakiyetlerinin asıl amilinin Haccac’ın idaredeki dehasıyla, Kuteybe’nin askeri iktidarı arasındaki gücün birleşmesinden kaynaklandığı kanaatindedir. Yine Gibb’in iddiasına göre Kuteybe ile Haccac arasındaki iletişim ve koordinasyonun iyi işlemesi ve savaş planlarına kadar her hususun sıkı bir temas ve neticesinde oluşturulması Kuteybe’nin başarılarında büyük etken olmuştur. (4)

Kuteybe b. Müslim’den evvel Horasan’ın Kuzeyinde ve doğusunda bulunan ülkeler, Musa b. İbn Hazım zamanından da bildiğimiz gibi, ancak kısmen istilaya hedef tutulmuş ve ancak geçici olarak itaat altına alınabilmişti. (5)

Arapların 705 yılına kadar, İslâm’ı yayma ve Seyhun-Ceyhun bölgesini fethetme yolunda ciddi bir faaliyetleri olmamıştır. Bölgedeki faaliyetler daha çok ganimet ve haraç almakla ilgilidir. Mücadelenin koşullarına göre, İslâm ve İslâm olmayan rahatlıkla birbiriyle birleşmektedir.

Doğudaki fütuhat, bütün İran’ı elinde tutan Haccac’ın vali bulunduğu Irak’tan yapılıyordu (6). Kuteybe de üstadı Haccac gibi hiç bir şeyden çekinmezdi. (7)

Kuteybe, işe ilkin birbirleriyle boğuşan Arap kabilelerini birleştirmekle başladı. İran’lı mevaliden memurlar, valiler atayarak, Arapları kızdırmak pahasına da olsa, yöresel güçleri kazanmaya çalışarak (705-715 döneminde) Ceyhun-Seyhun bölgesinin sistemli fethine girişti.

Maveraünnehir’de siyası manada bir birliğin bulunmaması bu bölgede İslam ordularının ilerlemesini kolaylaştırıyordu. Gerçi bu sırada Türkeş hakanlığı en kudretli devrini yaşamasına rağmen, (8) aplar’a karşı yapılan savaşlarda fazla bir varlık gösterememiştir. (9)

Türklere yaptığı zulümle Arap vahşetinin belirleyici adı haline gelen Kuteybe Merv de(10 Askerlere bir konuşma yapıp onları cihada teşvik etti. (11)

“Allah kendi dininin aziz olması için size bu toprakları helal kıldı!” diyen Kuteybe halka Kur’an ayetleriyle, Peygamberin hadislerinden örnekler verdi. Minberden aşağı indikten sonra halkı teftiş Her kişiye bir silah verdi. (12) Merv’in ordu komutanlığına İyas b. Abdullah b. Amr’ı, haraç işlerini sorumluluğuna da Osman es-Saidi’yi tayin(13) ederek Merv’den ayrıldı. (14)

İlk deneyimini başarıyla atlatan Kuteybe’nin önünde artık büyük ufuklar açılmıştır. O zamana kadar yapılan sınırsız mal ve esir talanı sayılmazsa (!) kalıcı bir başarı elde edemeyen Araplar, artık kalıcı başarılar elde edecek, diğer işgal alanları kadar kolay olmasa bile Türk yurtlarını da sömürgeleştirebileceklerdi. Araplar Yarım asırdır belirli hedeflere yönelmiş, planlı bir fetih hareketi olmaktan çok uzak yağma ve baskın hareketi olarak nitelendirebileceğimiz başarısız akınlar yapmışlardı. (15) Deyim yerindeyse Kuteybe’nin valilik dönemi, Türk’e yönelik Arap fetih politikasının talancılıktan sömürgeciliğe geçiş dönemidir. (16)

Kuteybe’nin diğer bir şansıda mahiyetindeki orduların Haccac tarafından özenle eğitilip donatılmasıydı. (17)

Fazla uzun olmaması bakımından paylaşımımızı burada bitiriyoruz. Bir sonraki paylaşımımızda Kuteybe’nin Belh’den başlayarak önce bölgeye nasıl yerleştiğini daha sonra yaşanılan olayları birincil sarih kaynaklardan okuyacaksınız.

Beğenileriyle yorumlarıyla ve paylaşımlarıyla paylaşımımızın okunmasına katkı sağlayan tüm Değerli arkadaşlarımıza sağlık mutluluk ve başarı diler, en içten sevgi ve Saygılarımı sunarım.

TANER ÜNAL

01 KASIM 2020 Saat 05.10

KUTEYBE KAYNAKLAR

1- Julius Wellhausen, Arap Devleti ve Sukutu, s. 204.

2- Prof. Dr. Hakkı Dursun Yıldız, İslamiyet ve Türkler, S.38.

3- V. V. Barthold, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, s. 200.

4- H.A.R.Gibb.Orta Asyada Arap Fütühatı S.26.

5- Julius Wellhausen, Arap Devleti ve Sukutu, Sekizinci Kısım s. 204.

6- İslam Ulusları ve Devletleri Tarihi, C Brockelman, S. 67.

7- V. V. Barthold, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, s. 200.

8- Araplar Horasanda karşılarında ciddi bir ordu bulamamışlardır. Kuteybe dönemi Araplar için şanslı bir dönemdir. bbölgeye hakim Türk devletleri bir yandan kendileri arasında diğer yandanda Çin’le yaşadıkları önemli savaşlar ve problemler nedeniyle Araplara karşı ciddi bir ordu meydana getirerek savaşamamışlardır. Bu nedenle Araplar karşılarında yerli dihkanların ve halkın meydana getirdiği bir direnişle karşılaştılar. Arapların bu dönemdeki yaptıkları bir anlamda Yörenin hakimi Büyük Göktürk (Kutluğ) Devletinin sürekli savaşlar sebebiyle meydana gelen yönetim boşluğundan istifade ile yaptıkları vahşi bir talan, soykırım ve soygundur.

9- Prof. Dr. Hakkı Dursun Yıldız, İslamiyet ve Türkler, S.38.

10- Ebu Cafer Muhammed Bin Cerir’üt-Taberi, Tarih-i Taberi-4, S. 238.

11- İbnü’l-Esir, İslam Tarihi 4, S. 470.

12- Ebu Cafer Muhammed Bin Cerir’üt-Taberi, Tarih-i Taberi-4, S. 238.

13- İbnü’l-Esir, İslam Tarihi 4, S. 470.

14- Ebu Cafer Muhammed Bin Cerir’üt-Taberi, Tarih-i Taberi-4, S. 238.

15- Arnold. T.W. The Preaching of İslam, Lahor, 1965, s. 216.

16- Taberi

17- The Cambridge History Of İslam Prof. M. HOLT- Prof. A.K.S. LAMBTON – Prof. B. LEWİS s. 99.

5 3 oy
Yazıyı Değerlendir
Bildirimler
Bildir
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle

İlgili Yazı

TURANÎ KAVİMLER (II)

Yazar : - 20 Ağustos 2020 0
-Nippo Kavmi’nin Medeniyet-Kültür-Din Eksenine Genel Bakış Nippo halkının Turan Kavimlerinden bir kol olduğunu önceki yazımda belirtmiştim.Nippolar’da göç kanununa uyarak Altay-Issık-Göl…

Hülagü Han ve Türkler

Yazar : - 4 Ağustos 2020 0
HÜLAGU HAN, KUTEYBE’NİN 705-715 YILLARI ARASINDA ON BİNLERCE TÜRK'Ü KATLETMESİNİN İNTİKAMINI ALMAK İÇİN Mİ 1258 YILINDA BAĞDAT'I TALAN ETTİ?
0
Düşüncelerinizi ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x