FETVALAR SAVAŞI (1920-2020)

665 0

Yazı için seçilen resmi çoğumuz biliyoruz ancak biz yine de hatırlatmak için tekrar belirtelim. “30 Kasım 1912’de İngiliz gazetesinde Balkan Harbi dönemi yayınlanan bir haber. Resimde Yunan Evzon askeri bir Türk’ün ellerini arkadan tutmuş, Bulgar askeri de Türk’ün fesine haç çiziyor, Arnavut küçük çocuk da onları izliyor.”

Yıl 1920 yer Türkiye. Vatan’ın dört bir yanı işgal altında. Batı Anadolu Yunan askeri ve Rum çeteler, Güney Cephesi Fransa ve Ermeni çeteleri, Doğu Anadolu Ermeni çeteler, Karadeniz Rum-Ermeni çeteleri ve itilaf devletleri subayları, Marmara ve Trakya’da da durum aynı, Payitaht İstanbul’da işgal için gelmiş kimi ararsanız var! Elde bir tek Orta Anadolu kalmış ancak her yerde işgalci devletlerin ajanları ve subayları kol geziyor.

Yıllarca süren savaş, 1912’de Balkan felaketi yaşanmış milyonlarca Türk eğer şanslılardan iseler yüz binlercesi zorunlu göçe tabi tutulmuşlar, diğer yüz binlercesi ise toplu katliamlara ve tecavüzlere uğramış. Bulgar çeteleri hamile Türk kadınlarının karnındaki bebeğin erkek mi kız mı olduğuna iddiaya giriyorlar ve ailesinin gözleri önünde kadınlarımızın, kızlarımızın karınları süngü ile deşilip, cenine süngü takılıp havaya kaldırılıyor. Sonra da yavrucağı yere atıyorlar. Yunan çeteleri ve askerleri kadın, çocuk, yaşlı demeden insanları bir binaya doldurup yakıyorlar. Sırpların yaptıkları mezalime İngiliz gazeteciler bile dayanamıyor artık ve hem “Hıristiyanlığımızdan hem de insanlığımızdan utandık” diye haber yapıyorlar. Hemen ardında I. Dünya Harbi 1914’de patlak veriyor yine milyondan fazla vatan evladı kah Arap çöllerinde, kah daracık Gelibolu yarımadasında, kah Doğu Anadolu’nun zehir gibi soğuğunda donarak can veriyor, Anadolu ise tam bir yangın yeri, şımarık azınlıklar her türlü rezilliği sergilemekten bırakın utanmayı, zevk duyarak yapıyor.

Yurdun her yerinde açlık, sefalet, ölüm, hastalık ve hepsinden de kötüsü kap kara bir cehalet kol geziyor. Her evde kesin bir şehit ve gazi ya da kayıp. Savaş 1918’de biter gibi olsa da Türk Milleti için daha beteri 1919’da Yunan işgali ile başlıyor.

Durumdan vazife çıkaran Mustafa Kemal Paşa ve birkaç silah arkadaşı “Milli Mücadeleyi” başlatıyor. Ancak rahmetli İstiklal Harbi Gazisi Yakup Satar dedemizin de dediği gibi: “Düşman sadece Yunan gavuru değildi ki yavrum… İngiliz’i vardı, Fransız’ı vardı, İtalyan’ı vardı, Rus’u vardı, Ermeni’si vardı. Birde bunlara yardım eden bizim hainler vardı… Vardı da vardı. Çok şükür bizim Allah’ımız vardı, bir de Mustafa Kemal Paşamız.”

1919 yılının Mayısından Aralık’ına kadar kongreler yapılmış, Aralık’ta Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya gelmiş ve karargahını bu çorak Anadolu kasabasına kurmuştu. Bu durumdan başta İngiltere ve diğer işgal unsurları çok rahatsızdı. Mustafa Kemal’in Samsun ve Erzurum’dan İstanbul’a derhal geri gelmesi için İstanbul hükumetine çok baskı yapmışlardı ancak İstiklal ateşi yanmıştı bir kere Türk’ün gönlünde.

İngiliz kurnazdı ve toplumların psikolojik hassasiyetlerini güçlü istihbarat teşkilatı sayesinde çok iyi analiz ediyor ve biliyorlardı. Türk Milletinin ise en büyük hassasiyetinin “din” konusu olduğunu bildikleri için 1920’nin Nisan ayında İstanbul hükumetine “Mustafa Kemal ve Kuva-ı Milliye’yi kötülemeleri için bir fetva yayınlatma emrini verdiler.”

İngilizler Sadrazam Salih Paşa’ya böyle bir fetva verilmesini iletince, Salih Paşa: “Ben böyle bir alçaklığı kabul edemem” diyerek 2 Nisan 1920’de istifa etti görevinden. Vahdettin ise ardından dördüncü defa Damat Ferit’i Sadrazam seçti. Aranan alçak bulunmuştu artık. “Alçak Damat Ferit” İngilizlerin emrini yerine getirmek için derhal işe koyundu çünkü kendisi İngiliz Muhipler Derneği (İngiliz Severler-Dostları Derneği) üyesiydi. Diğer bir alçağı da bulması zor olmadı, İngilizlerin emrini yerine getirmek için Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendiye 10 Nisan 1920’de fetva yazdırdı.

Fetvada, Kuva-ı Milliye’ye “Kuva-ı Bağiye” yani “Eşkıya Kuvvetleridiyordu. Devamında Mustafa Kemal ve arkadaşlarının “katlinin vacip” olduğu, Kuvvacıların “kudurmuş köpekler” olduğu, “görüldükleri yerde öldürülmelerinin sevap olduğu” gibi ağır ithamlar yazılmıştı. İşin acı tarafı ise bu fetvalar, İngiliz-Yunan uçakları ile havadan atılarak ve Rum-Ermeni çetelerinin elleriyle dağıtılıyordu. Ayrıca “Heyet-i Nasihalar” (Nasiyet Heyetleri) bile vardı. “Aman ha Kuva-ı Milliye’ye katılmayın, hele de silahlı mücadeleye katılırsanız dinden çıkarsınız, biz İngilizlerin müsamahasına nail olacağız” şeklinde halkı teslimiyete ve korkuya sevk ediyorlardı.

Bir anda Kuva-ı Milliye’ye katılımlar bıçak gibi kesildi, çeşitli yerlerde isyanlar ve askerden firarlar bile başladı. Bu olayları olurken Mustafa Kemal Paşa da Ankara’daydı. Canı bu olaylara çok sıkılmıştı, imdadına ise daha sonra ilk “Diyanet İşleri Başkanımız” olan Mehmet Rıfat Börekçi Hoca yetişti. 13 Nisan 1920’de 153 din adamının da altını imzaladığı bir “karşı fetva” yayınladı.

Fetva Hz. Muhammet’in bir sahih Hadisi ile başlıyordu: “Vatan Sevgisi İmandan Gelir… Padişah ve Hilafet makamı düşmanlar tarafından esaret altında bulunduğundan, İstanbul’dan verilen fetva şerhan geçersiz olup, Vatan ve Millet için silaha sarılanlar doğru yoldadır. İslam’ın emrini yerine getiren Milli Kuvvetlere karşı kullananlar dinen büyük günah işlemiş olurlar” diyerek İstanbul’un fetvasının İslam dini yönünden geçersiz olduğunu ortaya koydu.

Elimizde düşmanın ki imkan olmadığı için fetvalar Ankara esnafının ve Kuvvacıların gece gündüz elleri ile yazılarak çoğaldı ve halka dağıtıldı. Rıfat Börekçi eşinin ve kendisinin kefen parasını da Milli Mücadeleye orada bağışladı. 10 sonra da 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu ve Ankara resmen Milli Mücadelenin merkezi oldu.

Allah bu toprakları tekrar vatan yapanlardan, başta İstanbul olmak üzere diğer şehirlerimizden Haçlıları kovanlardan, Ayasofya ve diğer bütün camilerimizde 5 vakit ezan okunmasını sağlayanlardan binlerce kez razı olsun.

Türk Milleti lanet okumaz, Türk Milleti atasına ve geçmişine rahmet okur.

Related Post

İKİ ŞEHİT

Posted by - 15 Şubat 2021 0
Yıl 1903; Osmanlı devletinin yıkılacağını düşünen Arnavut ve Bulgar çeteler Balkanlarda terör faaliyetlerini arttırmışlardır. Rusya ve Avusturya gibi bazı devletler…

Abdest Kelimesinin Kökeni

Posted by - 5 Ocak 2021 0
Abdest, Türkler tarafından kullanılan bir sözcüktür ve dini anlam taşır. Eski Türkçe karşılığı “Yunup”, “Yunak”, Yunug”, ve “Yungu”dur. Arapça ise…

Turani Kavimler (III)

Posted by - 23 Ağustos 2020 0
İnsanoğlunun Çeşitli Kavimlere Bölünüş Süreci- Mistik Anlatımla Bugün Nippo kavminin devamı olarak belirlediğim Fin kavminin içtimai yapısını sizlere aktarmayacağım. Büyük…

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir