Ebulfez Elçibey’e Göre Karabağ Meselesi

367 0

09/10 Kasım 2020 tarihinde Putin’in hazırlayıp, gece 00:00’da İlham Aliyev ile yaptığı görüşme sonrası (Paşinyan beyannameyi imzalamamıştı) açıkladığı beyanname sonrası, Karabağ’da savaş durmuştur.

Savaşın durmasını müteakip, yakın ve uzak çevredeki ülkelerin kazançları, kayıpları, ateşkesin yakın ve uzak sonuçlarının neler olacağı tartışılmaya başlanmıştı.

Elbette, Karabağ sorununun bir tek sebebi olmadığı gibi bir tek sonucu da olmayacaktı.

Bugüne kadar konu ile ilgili de defalarca farklı girişimlerde bulunmuş ancak istenilen netice alınamamıştı.

Hatta hem Türkiye’de hem de Azerbaycan’da dönemin Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey bile eleştirilmiş hatta ve hatta toprakları kaybettiği için suçlanmıştı.

Gerçekten de öyle mi olmuştu.

Bunun en iyi cevabını verebilecek kişi Ebulfez Elçibey olacağına göre konuyu onun ağzından öğrenmek daha doğru olacaktır.

Ebulfez Elçibey, 11 aylık Milli Azerbaycan Hükümeti döneminde, Azerbaycan’ın yeniden inşası işleri ile ilgilenirken birçok iç ve dış yıkıcı taarruzlara da maruz kalmıştı.

Tüm bunlara rağmen Azerbaycan’ın geleceği için çok mühim hizmetleri de yerine getirmişti.

Konumuza dönersek, Ebulfez Elçibey, Karabağ için o dönem Azerbaycan’ının sahip olduğu kısıtlı imkanlar dahilinde elinden geleni yapmış ve Karabağ’ın %52 sini Ermeni işgalinden kurtarmıştı.

Hatta, Elçibey Milli Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı Prof.Dr. Tofik Kasımov’un olağanüstü çabaları sayesinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Karabağ Sorunu’nun çözümü, Azerbaycan’ın haklılığı ile Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğuna dair;

  1. 822 Numaralı Kararı:  “3 Nisan 1993’teki işgalinin ardından Ermeni birliklerinin Kelbecer ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin son işgal altındaki diğer bölgelerindeki saldırısının durdurulması ve geri çekilmesi”
  2. 853 Numaralı Kararı: “Tüm düşmanlıkların derhal durdurulmasını talep etmiş, Ermeni birliklerinin Ağdam’dan ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yakın zamanda işgal edilmiş olduğu diğer bölgelerinden çekilmesi çağrısını”
  3. 874 Numaralı Kararı: “Ateşkesin korunması, çatışmanın durdurulması ve Ermeni birliklerinin yakın zamanda işgal edilen Azerbaycan’ın Füzuli ilçelerinden (23 Ağustos 1993), Cebrayıl (26 Ağustos 1993), Gubadlı (31 Eylül 1993) ve yakın zamanda işgal edilen diğer bölgelerden çekilmesi çağrısı ve BM Kararları 822 ve 853’ü yeniden tasdiki”
  4. 884 Numaralı Kararı: “Taraflar arasında kurulan ve çatışmaların yeniden başlamasına neden olan ateşkesin son ihlallerini kınanması; Ermenistan Hükümeti’ni, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesi Ermenileri tarafından 822, 853 ve 874 sayılı kararlarla uyum sağlamak için tesir etmeye çağrılması; taraflardan silahlı saldırıların derhal durdurulması; Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Zengilan ilçesinden çekilmesi çağrısı ve BM Kararları 822, 853, 874’ü yeniden onaylanması” kararlarını aldırmıştı.

Yapılanlar bunlarla sınırlı olmayıp, konunun ayrıntısını kendisinden dinleyelim:

“….Rusya, Karabağ meselesi adıyla Azerbaycan’ın bağımsızlığına müdahale ve tecavüz etmektedir. Moskova, 20 Ocak Katliamını-kırgınını[1] yapmıştı. Azerbaycan halkı buna sabretti ve Rusya imparatorluğuna karşı mücadelesini devam ettirdi. Sonra,Ruslar, Hocalı kırgınını yaptı[2], bu da Azerbaycan halkının direnme gücünü artırdı, Rus ordusunu Azerbaycan’dan uzaklaştırdı. Rusya bunu kabullenmedi, önceden kışkırttığı Ermenistan’ın eliyle Azerbaycan’ın kuzeyinin yüzde 20’ni işgal altına aldı (Karabağ’ın güneyinde yerleşmiş bulunan 5 il (Cebrayil, Ağdam, Füzuli, Gubatlı, Zengilan) ise Elçibey devrilip, Haydar Aliye iktidara geldikten sonra kaybedilmiştir. M.K.); güya bunu Dağlık Karabağ Ermenileri yapmıştı. Dağlık Karabağ’da yaşayan 100 bin Ermeni’nin buna gücü asla yetmezdi (hatta onu destekleyen Ermenistan ile de birlikte).Burada bölücülerle, Ermenistan güçleri ve Rus kuvvetleri birleştirildi, üçü bir arada bu meseleyi halettiler, dış ülkelerden de güçlü destek aldılar (üzülerek belirtelim ki, burada İran’da destek oldu).

***

Rusya çok güzel biliyor ki, Azerbaycan tam bağımsız olursa bütün Kafkas’ı elinden çıkacaktır. Ermenistan da düşünüyor ki, Azerbaycan bağımsız olursa zamanında bütün Sovyetler Birliğinde istediğini yapan Ermenilerin Kafkaslarda hiç nüfuzu da kalmayacaktır. İran da düşünmektedir ki, Azerbaycan bağımsız olursa Güneyin de bağımsızlığı içinde mücadele yapılacak ki, bu da İran’ın kaderi meselesidir. Buna göre ki, onların hepsi bu meseleye kudurmuşçasına girişmişler ve hiçbir şeylerini kısıtlamadan bu yolda mücadele etmişlerdir.

***

Genel olarak diyebiliriz ki Karabağ problemini 3 ayda veya 5 ayda düzeltmek mümkün değil, buna göre de, Rusya’da burada kendi konumunu kaybetmek istememektedir. Onun bu bölgede şu an için az da olsa bir konumu ve buna göre de Ermenistan’ı kendisinden yana tutacaktır.

Biz bu durumda barış yapmış olsak, Azerbaycan için bir yararı olmayacak, çünkü Azerbaycan’ı mağlup bir ülke gibi görüyorlar. Amma herhangi bir halk daha mağlubiyeti kabullenmemişse, demek ki, mağlup değil ve mücadelesini devam ettirmelidir. Bunun için ülkede güçlü askeri ıslahat yapılmalı ve ordu, savaşan birlikler kurulmalı ve halk kendi toprağının özgür olması için mücadeleye hazır olmalıdır. Sadece buna bağlı olarak baskı yaparak meseleleri siyasi yolla halletmek mümkün olabilecek, böyle olmasa diğerleri de mümkün olmayacaktır (Elçibey’in haklılığının en güzel ispatı ise 44 gün süren 2’nci Karabağ Savaşındaki Azerbaycan ordusunun başarısıdır. M.K).

***

…Karabağ problemi artık tamamen düğümlenmiştir-Rusya bu meseleye bir-iki düğüm de fazladan vurmuştur. Onu açma yoluna gelince, birkaç siyasi girişimde bulunmak mümkündür. Mesela, bana göre, Kafkas evi(Kafkas Birliği çeviren)kurmak için mücadele etmek şarttır; Gürcistan da, Azerbaycan da Rusya’nın onlara baskısından hoşlanmamaktadır ve ona karşı koymayı artırmak istiyor. Bu iki devlet birlik olmalı, sıkı iş birliği yapmalı, buraya Çeçenistan da çekilmelidir. Genellikle, kendi özgürlüğü için mücadele yapan bütün Kafkas halklarının gücü Rusya’nın Kafkas’taki askeri ve siyasi nüfuzunu zayıflatmaya, onu buradan uzaklaştırmağa yönlendirilmelidir, Rusya buradan uzaklaştırıldıktan sonra, elbette, Ermenistan-İran bloku da zayıflayacak ve zincir çözülmeye başlayacaktır. Bundan sonra Ermenistan’la görüşmeler daha da kolay olacaktır…

***

Biz hakimiyette olduğumuz zamanda Ermenistan’ın kuvvetlerini sıkıştırıp Azerbaycan’ın işgal olunmuş bölgelerinden çıkarttık. Ermeni kuvvetlerini Goranboy’dan, Ağdere’den çıkartmıştık. Laçın’dan tamamen çıkarttık. Ermeniler kendileri de itiraf ettiler ki, hatta Hankendi’nin boşaltılması için, Erivan’da plan hazırlanıyordu. Ve o zamanlar, ermeni savaşında, Azerbaycan için en büyük galibiyet devri idi. Ter-Petrosyan bana yalvarıyordu ki, ateşkes yapalım ve gel konuşalım, o zaman ben dedim ki, seninle görüşmek olmaz. Seninle niçin görüşeceğim?

Sonradan bana yurtdışından: Türkiye’den, Almanya’dan, Rusya’dan rica ettiler ki, bu mümkün değil, ikiniz kesinlikle görüşüp konuşmalısınız. Ve karar alındı, savaş durdurulacak ve görüşmeler yapılacak, sonra da kaçkınlar Kelbecer’e dönecek. Burada BM’nin de etkisi olmuştu.

18 Haziran’da ermeniler Kelbecer’den çıkmalıydılar.14 Haziran’da ben, Amerika elçisine telefon ettim ki, meselenin çözülmesi için heyetler gönderilsin. Ağdam’da görüşme yeri ve zamanı hazırlanmıştı ki, bu mesele çözülsün. Ermeniler Dağlık Karabağ’dan, Amerika elçiliğine bildirmiştiler ki, biz kiminle konuşacağımızı bilmiyoruz:Elçibey’le mi, yoksa Suret Hüseynov’la mı-Azerbaycan’da ikili hakimiyet ortaya çıkmış; ne zaman tek hakimiyetlik olur, meseleyi o zaman çözeriz. Rusya da bunu çok güzel biliyordu. Ve öyle de yaptı ki, tamamen karışık bir durum ortaya çıksın ve hakimiyet dağılsın. Bu amaçlarına da ulaştılar.

***

Rusya’nın Kafkaslardan eli-ayağı çekilmeyince Kafkaslarda etnik-milli meseleler çözülmeyecektir.

***

Barış yolu kaçınılmazdır. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi, Azerbaycan halkı bunu istiyor. İkincisi, Ermenistan halkı kendisi de barış istiyor, bu mücadeleden ve yükten, iktisadi zorluklardan yorulmuş. Üçüncüsü, dünya devletlerinin hepsi bunu istemektedir, sosyal teşkilatlar bunu istemekte-NATO’da istemekte, BM’de istiyor, ATET’de istemekte, İslam Konferansı Teşkilatı’nda istemekte ki, barış olsun. Sadece Rusya’daki ve Ermenistan’daki askeri kuvvetler bunu istemiyor. Ancak onlar bunun karşısında kolaylıkla duramazlar. Rusya’daki ve Ermenistan’daki askeri birliklerden başka, savaş isteyen askeri birlikler yoktur. Bir de, İran’da böyle güçler var ki, Kafkaslarda durumun keskinleşmesinde, Azerbaycan’ın kötü duruma düşmesini istemektedir. Bu 3 güç çok dağınık güçlerdir. Bu 3 gücü dünyanın sosyal, diplomatik güçleri, uluslararası güçleri kolaylıkla durdurabilir.

***

Robert Koçeryan’la çalışmak, yeni seçildiği için bir miktar zaman alacaktır. Bu zamanın uzatılmasında ″ne savaş, ne barış″ sloganı etkiliydi, Rusya’ya destek veriyordu ki, Karabağ onun elinde olsun, istediği zaman bu Karabağ problemini Ermenistan’ın, istediği zaman Azerbaycan’ın başına vurup istediğini alsın.

***

Kafkaslar artık tamamiyle dünya içtimaiyatının, dünya devletlerinin, büyük teşkilatların (ATET, BM, NATO) gündemine gelmiş. Yani Avrupa’da durgunluk ve sakinlik ortaya çıkmıştı. Şimdi Kosova meselesini de halledecekler. Avrupa’da öyle gergin bir yer yoktur.[…] Şimdi Kuzey Kafkasya’da bazı hadiseler:abhaz-gürcü, osetin-gürcü meselesi, Ermenistan-Azerbaycan problemi kalıyor. Bu mesele sıkıntılıdır. Bu gerginliği ortadan kaldırmak için dünya devletleri buna yönelecek. Amerika Hazar denizi havzasını kendi milli ilgi alanına almıştır. Bu, yalnız ekonomik mesele değil, yalnız siyasi mesele değil, hem de askeri meseledir. Amerika bu siyasetini devam ettirecektir.

***

Mesele, Karabağ da Ermenilerin ortaya çıkarttıkları ve bağımsız yurt dışı ve yurt içi siyaseti, kendi ordusu olan bir kurumun, Azerbaycan tarafından tanınması tehlikesi ve meselesidir. Biz (Elçibey iktidarı) savaşı bundan da elverişli şartlarda başarılı bir şekilde sonuçlandırabilirdik, ancak milli ihanet yolunu seçmedik.[…] Şüphe etmiyorum ki, Azerbaycan halkı birilerinin vazife ve hakimiyet ihtirasları uğrunda topraklarının kurban verilmesi ile barışmayacaktır[3]”.

…..

Son Karabağ Savaşı ve ardından imzalanan beyannameye göre Azerbaycan, Karabağ’daki, Hocalı, Hocavend, Ağdere ve Hankendi illerinde hakimiyetini tesis edememiş, bahse konu bu iller Rus Barış Gücü denetimine bırakılmıştır. Rahmetli Ebulfez Elçibey’in yukarıdaki açıklamalarını dikkatle tetkik ettiğimizde, aslında Karabağ Sorunu, Elçibey iktidarı tarafından bundan 30 yıl önce çözülmek üzere iken her nedense iç ve dış müdahalelerle konu kanayan bir yara olarak günümüze kadar bırakılmıştır.Kanaatimizce de Karabağ Sorunu hala tam olarak çözülmemiştir.


[1] Kırgınını: Katliamını

[2] 26 Şubat günü Türk dünyası ve Azerbaycan için en acılı günlerden biri olmanın yanı sıra aynı zamanda insanlık tarihi için de kelimenin tam anlamıyla siyah bir sayfadır. Bundan 15 yıl önce, yani 26 Şubat 1992’de.Bugün sözde soykırım iddialarıyla Türkiye’yi suçlayan Ermenistan’ın Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ın direktifleri doğrultusunda Ermeniler Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde 7 bin kişilik nüfusa sahip ve coğrafi konumu itibariyle bölge için stratejik önemi olan Hocalı kentini ele geçirmek için 25 Şubat gecesi katliam gayesiyle harekete geçmiştir. Hocalı’nın işgali sonucu sivil, eli silahsız, Azerbaycan Türkleri çocuk, kadın, ihtiyar ve genç ayrımı yapılmadan Ermeniler tarafından katledilmiştir. Resmi verilere göre, o gece 613 kişi hunharca katledilmiş; bunlardan 83 çocuk, 106 bayan acımasız yöntemlerle işkence yapılarak öldürülmüştür. Ayrıca, 487 kişi ağır yaralanmış ve 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla caninin kurtarmıştır.26 çocuk tamamen ve 130 çocuk ise kısmen öksüz kalmıştır. Ermeniler şehitleri özel acımasızlıkla, gözlerini oyularak, kafataslarının derisini soyarak ve vücutlarının farklı organlarını keserek öldürmüştür. Küçücük çocukların gözleri oyulmuş, hamile kadınların karınları yırtılmış ve insanlarımız diri diri toprağa gömülmüştür. Hatta şehitlerin birçoğunun cesetleri yakılmıştır.

[3]“Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti, KEMALOĞLU, Şeyda-KEMALOĞLU, Muhammet, Berikan Yayınevi, 2007, Ankara, s.255-260.

Related Post

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir