Danıştay Tarafından Alınan Kararla, Devlet Madalyalarından Atatürk Kabartması Kaldırıldı, Aynı Zamanda Andımızın Kaldırılması Da Onaylandı.

193 0

Dünya tarihinde bir örneği dahi görülemeyecek, büyük Türk milletinin aleyhine olan bu karar sebebiyle üzüntümüz büyüktür mücadelemiz sürecektir!

Değerli Arkadaşlarım,

Biz Türk’üz.

Biz Türk Milletiyiz

Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin asli kurucusuyuz

Biz Türklüğümüzle gurur duyuyoruz

Biz, İlkokulda Rahmetli Milli eğitim Bakanlarımızdan, Reşit Galip’in “Türk’üm, Doğruyum, Çalışkanım” ile başlayan ve “Varlığım Türk varlığımıza armağan olsun” ile biten Andımızı okuyarak yetiştik.

Halen çoğumuz her sabah otobüste, tramvayda, dolmuşta veya özel arabamızda bu dizeleri tekrar ederek hayat buluruz.

Sevgili okurlar,

“Türk” adından, Türk sözcüğünden rahatsız olunmaktadır. “Türk’üm” demeyi ırkçılık olarak niteleyenler gerçekte kelime ırkçılığı yapmaktadır. Aynı zamanda sanata ve edebiyata Türk’ün binlerce yıllık kültürüne hakaret etmektedirler. Türklük sadece ırk ve milliyet ile ilgili değildir. Türklük aynı zamanda milletimizin birlikte yaşayarak aynı şuur aynı ülkü aynı duyguyu paylaşarak aynı halı aynı kilim aynı seccadeye aynı sevgiyle baktığı kültürel bir kimliktir.

Türklük Binlerce yıldır ortak yaşamanın ürettiği ortak değerler bilincini anlatır. Ortak tarihi olan bir toplumun maddeye ve manaya karşı takındığı tavırdır.

Sevgili Okurlar,

Türkiye Cumhuriyeti, yüzlerce yıldan beri bu toprakların gerçek sahibi Türk milleti tarafından doğru ve haklı olarak Türk adıyla kurulmuştur.

“Türkiye Cumhuriyeti” Göktürkler’den sonra “Türk” adıyla Türkler tarafından zor şartlarda kurulmuş en büyük devletlerimizden birisidir.

Türkiye Cumhuriyeti şanlı bir miras üzerine kurulmuştur. Bazılarının zannettiği gibi Türk Milleti cumhuriyetle oluşmuş değildir.

Türk vatanı 10.000 yıllık Türk beşiğidir son geliş tarihimiz 1071’dir, her metrekaresi kanla ve kılıçla alınmıştır; bu topraklar böyle vatan olmuştur.

Yıllardır “Türk kültürünün Anadolu’daki pek çok etnik azınlığın kültürlerinin bir toplamı olduğu” safsatası, toplum mühendisliğiyle yayılmaya devam ediyor.

Türkiye’nin Asuri’sinden Laz’ına, Çerkez’inden Kürdüne pek çok etnik unsur tarafından oluştuğu yalanları bazı kitapların ana temasını oluşturmaktadır.

Tarihin çeşitli dönemlerinde Türk ırkına, Türk kültür ve medeniyetine ait kavim, devlet veya kültürler Avrupalılara. Kürtlere, Araplara, Farslara malediliyor. Türk tarihi Hunlardan bu yana kesintiler halinde anlatılıyor oda bir yakıp yıkma mecrasına irca ediliyor.

Türkiye’de ki PKK ve İslamcı terörün asıl kaynağı “Türk” ve “Türkçe” düşmanlığından kaynaklanmaktayken, Türkiye’yi Türkiye yapan Türk’e dayalı tüm değerler ortadan kaldırılmakta, Türk kimliği planlı şekilde etkisizleştirilmekteyken, Teröre karşı verilen mücadele anlamsız kaldığı ortadadır!

Türkiye sanki halklardan ibaretmiş gibi etnik unsurlarına bölünmekte, Türk kimliği etnik unsur bölücülüğüne indirilerek Büyük Türk Milletinin Cumhuriyeti; “Kimliksiz-Milli Kimlikten yoksun” bir devlet haline getirilmek istenmekte, Türk’e karşı yürütülen bu etnik ırkçılık batının planlarına uygun olarak İktidar veya Muhalefet partileri tarafından yürütülmeye devam edilmektedir..

Devletin televizyonlarında, siyasi parti sözcülerince devletin üniter yapısı sorgulanmakta, cumhuriyet yıkıcılığı sürmekte, İktidar partisi sözcülerince cumhuriyetin süresinin dolduğu, cumhuriyetin yıkıldığı ilan edilmekte Boğaziçi Üniversitesinde okuyan öğrencilere bile ağzına geleni en ağır biçimde söyleyen MHP liderinden bu yapılanlara karşı hiçbir ses çıkmamaktadır.

Halbuki Milletlerin kurtuluşu Milletleşme ve Milli Şuur ile mümkün olur. Milli şuurun en önemli dayanağı ise milletin gerçek tarihidir. Her birimiz bilinçaltımızda, genetiğimizde binlerce yıllık tarihimizin ve kültür değerlerimizin mirasını taşıyoruz.

TC’yi kuran milli iradeyle hesaplaşıldığı, Andımızın kaldırıldığı Atatürk adı geçen her yerin tahrip edildiği kurulduğu yerin biraz ötesinde bile Hastane yapmaya müsait yer bulunduğu halde Atatürk havaalanının tam ortasına biçimsiz bir şekilde bir sahra tipi hastane yapılarak ileride çok büyük hizmetler yapma imkanı bulunan havaalanının tahrip edildiği,- tıpkı diğer adı değiştirilen tesisler gibi – yerine yapılan havaalanında “Atatürk” adının kullanılmadığı, Türkiye’yi Türkiye yapan değerlerle çatışmanın demokratikleşme veya Hukuk zannedildiği bir dönemi yaşıyoruz.

Hiçbir ciddi ve demokratik ülke o ülkenin milli birlik ve bütünlüğünü tartışmaya açmaz. Açılmasına müsaade etmez, açanı cezalandırır.

Devletin mercilerinin Türk milletinin aleyhine karar almaya hakkı yoktur. Devleti ufalama, etkisizleştirme ve egemenliği paylaştırma, rejimi tanınmaz hale getirme, hiçbir ciddi devlette demokratik veya hukuki bir hak değildir.

Sevgili Okurlar,

Andımız, simgesel bir söylemdir. Yaralı bir tarihi, yaslı bir milleti ayakta tutma çabalarının bir parçasıdır. Her medeni ülkenin bir andı olur. Ülkelerin andı; birlik, bütünlük ortak şuur yaratmak amacına hizmet eder.

80 yıldır söylenen ve milli/manevi bir gelenek halini alan ”Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…“ diye başlayan andın neyinden rahatsız olunuyor?

Bir milletin çocuklarına en masum şekilde ait olduğu milletin adını öğretmesinin, ahlaklı bir şahsiyet kazandırmasının sakıncası ne olabilir? Öğrenci andı pek çok ülkede de var. Buna rağmen bazı iktidar sözcüleri, bakanları, bölücüler ve terör örgütü ”Türk“ sözünden, ”ırkçılık“ diyerek, rahatsız oluyormuş.

PKK, ”Biz Türk değiliz ki“ diyerek andımızın kaldırılmasını destekliyorlar. 6 saat önce paylaştığımız diğer yazımızda olduğu gibi “okurken göğsümüzün kabardığı İstiklal Marşında “Türk” adının bulunmamasından istifade ile “Yeni Anayasa’nın ideolojisinin istiklal marşımız” olduğu söylenilmekte veya “Bizim Andımız İstiklal Marşıdır” denilmektedir.

Daha düne kadar fesli meczup Kadir’in eleştirdiği İstiklal Marşı içinde “Türk” tanımlaması yok diye bir anda Türsüz Anayasa isteyenlerin can simidi oluverdi.

Türk milletini etnik seviyede görmek veya Türk varlığına yönelik faaliyetlerde bulunmak Türk Milletine suikasttır.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin hiç bir sorunu yokmuş gibi ülkemizin birlik ve bütünlüğün sağlayan tüm değerlere karşı mücadele açılmakta toplumu, Milletimizi bir ve bütün yapan, bin yılda meydana gelmiş, hassas ve kırılgan değer ve dengelerin arasında yeni çatlaklar ve kırıklar oluşturulmakta gün geçtikçe bu kırıklar dahada derinleştirilmektedir.

Andımız toplumumuzu bir ve bütün yapan bu değer ve dengelerden birisidir. Asıl mesele; Türk düşmanlarının özellikle PKK’nın, “Türk’üm, Atatürk ve Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun” sözlerinden duyduğu rahatsızlığın AKP ile paylaşılması ile ilgilidir. Nitekim. AKP yakaladığı ilk fırsatta ‘Andımız’ı kaldırdı bu günde tekrar onaylandı. Bu süreçte Milliyetçi veya Cumhuriyetçi tavır sergilemesi gereken siyasi faaliyetlerin yeterli mücadeleyi göstermemesini üzüntüyle karşılıyoruz.

Sevgili Okurlar,

Danıştay tarafından alınan kararla, devlet madalyalarından Atatürk kabartması kaldırıldı, aynı zamanda Andımızın kaldırılması da onaylandı Dünya tarihinde bir örneği dahi görülemeyecek, Büyük Türk milletinin aleyhine olan bu karar sebebiyle üzüntümüz büyüktür Mücadelemiz sürecektir!

Danıştay devlet organıyken devletine milletine karşı büyük suç işlediği düşüncesindeyiz. Verilen kararı Türk Milletinin bir evladı olarak kabul etmiyoruz, Türk devletinin değerlerin karşı alınan kararlar bizce yok hükmündedir.

Biz Türk Milleti olarak andımızı kalbimize yazdık. Söylemeye devam edeceğiz…

Ne Mutlu Türk’üm diyene..

Tüm değerli Arkadaşlarıma sağlık, mutluluk ve başarılar diler, en içten sevgi ve Saygılarımı sunarım.

Taner ÜNAL

Related Post

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir