BÜYÜK KURTARICI ATATÜRK

724 0

BÜYÜK KURTARICI ATATÜRK BİR GÜNEŞ GİBİ YURDUMUZU AYDINLATMAKTA, ONA İHANET EDENLER, ONUN ÖNÜNDE BAŞ EĞMEYE MECBUR KALMAKTADIR.

TÜRK MİLLETİNİ IRK VEYA ETNİK GRUP OLARAK ANLAYAN, BASİRETSİZ VE UFUKSUZ ÇARPIK ZİHNİYETİN ÜRETTİĞİ ETNİKÇİ VE ÜMMETÇİ POLİTİKALAR BU GÜNKÜ VAHİM DURUMUN SEBEBİDİR.

BİR ELBİSE NASIL ASTARI DIŞINA GİYİLİRSE YAPILAN HER İŞ ÜLKENİN ALEYHİNEDİR.

Sevgili Okurlar,

Bilim Kurulu üyeleri bile artık Corona hastalığındaki artışlarından duydukları endişeyi dile getiriyorlar. Bu ortamda insanların toplu halde bir arada olmasının tabiî ki büyük mahsurları bulunmaktadır. Diğer taraftan hastanelerin kapasiteleri sebebiyle Covid-19 tespit edilen hastalar evlerine gönderilmekte ancak evlerinde karantina olacağı zannedilen bu şahıslarlar ortada dolaşmaya şehirlerarası otobüslerde veya toplu taşıma araçlarında hastalığı yaymaya devam etmektedir.

Bu sebeple bu ahvalde toplantı ve kutlamaların yapılamasına tabii ki karşıyız. Ancak her türlü kutlamaya ve toplantıya müsaade edilirken, Hele hele Ayasofya’nın açılması gibi gerici gösterilere dönüşen, suni gündem yaratmak için düzenlendiği görülen bir toplantıya bile yurdun her yerinden insanlar araçlara bindirilip getirilir, zar zor 350.000 insan Ayasofya’nın önüne toplanır ve bu kalabalıkların memleketlerine dönüşü ile birlikte yeni bir Corona dalgasına bile sebep olunurken, Bu gün Sayın Cumhurbaşkanının konuşma yaptığı Giresun da düzenlenen mitingte vatandaşlarımız dip dibe, Sosyal mesafe ve maske kuralına uymadan mitingi izlerken, genelde yüksek kültürlü ve disiplinli Cumhuriyet ve Atatürk sevdalılarının, en ufak bir taşkınlık veya Corona artışına sebep olmayacağına inandığımız kutlamalarına engel olunması özellikle sosyal medya da büyük tepki ile karşılanmış daha sonra bu tepkiye vatansever gazeteler ve gazeteciler de katılmışlardır.  Milyonların tepkisi bir kasırgaya dönüşmüş Cumhurbaşkanlığı döneminde bayramlarda hastaneye yatan Abdullah Gül bile dün twitter de 30 Ağustos’u kutlamak durumunda kalmıştır.

Tüm bunlar olurken Cumhurbaşkanı ve beraberindekiler Anıtkabir’e gitmişler Atatürk’ün huzuruna çıkmışlardır. Bu Türklerde binlerce yıldır devam eden Katsal Ata geleneğinin bir devamı ve Vatan kurtarıcılarının mezarına gösterilen saygının bir tezahürüdür.

AHITKABİRE VAHİM SALDIRI

Ancak Türklükten nasibini almamış, Emevi artığı Arapçı düşünceyi Türk Milletine din diye dayatarak, Türk Milletini Türklüğünden ve Türk kültürü ile olan bağlarından uzaklaştırmayı kendine görev bilmiş ümmetçi Akit gazetesinde “Anıtkabir” yerine “Anırkabir yazılarak” Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine, Büyük Kurtarıcı Atatürk’ün aziz istirahatgahına ve aziz hatırasına çok ağır bir şekilde saldırılmıştır.

Tüm bu alçaklıkları yapanlar kendilerini Osmanlıcı olarak göstermekte, Büyük Önder Atatürk’ün yaptığı devrim ve reform hareketlerine karşı çıkarak Osmanlıya dönüş özlemi taşımaktadırlar.

Bu sebeple daha önce bahsettiğimiz Osmanlıcık konusuyla ilgili bazı yeni hususları sizlerle paylaşmakta yarar görüyorum.

ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLIĞI BİRLİKTE YÜRÜYOR

Sevgili Okurlar,

Özellikle son 25 yıldır Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı beraber yürütülmektedir. Son 18 yıldır bölücülük ve irtica, devletin gündeminden çıkarılmıştır. Kürtçülüğün yüceltilmesi, bölücülere/ Kürtçülere tavizler verilmesi, müsamahakâr davranılması, Türklüğün değersizleştirilmesi, dinin siyasete alet edilerek devlet ve eğitim sistemine sokulması, laiklikten uzaklaşılması, toplumun buna göre formatlanması, Osmanlıcılığın Cumhuriyetçiliğe üstün kılınması artık açıktan yapılmaktadır. Bu durum Türkiye Cumhuriyetinin Güvenliğinde ve Cumhuriyet rejiminde, endişeli bir algı oluşmuştur. Kaldı ki burası Türk yurdudur.

Osmanlı Devleti iyi ve doğru taraflarıyla onur duyduğumuz, yanlış taraflarından da ders çıkarttığımız, bize intikal eden mirasımızdır. Ancak tarihte kalmıştır. Yaşadığımız dönem bir aldatmaca ortamıdır Emperyalizmin uşakları şeytanı kıskandıracak bir yalakalıkla mevcut durumdan yararlanmak peşindedir.

Osmanlıya dönüş özlemi çekenler toplumun önemli bir bölümünü cahilleştirmişler onların cehaletinden cesaret almaktadırlar. Toplumun bir kesiminin aydınlanamaması ile oluşan bu bilgisizlik ve duygusallık ilkel bir kurgu ile “Osmanlıcılık” şeklinde pazarlanmakta, Cumhuriyet düşmanları, Mozaik, etnik çeşitlilik, kültürel zenginlik, geçmişle barışma,vd ifadelerle ihaneti “Osmanlıcılık” olarak sunmaktadır.

Çok hukukluluk, inandığı gibi yaşama gibi bir dizi saçmalar “Osmanlıcılık” adıyla sloganlaşmaktadır. Hâlbuki Osmanlı’nın diriltilmesi ya da kimi yönlerinin yaşama geçirilmesi, Bu da Türk varlığının koruyucusu Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşamına son verilmesi veya sakatlanması neticesini getirecektir.

Biz Türk milletiyiz. Cumhuriyetle milli devlete, milli kimliğe ve milletleşmeye geçmek bir dayatma değil; Osmanlıyı kuran asli unsurun – Büyük Türk milletinin – iradesine saygıdır. Osmanlıcılık Cumhuriyet Yıkıcılığı olup vatana ihanettir.

AKP VE OSMANLICILIK

Sevgili Okurlar,

ABD kuruldu kurulalı Türkiye’ye karşı olan bir devlet durumundadır. Osmanlı zamanında da, Cumhuriyet döneminde de bu düşmanlığını gizlememiştir. Lozan’ı sindirememiş, kabul da etmemiştir, Ankara’nın başkent oluşunu da[1]kabul etmemektedir. Ortadoğu’da güçlü bir ulus devlet olarak Türkiye’nin varlığını küresel çıkarlarına -daha doğrusu küresel şirketlerinin çıkarlarına- aykırı buluyor.

Osmanlıcıların bir fikir babaları bir de aldanmışları vardır. Türk çocuklarını zehirleyerek ABD’nin kuklası haline getirenler hem gayrı Türk hem de gayrı milli insanlardır.

AKP’nin iktidara gelmesinden bir müddet sonra “Osmanlıcılık” konusu gündeme gelmiş, bunu takiben de “Yeni Osmanlıcılık” anlayışı ve hevesi gün yüzüne çıkmıştır. Önceleri dış politika konusunda konuşulmaya ve politika oluşturmaya yönelik ortaya çıkan bu konu, zaman içinde iç politika malzemesi olarak da kullanılmaya başlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne neden olarak günümüze kadar gelememesinde, eğitim sistemini çözememesinin ve din ağırlıklı eğitim sistemini sürdürmesinin önemli bir rol oynadığını, bağnazlığın ve bilime karşı olmanın Osmanlı Devletinin sonunu getirdiğini görüyoruz.

Benimsenen bu anlayışın ve yıllardır buna paralel yürütülen politikaların ne kadar yanlış olduğu, eski Osmanlı coğrafyasında bulunan ülkelerle olan ilişkilerimizin durumuna bakıldığında açık bir şekilde görülmektedir.

BİZ OSMANLI DEĞİLİZ, TÜRK’ÜZ..

Sevgili Okurlar,

Türkiye Cumhuriyeti’ne demokrasi, cumhuriyetle elde edilen kazanımların sonucunda gelmiştir. Cumhuriyet, onun nimetlerini istismar ederek yok edilmeye çalışılmaktadır. “Demokrasinin bir tren olduğu, belli istasyona gelindiğinde inileceği” sözlerinin unutulduğu da zannedilmemelidir. Anıtkabir kesinlikle hiçbir şeyle kıyaslanmaya kalkışılmamalıdır. İdeolojik yaklaşımlarla, Türkiye Cumhuriyetiyle Osmanlı İmparatorluğu mukayese edilmemeli, karşı karşıya getirilmemelidir.[2]

Türkiye Cumhuriyeti gecekondu bir devlet değildir. Tarihimizi bilmeyen milli değerlerimizden uzaklaşmayı günün modası kabul eden çıkarları için Ankaraspor’un adını bile Osmanlıspor yapanlar kulluklarını da ilan ettikleri için ülkeye verdikleri zararın farkında olduklarını sanmıyorum. 

Türkiye halkı henüz yaşam standartları itibarıyla imparatorluk hülyası kurabilecek bir kitle değildir. Hal böyleyken uzun bir süredir, fakat özellikle son zamanlarda bir Osmanlı hevesi sürüp gitmektedir

Prof. Dr. Halil inalcık bile vefatından önce “Biz Osmanlı değiliz. Osmanlı azınlıkların üzerindeydi. Aynı şeyi biz yapalım olamaz. Milli bir devletiz. O bir imparatorluktu. Sultanın hâkimiyetini kim tanırsa, tebaası oluyordu. Bu bir bunalım yaratır bu durum çok kötü neticeler verebilir” diye uyarmıştır.

ÇANAKKALE’DE SAKARYA’DA VE KOCATEPE DE YERLE BİR ETTİĞİMİZ İHANETLER YENİDEN İHYA EDİLMEKTEDİR.

Sevgili Okurlar,

Osmanlı’da Türkü dışlayan çarpık zihniyet düne özenilerek bugün de ” Osmanlıcılık” olarak devam ettirilmektedir. Demokratikleşme için Anayasadan Türklük, milli kimlik, Türk Milleti gibi kavram ve tanımlamaların çıkarılması istenilmiş, T.C. ibaresi kuruluşlardan kaldırılmıştır. Andımız kaldırılmış,Danıştay kararına rağmen uygulanmamaktadır. Türk düşmanlığını politikaları ile özdeşleştirenler arada bir yaptıklarını Osmanlıya dayandırıyorlar. Hâlbuki Osman Devleti tarihteki yerini almış ve bazılarının avukatlığına ve gerçeklere aykırı savunulara ihtiyacı yoktur.

ABD Başkanı Bush’un “Büyük Ortadoğu Projesi” diye 2004 yılında Tayyip Erdoğan’a tebliği ettiği ve eş başkanlığını kabul ettirdiği proje, önceki yazılarımızda paylaştığımız gibi Düveli muazzama devletleri tarafından 19.YY’da Şark Meselesi adıyla hazırlanmış, ancak Çanakkale’de Sakarya’da ve Kocatepe de Atatürk’ün dehasına çarparak 100 yıla yakın bir süre rafta beklemişti. Büyük Orta Doğu, “Büyük İsrail” demektir!

Büyük İsrail projesinin gerçekleşebilmesi için önce Türkiye’nin yönetim yapısının değiştirilmesi gerekiyor. Atatürk’e bu sebeple saldırıyorlar. Bununla birlikte, Türk kamuoyunun önüne İslamcı, Turancı veya Osmanlıcı perspektifler getirmeleri de lâzım ki Türk halkından destek bulunabilsin ve Ortadoğu Birleşik Devletleri Projesi uygulanabilsin. Büyük Orta Doğu, yani Büyük İsrail projesini, Özal döneminde Türkiye’nin büyümesi gibi göstererek, uygulamaya çalıştılar. En sonunda kendilerine uygun bir iktidar ile birlikte yol alıyorlar.

ETNİK KARMAŞA VE ÜMMETÇİLİK GERİCİLİKTİR!

Sevgili Okurlar,

Milli Mücadelenin tacı olan Cumhuriyet’e saldırarak Osmanlı’yı yüceltememekte; Anadolu’dan kovduğumuz Emperyal güçleri sevindirmektedir.

Resmi kanaldan ve yandaş medya kanalıyla yürütülen Atatürk düşmanlığı ve Cumhuriyet yıkıcılığı neticesinde insanlar birbirine soğutulmuş, ötekileştirilmiş ve kamplaşmalara yönlendirilmiştir.

Çözüm diyerek çözülmeye yol açanlar ülkemizde milli kimliği reddederek sosyal bütünleşmenin sağlanacağını sananlar gaflet ve dalalet içindedir

Bir elbise nasıl astarı dışına giyilirse yapılan her iş ülkenin aleyhinedir. Türk Milletini ırk veya etnik grup olarak anlayan, basiretsiz ve ufuksuz çarpık zihniyetin ürettiği etnikçi ve ümmetçi politikalar bu günkü vahim durumun sebebidir.

Etnik karmaşa ve ümmetçilik gericiliktir! Bu hasta yapılanmalar ileri demokrasi veya çözümü getirmez. Milli birlik ve bütünlüğü sağlamak yerine her fırsatta ayrıştırıcı söylemlerde bulunmak, Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti, Türk Devleti yerine milli kimliği olmayan ve 180 civarında devletin kurucusu ve Cumhuriyetinde Kurucu unsuru olan Türk varlığını reddederek ülkeyi parçalayıcı sözler sarf etmek birlik ve bütünlüğümüze büyük zararlar vermiştir. Hiçbir ülkenin ufalanarak daha iyi bütünleştirildiği görülmemiştir.

OSMANLICILARIN BU CEHALETLE VARACAKLARI YER AFGANİSTAN BATAKLIĞIDIR.

Sevgili Okurlar,

Türk kimliğini alt kimlik düzeyine indirmek Türk milletinin Cumhuriyet ile elde ettiği kazanımları Türklerin elinden alıp PKK başta etnik ve dini taassubun eline vermek için Osmanlıcılık uyduruluyor.

Kendilerine İslamcı, Millici, Cemaatçi gibi tanımlayan Türk Gençleri, “Osmanlıcılık Masalının arkasındaki aldatmayı ve ihaneti” bilmiyor Osmanlıya dönüş ile kendi duygularına uygun bir doyum yolu arıyor, nefislerini köreltmiş oluyorlar.!

Cehalet tıpkı Osmanlı da olduğu gibi “ümmetçilik, cemaatçilik, tarikatçılık veya İslamcılık” olarak pazarlanmakta buna da “Osmanlıcılık” denilmekte Milliyetçi partilerin ilçe başkanlıklarında bile Osmanlıcılığın sembolü haline getirilen Abdülhamit tarafından bir süre kullanılan arma süslemektedir.   Osmanlıcıların bu cehaletle varacakları tek yer Osmanlı değil, Afganistan bataklığıdır.

Sevgili Okurlar,

 Türkiye’yi Sevr Anlaşmasıyla sonlandırma arkasından Batı’nın tüm desteğiyle Anadolu’ya yapılan Yunan Saldırısı sırasında İngilizler defalarca hedeflerinin “Türksüz bir Anadolu” olduğunu söylediler. Eğer Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki milli direnişle, ülke emperyalistlerden kurtarılmış ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmasaydı Batı’nın “Türksüz Anadolu” hayali gerçekleşmiş olacaktı

Saçma sapan ideolojik ve gerici bakış açısıyla yapılan yanlış işlerin sonucunda çevremizde ilişkilerimizin düzgün olduğu bir ülke kalmamıştır.
Üstüne üstlük BOP’un, ABD dünya hâkimiyet politikası ve hegemonyasının bir aracı olduğu anlaşılamamış, yanlış bir değerlendirme sonucu onun Eş Başkanlığı üstlenilerek bu durum, Osmanlıcılık heves ve anlayışının bir yolu olarak algılanmıştır.

DAVUTOĞLU’NUN OSMANLICILIK HAYALLERİNİN SONU

Sevgili Okurlar,

Osmanlıcılık kavramı Batı Avrupa’nın basın çevrelerinde sık sık ele alınmaktadır. Hiç şüphesiz ki büyüyen Türkiye’nin büyümeyen yönleri ve sıkıntıları, dışarıdan bakanlara içindekiler kadar açık değildir. Osmanlı İmparatorluğu’nun eski topraklarının böyle bir gelişimi kaldırması mümkün değildir. Sözde dirilecek Osmanlı, hiçbir kuvvet Balkanları bir iktisadi, siyasi ve askeri çatı altında monolit güçlünün nüfuz alanına çeviremez.[3]

Nitekim, Ahmet Davutoğlu Başbakanlığı döneminde Dışişleri Bakanı Bayan Clinton ile karşılıklı el çırparak “Osmanlıcılık” söylemleri ve yandaşların “Osmanlı olacağız” hayalleriyle Suriye’yi parçalama planına ortak olmuştur. Bu yanlış işler yürürken Twitterde sabah 8’den akşam 24’e kadar sürekli paylaşım yapıyor bir yandan FETÖ ile diğer yandan Çözüm Süreci adı altındaki çözülme hareketine ve dış politikada yapılan yanlış işlere karşı çıkıyorduk. Nitekim Suriye konusuna şiddetle karşı çıktık. Bu yaptığınız yanlış işlerin sonunda ABD sınırımıza gelir dayanır, Rusya ile ilişkilerimiz bozulur, Bu kullanıyoruz sandığınız İslamcı çeteler yarın silahlarını Türkiye’ye doğrultur” dedik.

Nitekim bu gün 100.000 tır Silah ile ve ABD askerleriyle desteklenen PKK Suriye sınırı boyunca yerleştirilmiş durumdadır. Yine İdlip ve çevresinde Taliban, Hizbullah vd orgütlerin birleşmesiyle kurulan HTŞ adlı bir örgüt 100.000 civarında militanıyla beklemektedir. Türkiye’ye yedi Milyon Suriyeli girmiş, iki üç milyon Suriyeli de sınırımızda beklemektedir. AKP hükümetinin Osmanlıcılık hayallerinin sonu vahim bir tablo arz ettiği halde mankurtlaştırılmış insanlar halen abuk subuk iddialarla Cumhuriyet düşmanlığı yapmakta, Atatürk ve silah arkadaşlarına çirkin bir şekilde saldırılarına devam etmektedirler. En üzücü olanı da Milliyetçi bir partimizin buna destek vermesidir.

BOP’CU ABDULLAH GÜL PARLATILMAKTADIR.

Sevgili Okurlar,

İşte Suriye açmazı çıktığı ve ilerleyen yıllarda Cumhurbaşkanlığı yapan Abdullah Gül Büyük Ortadoğu Projesini sini destekleyen açıklamalar yapmıştır. Çözüm Süreci ve diğer tüm ihanet projelerinin yürüdüğü dönemde görev yapan Abdullah Gül Cumhuriyet düşmanlığını açıkça sergilemekten çekinmemiş, yıllarca resmi bayramlarda izin veya rapor almıştır. Ergenekon, Balyoz vd tüm FETÖ kumpasları Abdullah Gül ile başlamış ve onun zamanında Türk ordusu ve vatansever güçler tahrip edilmiş tüm bunlar yapılırken Abdullah Gül, Norşin açılımı ile uğraşmıştır.

Atatürkçü ve Cumhuriyetçi olması lazım gelen Sayın CHP Genel Başkanı, bizim gibilerin Abdullah Gül adından çekindiğimizi ifade etmiştir. Evet Tayyip Erdoğan’a alternatif olarak Abdullah Gül’ü istemiyoruz çünkü yaptıklarını gördük, zihniyetini iyi biliyoruz. Biz Türkiye Cumhuriyetinin başında Atatürkçü Cumhuriyetçi bir Cumhurbaşkanı istiyoruz.

Millet ittifakındaki diğer parti olan İYİ Partinin genel Başkanı Sn Meral Akşener ise “Abdullah güle itirazı olmadığını arkadaşı olduğunu” söylemiştir!

Akıl alacak şey değil! AKP’nin Cumhuriyet aleyhtarı ve Osmanlıya dönüş söylemlerine karşı Türk milleti olarak Ulusal birlik içerisinde verilen mücadeleden ilde edilen potansiyel AKP’ye rahmet okutacak birisine boca edilmek istenildiği görülmektedir. Böyle bir durumda bizlerin güç birliği yaparak toparlanmamız genç kardeşlerimizin önünü açacak, Atatürk ilkeleri ve Tam Bağımsız Ulus devletin inşası yönünde faaliyet halinde olacak yeni bir çatı altında mücadele etmemiz zaruret halini almaktadır.  

OSMANLICILIK MODERN TÜRKİYE’Yİ PARÇALAMA OPERASYONUDUR

Sevgili Okurlar,

Osmanlıya Dönüş –Osmanlıcılık- Batının dayattığı bir süper Emperyal güç şovenizmidir. Türk Devrimi ile kurulmuş modern Türkiye’yi parçalama operasyonudur

Bu gün iliklerimize kadar sömürü tuzağına düşmüş durumdayız. Tanzimat döneminde İngiltere’nin Osmanlı için uyguladığı “Yaşat ancak sonuna kadar tüket ” politikası Emperyalizmin “Osmanlıcılık” taktiğidir. Ülkemizin gelirleri yabancılara peşkeş çekildiğini, Hırsızlığın yolsuzluğun bir liraya mal edilecek işlerin üç liraya beş liraya mal edildiğini görmek istemeyenler “Emeklilerin çalışmadan para aldığını ve devlete yük olduklarını” söyleyecek kadar alçalmış vaziyettedir. Bir tek çivi bile üretmeyen Diyanet İşleri Başkanlığına üç yıl için 37 Milyar TL bütçe ayrılırken 20 Milyon evladımızın eğitim yaptığı Milli Eğitimin Sayın Bakanı “ Öğretmenlere verilen maaştan yakınmıştır. Tüm bu söylemler Türk Milletine ileride başa gelebilecek kötü zamanların habercisi gibi görünmektedir. 

Sevgili Okurlar,

Cumhuriyet, Osmanlının özellikle gerileme dönemindeki eskimiş, köhnemiş, modern yaşam tarzından habersiz, ilimden, bilimden ve teknolojiden uzaklaşmış, insan haklarını dikkate almayan sistemini, çağın gereklerine uyduran bir anlayıştır. Türk Milletini Türk varlığını koruyan bir sığınaktır. Cumhuriyet bir Aydınlanmadır. Türk’e has bir devrimdir. Fazilettir.

Bir sonraki yazımızda Osmanlıcılık hayalleri yerine, Osmanlı da yaşanan gerçek tarihi en sarih kaynaklarla sizlerle paylaşacağız. III.Selim döneminden başlayarak Osmanlıdan Cumhuriyete nasıl yol alındığını, Cumhuriyet reformlarının ilk adımlarını atmaya çalışan Osmanlı Sultanlarının hatalarını ve akıbetlerini,  Yerli işbirlikçi, gayrı Türk, gayrı milli unsurların emperyalizm ile birlikte ülkeyi nasıl yok oluşa sürüklediğini, Türk insanını nasıl açlığa mahkûm ettiklerini, İmparatorluğun Son yüz otuz yılında yaşanan ibret verici olayları, alınan tedbirlerin bile düveli muazzama devletlerinin dayatmalarından ibaret olduğunu kaynaklarıyla anlatacağız. Bizi izlemeye devam ediniz.

Tüm değerli Arkadaşlarıma sağlık mutluluk ve başarılar diler en içten sevgi ve Saygılarımı sunarım.

01 Eylül 2020 Saat 03.55

TANER ÜNAL


[1] Bugün AKP hükümetinin, başkentimizi ceste ceste İstanbul’a taşıma kurna http://www.cihandura.com/tr/makale/-BATI-NIN-BIR-ZOKASI-DAHA-OSMANLI-MILLETLER-TOPLULUGU-583zlığına bıyık altından en çok sevinen de ABD olmalı.

[2] Armağan Kuloğlu Yeniçağ 24.01.2013

[3] İlber Ortaylı http://www.milliyet.com.tr/yeni-osmanlicilik/ilber-ortayli/pazar/yazardetay/26.06.2011/1406764/default.htm

Related Post

UNUTULMAZ BİR DEVLET: GÖKTÜRKLER (V)

Posted by - 8 Ağustos 2020 0
İKİNCİ GÖKTÜRK İMPARATORLUĞU Göktürk İmparatorluğun bölünmesi ve yıkılmasından sonra Türk coğrafyası Çin esareti altına girdi. 50 Yıllı esaret döneminde Devlet…

Kırım Hanı Hacı Selim Giray Han (II)

Posted by - 14 Temmuz 2020 0
Osmanlı Devleti, Avusturya sınırında 1685’de Uyvar ve 1686’da Macar Beylerbeyliği merkezi Budin’in düşmesiyle Belgrad’a geçildi.1687’de 2.Mohaç Meydan Muharebesi meydana geldi…

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir