Bize Yeni Bir Yol Lazım

Yrd.Doç.Dr. Muharrem Özdemir at 1 Kasım 2020 tarihinde gönderildi
173 0

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tamamlanmasının ardından Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile gergin olan ilişkilerin normalleşmesi ilk olarak Maraş’ta yansımasını göstermeye başladı. Maraş’ın yeniden TOKİ imkanları ile yapılandırılarak kısa sürede o bölgeye hayat vermesi için Anavatan Türkiye Cumhuriyeti tüm yetkilileri ile birlikte bölgeye aktif ziyaretlerini gerçekleştirmeye başladı. 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katılacak ve Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Ersin Tatar’a ziyaret gerçekleştirecek olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgeyi bizzat ziyaret edip orada piknik yapmak istemesi 15 Kasım’ı ayrı bir önemli kıldı. Hiç kuşkusuz ki Maraş’ta yapılacak olan piknik, piknik olmaktan öte çok büyük önem arz ediyor. 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı’nda o bölgeyi Garantör Ülke ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nın ziyaret etmesi dünyaya bir mesaj niteliğinde;

 “Artık görüşme masasında federasyon ve eşit siyasi egemenlik hakların kabul görmesi karşılığında verilmesi muhtemel olan bir Maraş yok! Maraş KKTC egemenliği altında bir toprak ve bu statü değişmeden KKTC egemenliğinde bu bölgede hayat bulacak. Bu hem KKTC’nin fikri hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin”

Dün itibariyle UBP Genel Başkanlık seçiminin ilk turu tamamlanmış ve Faiz Sucuoğlu ile Hasan Taçoy en çok oyu alan iki aday olarak ikinci tura kalmış durumdalar. Kurultayın ardından yapılan açıklamalarına bakıldığında Hasan Taçoy’un salı günü devam mı tamam mı kararını vereceği aşikâr. Tüm adayların kurultay öncesi ılımlı açıklamaları ve kurultay sonrası ikinci tura kalan iki adayında aynı havayı koruması kuşkusuz ki bu kurultayı diğerlerinden farklı kılıyor. İki mahalle arkadaşının UBP genel başkanlık yarışında ikinci tura kalmasıyla birlikte cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası oluşan hükümet boşluğunu daha fazla uzun sürdürmeden aralarında anlaşarak ikinci tura gitmeyeceği düşüncesindeyim. Her iki adayın da erken seçim düşüncesi olmaması ülke sorunlarına yönelik bir an önce aktif çalışmalar yürütmesi beklentisinin olduğunu gösteriyor. Kesinlikle yerinde bir karar ve bir an önce yapılması gerekenler kapıya dayanmış durumda. Mecliste yer alan partiler de ülkenin içinde bulunduğu durumu ve kapıya dayanan yangını fark ederek hareket etmesi gerekiyor. Aksi durumda siyasi ihtirasları sebebiyle ülkeyi yangın yerine çevirmiş olacaklar. Halkın erken seçime sürüklenerek ne yeni bir siyasi gerginlik çekecek gücü var ne de ekonomik olarak dayanacak gücü. UBP’de başkanlık yarışının sona ermesinin ardından en kısa sürede hükümet kurulmalıdır. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin daha etkin desteği alınarak hem cumhurbaşkanlığı ekibi hem de yeni kurulacak hükümetin kabinesinin uyumlu bir çalışmayla sorunlara çözüm üretilmesi gerekmektedir.

Yeni dönemde KKTC’nin daha güçlü alt yapıya ulaşması için çaba gösterilmesi, uzun ve zorluda olsa daha net politikalar izleyerek KKTC’nin tanıtılması için yeni bir yol haritası çizilmesi gerekmektedir. 52 Yıldır görüşme masasında iyi niyetle federasyon beklentisi ile kaybettiğimiz zamanı yeni dönemde kaybetme lüksümüz olmadığını unutmamalıyız. Gerek BM’nin gerekse AB ülkelerinin uluslararası hukuktan anladıkları ve uyguladıkları politika tamamen Rum egemen Kıbrıs’tan ve Doğu Akdeniz’de Türk’ün söz sahibi olmaması için çabalamaktan öteye gitmemektedir. Nitekim bu söylediklerimi destekleyen açıklama siyaset bilimci ve Almanya Parlamentosunda Milletvekilliği görevini yapmış olan Prof.Dr.Hakkı Keskin’den de geldi;

“Milletvekilliğim döneminde Alman Sol Partisi’nin AB ilişkileri
sorumlusu olarak, Kıbrıs’ta çözüm konusu üzerinde önemle durduk.
30 Mart-2 Nisan 2007 tarihlerinde Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç,
İsviçre ve Avusturya’dan gelen 20 siyasetçi olarak Kıbrıs sorununa
kalıcı ve iki toplumun haklarını eşit düzeyde koruyan çözüm istiyoruz
açıklaması yaptık…”

“AB Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri tutmadı” diyen Keskin;

“Bundan sonra KKTC ve Türkiye’nin bu yeni stratejinin gereği olarak,
KKTC’nin devlet olarak tanınması yönünde kararlı bir politika
izlemeleri gerekmektedir. Uzun süreyi ve çok iyi bir diplomasiyi
gerektiren bu yeni Kıbrıs stratejisi, bu konuda uzman diplomatlarla
hazırlanmalı ve sabırla uygulanmalıdır. Bir başka çözüm kalmamıştır…”

Hal böyle olunca bizlere de artık yeni politikalar üreterek yolumuza devam etmek düşmektedir. Cumhurbaşkanı Esin Tatar’ın deneyimli bürokratları yanına alarak hareket edeceği görülmektedir. Yeni dönemde Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti ile aynı söylemleri üretip üzerinde ıslarla durarak yürümek zorundayız. En önemlisi de yeni dönemde hem içte hem de dışta “Kıbrıs Sorununu” 46 yıl önce başlamış gibi göstermek isteyen Rumların algısını kıracak söylem ve eylemlerle şekillendirmeliyiz. 57 Yıl önce eşit egemen olarak yer aldığımız Kıbrıs Cumhuriyeti’nden atılmamızın, yakılıp yıkılan köylerimizin ve  EOKA’cı Rumlar tarafından katledilen insanlarımızın haklarını aramalıyız.  Umutlarımızı kaybetmeden, inançla bu zorlu yolda haklarımızı ararken KKTC’yi de yeniden dizayn etmek, üreten ve ürettiği ile varolan bir ülkeyi sağ-sol fark etmeksizin el birliği ile kurmalıyız.

Yeni dönemde Anavatan Türkiye Cumhuriyetimizle el ele yürüdüğümüz ve insanlarımızın umutlarını KKTC’de canlandırmayı başardığımız günlerde buluşmak dileğiyle…

0 0 oy
Yazıyı Değerlendir
Bildirimler
Bildir
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle

İlgili Yazı

0
Düşüncelerinizi ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x