Azerilerin Devleti Yoktur !

604 0

Azerbaycanlı, Azerbaycan Türkü, Azeri, Azeri Türkü, Kafkasya Türkü…

***

Her şeyi dediler, utanmadan, usanmadan hiç de bıkmadan. Bir tek yalın Türk diyemediler.

***

Düşman olan ermeni teröristler bile Türk diyor ama bizimkiler sürçü lisan arkasına sığınıp polyanacılık oynuyorlar.

***

Azeri kelimesi altında yatan fitneyi hiç de bilmiyorlarmış gibi bir de onlar Şii deyip “kavmi ırkçılık” yapmaktan da utanmıyorlar.

***

İşte bu kadar da fesatlar.

***

Gelin birlikte bakalım yüce Türk milletinin boynuna tebelleş edilen Azeri lafıyla yer yerinden nasıl oynuyormuş?

***

Ön Türklerden Slav istilasına kadar olan süreçte Kafkasya’da Kıpçak ve Oğuz topluluklarının ağırlığı hissedilir derecedeydi. Halen daha öyle. 1121’deki Didgori Savaşı’nda Oğuzları mağlup edenler gürcüler değil Kıpçaklar idi. O meşhur destansı muharebe silsilesi olan Osmanlı-Safevi çekişmesinde bir süper güç olan Osmanlı’yı Doğu’da dizginleyenler de Türk’tü. Azeri değil, Türk !

***

Ta ki Rusların tüm cesaretlerini toplayarak aşağıya, Kafkaslara, Karadeniz’e inme cüretini bünyelerinde hissedene kadar. Türkmençay (1828) Antlaşması ile birlikte Kaçarlar bölgeden geri çekilmek mecburiyetinde kaldılar. Azerbaycan günümüzdeki göründüğü şekliye değil bütün bir güney kısmıyla bir halde iken 1828’de ikiye bölündü. Kuzey (Şimali) ve Güney (Cenubi) Azerbacyan olarak ikiye ayrıldı.

***

Ruslar tek imza ile Revan Hanlığı’nı, Nahçıvan Hanlığı’nı, Aras Nehri’ni ve Talış Hanlığı’nı ve diğer kadim Türk topraklarını Kaçarlar’dan koparttı. 1828’den önce Kaçar iktidarını zora sokan yine Rus orijinli bir siyasi darbe daha yaşanmıştır. 1813 tarihli Gülistan Antlaşması. Gülistan Antlaşmasıyla birlikte Ruslar Talış’ın ilk önce bir kısmını, Şirvan’ı, Kuba’yı, Bakü’yü, Şeki’yi, Karabağ’ı ve Gence’yi de silme şekilde ele geçirdiler.

***

Kaçarlar köşeye iyice sıkıştırıldı ve beklenen fitnenin alevlenmesi de sülalenin önce Doğu gürcistan’a, Kazak ve Şemseddil sultanlıklarına, ayrıca Dağıstan’a ait iddialarından vazgeçtiğini bildirmesi üzerine patlak verecektir. Ve böylelikle Türkmençay ile Şimali Azerbaycan’ın Rus tahakkümuna girmesi tarihte ilk defa Gülistan Antlaşması neticesinde gerçekleşecektir. Adamların parlamaya başladığı bir dönem bu. Yeni bir gücün sahneye çıktığı bir an.

***

“Aras’ı ayırdılar

Kum ile doldurdular;

Ben senden ayrılmazdım

Zor ile ayırdılar,

Ay Lâçin, can Lâçin,

Men sene kurban Lâçin”

***

Ruslar Perslerden önce bu kelime oyununa girişseler de asıl olan dönüp dolaşıp “Azeri” yaftalamasında karar kılacak olmalarıdır. 1830’lar itibariyle Kuzey’de ikamet edenleri Tatar olarak damgalamaya ve çağırmaya başladılar. Güneydekiler ise daha farklı bir kadere maruz bırakılacak ve onlar da “Azeri” olarak Pers yönetiminde anılıp çağrılacaktır. 1925’ten sonra da Pehlevi sülalesinin yönetimi ele geçirmesi ve Azeri damgalamasını sık sık kullanmaya başlaması az da olsa işe yaradığı görüldüğünde ise SSCB bunu da kopyalamaktan yüksünmeyecektir.

***

Azeri Azerbaycan’ın kısaltılmışı, önden arkadan kesilmişi veya söylemi kolaylaştırmak için sonradan uydurulmuş bir kelime de değildir. Ruslar kadar faşist olabilme yeteneğine sahip olan Persler Türk kimliğini deforme etmek adına “kasıtlı” olarak “AZERİ” demişlerdir.

***

Peki nedir bu AZERİ ?

***

Alenen art niyetle söylenir bu sözcük bu. Günümüzde telakki edenler de maalesef sürçü lisan ettiklerini düşünürler. Şayet her biri “Azeri” derken ikileme düşer, sürüye uyarak çoğunluk ne diyorsa aynısını deme zorunluluğundan “Azeri” der. Diyenler de konuyu bu sinsi ayrımı bilmediğinden “aman bulaşmayayım, bana mı kaldı, sorsalar ne diyeceğim” deyip yoluna devam eder. Arada bir vatanperver varsa çıkıverir “azeri değil Türk” diyeceksin derse kaçınılmaz olan şu sürçü lisan zırvası devreye girer. Girmez mi? koca koca profesörler çıkıyor televizyon ekranlarına onlar da milleti uyutmaya çalışıyor “sürçü lisan ettik affola” diyerek. Uyutmuyorlar mı?

***

O iş o kadar masum değil ama…

***

Azeriler yani şu dillere pelesenk olmuş olan Azeri kelimesi Persçe konuşan ve yazan Pers etnisitesinin bir alt grubu olan topluluktur. Ve bunlar ateşe taparlar. İman duyguları tabiri caiz ise gevremiş zerdüştler ile de zihniyet bakımından hısım olan bir topluluktur. Bunların Azerbaycan’da yaşayan TÜRK’ler ile hiçbir alakası yoktur. Hem de hiç bir şekilde.

***

Geçtiğimiz dönemlerdeki İran’ın ikinci Cumhurbaşkanı ve tabi evvelinde Molla ayaklanması sonrasında kurulan Perslerin iktidarda olduğu İslam Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı olan Muhammed Ali Recai’de “Azeriler iyi kılıf oldu” diyerek gaf yapmaktan korkmadı. Sonra Persler iddia etmeye başlayacaklardır ki Azerbaycan’da yurtlanmış olan ve 1813-1828 sonrasında bütün Azerbaycan’dan koparılan Türkler aslında (Pers iddiasına göre) Pers kökenli Azerilerdir. Azeri soyundandırlar denilmeye başlandı. Bakınız şu son Karabağ kurtarıldığında ise kendi kendilerine patlayacak ve aslında “Azerilerin” kendi içlerinde bir (Pers) topluluğu olduğunu ve Türkler ile hiçbir bağlarının olmayışını “kendileri” ifşa edecektir.

***

Zafer töreninde okunan ve yukarıya da eklediğim ağıtı dile getiren Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına istinaden İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif’in

“O, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin egemenliğine karşı konuştuğunu fark etmedi mi acaba?”

Cevat Zarif – 11.12.2020

Sözü Pers yönetimini baştan sona patlatmış ve ne kadar faşist olduklarını da ortaya dökmüştür. Kendi kendilerine diyorlar ki Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yani anlı şanlı Kafkasya’daki Türk Devleti’nin doğal parçası olan Güney Azerbaycan’da bizim işgalimiz altında. Bu kadarını beklemezdik değil mi? ancak Cevat’da sürçü lisan zırvasına sığınmayı tercih etti. Çünkü bu bir moda sevgili okurlar. Hata yaparsın senle beraber aynı hatayı yapan olmazsa maalesef aflara mazhar olma peşinde koşarsın. Bakınız Azeri lafını diline ciklet etmiş profesörler gibi bakınız Pers Dışişleri Bakanı gibi.

***

Bölgede zorlanan ve artık Molla hareketiyle de çığırından çıkan demografik yapının Perslerin selameti için değiştirilmesi, 35.000.000’dan daha da fazla olduğunu düşündüğüm İran içerisindeki Türk nüfusunun kırılmaya çalışılmasında Azeriler ile olan evliliklerin “teşvik” edilerek çoğaltılması orada açıkça devlet eliyle bir soykırımın sessizce gerçekleştiriliyor olduğuna delalettir. Değil midir? bakınız Irak’taki nüfus nasıl değiştirildi? ya sürüldü Türkmenler ya da erkekleri katledilerek zorla evliliğe zorlandılar. Zorlanmadılar mı?

***

İşte Pers dediğimiz ve örümcek zihniyetli hareketin örgüt lideri olan bu yapılanma esasında İngiliz siyasetinin simgesi olan sivrisinek gibi davranarak Türk milleti içerisinde sıtmaya yol açabilecek kalıcı sakatlıkların da şuuru tehdit edebilecek projeleri gerçekleştirmekten yüksünmüyorlar. Adeta sivrisinek gibi kendi içlerinde çıkarttıkları hastalığı “Azeri” kelimesinde bütünleştirip hiçbir şekilde alakası olmayan yalnızca “sindirmek” adına açıkça düşmanlık ettikleri Türklere yükleyerek Türk Dünyası arasındaki ayrıma katkıda bulunuyorlar.

***

İran’dan Rusya’ya ve oradan da Türkiye’ye bu gaflet sirayet etmekle kalmıyor yalnızca, Azerbaycan ve diğer Türk Cumhuriyetleri’ne de “Azeri” kalıbı şlank diye yerleştiriliyor. Çok ince bir siyasettir bu. Türkistan Cumhuriyetleri arasında olan kelime oyunu “Azerbaycan” coğrafyasının kadim hakimleri adına da böyle tezgahlanıyor ve servis ediliyor.

***

Azerbaycan içerisinde kendisine halen daha “Azeri” diyenlerin olmadığını söyleyemeyiz. Keza nasıl ki Türk Dünyası’na bir ur enjekte edilmiş gibi Kırgız, Kazak, Türkmen ve Özbeklerin büyük bir çoğunluğu yalın şekilde ben “Türk”üm dİyemiyorsa aynı minvalde Türkistan’ın makus talihini derbeder etmeye hazırlanan Türkiye içerisindeki otoriteler de bu Sovyet kurnazlığını aşabilmiş değildir.

***

Bu Batı Trakya’daki Türklere Yunan, Uygurlara terörist, Kıpçaklara Slav, gürcülere Müslüman Türk demek gibi bir şeydir.

***

Bir defa ulus devlet ismi oluşturulurken devlet adı kurucu unsurdan yahut bölgeden gelir. Türk-iye, Rus-ya, Alman-ya, Polon-ya gibi. Yahut coğrafya adlandırması olarak Azerbaycan. Azerbaycan derken coğrafya adı kullanılır. Şayet Azerilerin bir devleti olsaydı ve adı da ulusa mâl edilmiş bir adlandırma olsaydı Azer(i)baycan denilmesi gerekirdi.

***

Bu hataya düşmek Sovyetlerin ekmeğine yağ sürmek demektir. Bile isteye de yanlışa yanlışa gidip onursuzca aflara mazhar olmayı dilenmek de hayasızlıktan başka bir şey değildir. Hiç değilse bırakın teferruatı coğrafya adını da sadece Türk deyiverin…

***

Düşman kadar da mı olamayacaksınız?

Sosyal Bilimci Mertcan ABBASOĞLU

Mertcan Abbasoğlu

Mertcan Abbasoğlu

Osmanlı ve Türk Tarihi üzerine parlak zamanların darlıklarını araştıran, Atatürk'ün açtığı yolda ilerleyen genç bir müellif talebesi.

Related Post

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir