Avrupa’da Türk Kadını Olmak

581 0

 

Avrupa’da Türk Kadını Olmak; İki ayrı yer için çarpan kalp demektir. Bir toprağa hasret başka bir toprağa memleket demektir.Pek çok hayalinizden vazgeçip,hayata tutunmak için var gücünüzle çalışmak demektir. Uyum sağlamak ama kaybolmamak demektir. Dil öğrenmek ama ana dilini unutmamak, sosyal ortamlarda var olmak ama geleneğini korumak,çocuklarına KİM olduklarını anlatabilmek,,yaşadığın ülkenin insanlarını anlayabilmek, seni doğru anlamaları için emek vermek, ülkeni mensup olduğun milleti gururla temsil etmek….Avrupa’da Türk kadını olmak demek bu ifadelerin çok küçük bir hissesi sayfalar dolusu yazabilir saatler boyu konuşabilirsiniz bu başlık çerçevesinde…Ama en kısa yoldan şunu söyleyebiliriz sevgili dostlar Avrupa’da Türk kadını olmak kolay değil…

  1. Avrupa’da Türk Kadını

Avrupa’daki Türk kadınına değinmeden önce Avrupa’ya göçün kısa bir tarihçesine değinmek istiyorum. Türkiye’den gerçekleşen dış göçün büyük oranda Avrupa ülkelerine yönelmesinin temelinde kolay para kazanmak daha güvenli bir gelecek yatarken Türk devleti açısından ise işsizliğe ve ülkedeki döviz açığına çözüm bulmak amacıyla başlamıştır. 1950’lerden başlayıp günümüze kadar devam eden dış göç süreci beş aşamada ele alınabilir: birinci aşama dış göç hareketinin başladığı ilk yıllar 1950’li yılları kapsar. Bu yıllarda daha çok bireysel girişimler ya da özel aracılarla sınırlı sayıda göç gerçekleşmiştir. İkinci aşama 1960 yılından sonraki dönem olup siyasal düzelemde gerçekleşen ikili anlaşmalara dayalı olarak düzenli ve planlı göçlerin yaşandığı dönemdir. Bu dönemde Avrupa ülkelerinden sırasıyla Almanya’nın ardından 1964 yılında Avusturya, Belçika ve Hollanda, 1965 yılında Fransa ve 1967 yılında İsveç’le işgücü anlaşmaları yapılmıştır. Üçüncü aşama 1970’li yıllar ve özellikle 1973 dünya petrol kriziyle başlayan ekonomik kriz, yabancı işçi alımının durdurulması, yasadışı göçmenlere yasal statü kazandırılması, aile birleşmeleri ile karakterize olur. Dördüncü aşama 1980 sonrası dönem olup daha çok göçmen çocukların eğitim sorunları, getto yaşamı, çeşitli örgütlenme faaliyetleri, sığınma istekleri ve eve dönüşü teşvik eden yasaların gündemde olduğu dönemdir. Beşinci dönem ise 1990’larda başlayıp günümüze kadar devam eden ve içinde bulunduğumuz süreci karakterize eder. Bu döneme daha çok yabancılar yasası, kimlik problemleri, yabancı düşmanlığı, etnik ve dinsel örgütlenmelerin yaygınlaşması ve siyasal hak talepleri damgasını vurmuştur. Ayrıca bu dönemde fertlerin anavatanlarının sınırlarını aşarak başka ülkelere seyahat etmesi bakımından çeşitli küreselleşme aktörlerinin de göç olgusuna ivme kazandırdığı görülmektedir.

  • Avrupa’da Türk kadını ve değişen statüleri

Avrupa’yailk göçün başlamasından günümüze en büyük sıkıntıyı ve çileyi çeken kadınlarımız olmuştur. Bu sıkıntı ve çileye rağmen geçmişte olduğu gibi geleceği yönlendirende kadınlarımız olmuştur. Göçün ilk başlamasıyla birlikte fabrikalarda eşleriyle birlikte işçi olarak gelen kadınlarımız olmuştur. Bunun dışında ailesi dışında Alman fabrikaları özellikle elektronik sanayisinde çalıştırmak üzere Türkiye’den kadın işçi talebinde bulunduğunda, kocasını, çocuklarını geride bırakıp ekmek parası için Almanya’nın yolunu tutan kadınların sayısı azımsanmayacak derecede çoktur. Bu bilgiler göz önüne alındığında Avrupa’ya göçle başlayan kadınlarımızın serüveni değişikliğe uğrayarak ve statü kazanarak ilerlemiştir.  Bu değişimi 4 döneme ayırıyoruz.

  1. I. Kuşak aileleri birlikte gelen kadınlarımız fabrika işçisi olarak çalışmaya başladığı dönemdir.  Avrupa toplumundan soyut bir yaşam sürmektedir. İlk göçün büyük çoğunluğu köylerden olduğu için toplumun din ve dil ayrılığı büyük oranda etkili olmuştur.
  2. II. Kuşak kadınlarımız bu işçi statüsü ile birlikte farklı alanlara yönelmeye başlamıştır.

Dil bilme ve eğitim almaya başladıkça kadınlarımız farklı iş alanlarında görülmeye dönemdir.

  • III. Kuşak sürecinde kadınlarımızın entegre süreci başlamış ve kendi kültür bütünlüğü ile farklı iş kadınlığından siyasete birçok alanda Avrupa’daki Türk kadın kimliği oluşmaya başlamıştır. Eğitimli nesillerin yetişmeye başladığı dönemdir.
  • IV. Kuşak kadın ve kızlarımız artık bilim alanına da yönelmeye başlamış ve kendini her alanda kanıtlamaya çalışmaktadır. Kendi zengin kültür dairesiyle asimile olmadan entegre bir şekilde bilinci bir geleceği kurma peşindeler.

Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu olsun.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Fatma Aktaş

Fatma Aktaş

Avrasya Türk Kadınlar Birliği Başkanı . Siyaset,Sivil Toplum ve Lobi Uzmanı /Hollanda - Türkiye - Azerbaycan ve Balkanlar

Related Post

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir