Avrupa’da Türk Kadını Olmak (II)

652 0

 

Sorunların farkında olan çözüm yolları arayan bir gurup arkadaşımla birlikte 1998 de Avrasya Vakfı bünyesinde Avrasya Türk Kafkas Kadınlar Birliğini kurduk.20 küsür yıldan beri bu kurum içinde Hollanda da Türkiye ve Türk Dünyasını da kapsayan çok yönlü çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Projelerimizin tümü olmasa da ağırlıklı bölümü Türk Kadını adına yapılıyor. Avrupa genelinde kurulan vakıf ve derneklerin özellikle maddi kaynak konusunda çok daha rahat olan kurumlar üzülerek belirtiğim ki korunması gereken en önemli alanın sadece din olduğu algısı içinde faaliyet gösteriyor.


Hepimiz Müslümanız ve o güzel islam dininin öğretileri manevi dünyamızdaki önemi, değeri konusunda bilgi sahibi olmalıyız hele de başka dine mensup insanlarla bir ülkede birlikte yaşarken inancımızı en doğru şekilde öğrenmemiz gerektiğine inanıyorum. Ancak bunu sizi ayrıştıran ve hayatınızdaki yegane değer ve amaç olarak ve çoğu kez bu alanda birçok yanlışla yürüyerek daha açığı Arap gelenek ve kültürünü rehber edinerek bir hizmetin içindeyseniz bunun ne topluluğunuza ne de sizi gözleyenlere bir yararı olmuyor. Sevgili dostlar bugün Avrupa’da Türk olmak kolay değil Türk kadını olmak ise iki kat daha zor. Bir yanda erkekle birlikte bütün o sorunlarla muhatapsınız diğer yanda size dayatılan kendi toplumunuzun baskılarını yaşıyorsunuz. Ve bunun her geçen gün yanlış kurum ve yanlış insanlar eliyle ivme kazandığına tanık olmak çok üzücü. Üzülerek ifade ediyorum ki Türklük, mensubiyet duygusu ,tarih bilinci bu faaliyet alanlarında sıfır noktada.

Elbette mensubiyet bilinci içinde çok doğru çalışmaların yapıldığı kurumlarda var yaşadıkları ortama evrensel değerleri benimseyerek uygar ortaklıklar kurarak ,kendilerini doğru tanıtacak iletişim kanallarını açık tutarak çalışmalar yapan kurumlardan söz ediyorum. Ancak inanın diğerlerine göre hem sayısal hem kaynak yönünden çok daha az sayıda. Bu konuda büyük bir boşluk var. Bizde bunları gözeterek sadece Anadolu Türklüğü ile sınırlı kalmayıp uluslararası projelerimizde Balkanlardan Kafkasya ya ve Orta Asya Türk coğrafyalarına uzanan bir alan içinde çok sayıda ortak projleleri hayata geçirerek bağlarımızı kurmaya ve ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik çalışmalar yaparken diğer yandan o bölgeler için Avrupa’nın avantjlarını onlar adına kullanmaya yönelik girişimlerde bulunduk. Ve bunu yaparken ben siyasi alanda kurduğum Hollandalı dostlarımı ya da diğer arkadaşlarımız farklı alanlardaki Hollandalı tanıdıklarını bu ortamlara ve sorunlara dahil etmeyi çok önemsedik.

Katıldığım uluslararası toplantılara mesela Türk Dünyası Kadın Kurultayına ve benzeri organizasyonlara Hollanda kadın milletvekillerini ya da parti içindeki üst düzey görevlileri davet ettik katılımlarını sağlayarak, sorunlara ön yargıyla değil başka noktalardan bakmalarına vesile olmaya çalıştık. İşte bu ilişkilerin yararını, Bosna savaşının mağdur kadın ve çocukları için Lahey Adalet Divanına davaların taşınması ve takibi konusunda yıllar süren büyük mücadelede Balkanlardan özellikle Bosna’dan gelen kadın kuruluşların adresi olduğumuzda yaşadık gördük. Karabağ işgali, Hocalı soykırımı Türkmen ellerinde yaşananlar, Uygur Türklerinin durumu kısaca sorun yaşayan tüm Türk bölgeleri için toplantılar, mitingler düzenledik .

Bütün bunları kişisel çabalarımızla kurduğumuz Hollandalı insanları dahil ederek yapmaya çalıştık. Bildiriler hazırlayarak Hollanda parlamentosuna ve diğer yetkili kurumlara müracaat ettik. Bu bölgelerdeki kadın kuruluşlarıyla çok önemli projeleri hayata geçirdik. Zamanınızı almak istemediğim için bu uluslararası çalışmaları özet olarak geçiyorum. Derneğimiz içinde Hollanda da yaşayan kadınlarımız faaliyetlerimizin temel noktasıydı. Hedef kitlemiz kadınlardı amaçlarımıza ise yaşanan sorunlar yol gösteriyordu. Dil önemli bir sorundu. Türkçe ve Flemenkçe dil kursları açtık ve bu devam ediyor. Tarih ve edebiyat konusunda bilgilerimizi artıracak okuma günlerimiz devam ediyor. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün en önemli mirası NUTUK derneğimizin üyeleri çocuk ve gençlerimizle paylaşılan en önemli eserdi. Bu da yine yeni kuşaklar ve üyeler için bitmeyen bir etkinlik alanımız.

Geleneksel Türk El sanatları kursları açtık bu kurslar daha sonra kadınlarımız için istihdam yarattı. Bugün kamusal alanda çalışmayan birçok kadınımız kendi iş yerlerini açıyor ya da bu kurslarda öğrendikleri el işlerinin siparişini alarak evlerinde üretim yapabiliyor. Tiyatro Halk Oyunları ve Koro etkinlikleri ile kültür ve sanat alanında gençlerimiz için alan yarattık. Hollanda da yaşayan Türklerin hukuki sorunları için danışma hizmetleri kurduk. Üç yıl boyunca uyguladığımız “İz Bırakan Türk Kadınları” projemiz kapsamında sosyal,siyasi alanlarda sanat ve edebiyat alanlarında topluma rehber olan iz bırakan kadın kimliklerini işleyerek bu öykülerin ilham yaratmasını amaçladık. Bu benim açımdan yaptığımız çalışmalar içinde Türk Kadını adına en verimli ve etkileyici çalışmalarımızdan biri oldu.

Değerli konuklar doğduğunuz topraklarda değil başka bir toprakta hayata tutunmaya çalışıyorsunuz. İşiniz, aileniz bir çok yük var omuzlarınızda. Bunlara ek olarak kendi ülkenizde gurbetçi yaşadığınız ülkede bir yabancısınız. Başka bir din başka bir millettensiniz. Avrupa’da yüzyıllar boyu oluşagelmiş bir ön yargı ve değişmez bir bakış açısıyla muhatapsınız. Elbette bu şartlar altında yaşamak kolay değil ama önünüzde bir yol var eğitimle, beceri kazanarak, sanat ve kültür alanındaki o büyük zenginliğe sahip çıkarak,tarihi bilince ulaşarak öz güven kazanıp bütün o olumsuz algıları en azından kendi hayatınızdan söküp atabilirsiniz. Uzak tarihinizdeki deneyimler ve Cumhuriyetle birlikte Atatürk’ün Türk kadınını layık gördüğü değerleri ,hakları, kazanımları en büyük servet gibi yüreğinizle, aklınızla ve yaşam biçiminizle hayatınıza aktarabilirsiniz. İşte o zaman ne tarihinizle ne de bu gününüzle Avrupalı kadınlardan geride olmadığınızı hatta birçok alanda geleneklerinizle, aile bağlarınızla memleket sevdanızla çok daha ileri de olduğunuzun farkında olacaksınız. Ben ve arkadaşlarım bu yolu seçtik bu yolda yürüyoruz. Avrupa’da Türk Kadını olmanın bütün psikolojik ve sosyal zorluklarını bu yolla aşacağımıza ve ülkemizi bu yolla temsil edeceğimize inancımızı öne koyduk. Dergiler çıkardık kadın öykülerine dikkat çektik. Olumsuz,yararsız gelenekleri ısrarla, bağnazca gündemde tutmanın sebep olduğu toplumsal yaralarını anlattık. Başımızı öne eğdiren tutum ve davranışlar bizi kötü tanıtan kültür kodlarına karşı savaştık ve savaşıyoruz.

Bizler belki okyanusta bir damlayız yaptıklarımız ve yapacaklarımız Avrupa da yaşayan Türk nüfus içinde kimlere kaç kişiye ulaşacak bilemiyoruz ama vazgeçmeden, azımsamadan devam edeceğiz. Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan tüm soydaşlarımızın önce ve önemle ve de özellikle Türk kadınlarının Türklük bilinci ve sorumluluğu içinde örgütlü bir şekilde çalışmalar yapmasını, bunları amaç edinen kurumların, insanların çoğalmasını temenni ederek biz yolumuza devam edeceğiz. Sözlerimi iki büyük şairimizin dizeleriyle tamamlamak istiyorum. Anadolu’nun büyük şairi Namık Kemal der ki “Elbet Sefil Olursa Kadın Alçalır Beşer” ve Azerbaycan’ın büyük şairi Hüseyin Cavit der ki” Kadın Gülerse Eğer Beşeriyet Gülecek—Sürüklenen Beşeriyet Kadınla Yükselecek”

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Fatma Aktaş

Fatma Aktaş

Avrasya Türk Kadınlar Birliği Başkanı . Siyaset,Sivil Toplum ve Lobi Uzmanı /Hollanda - Türkiye - Azerbaycan ve Balkanlar

Related Post

Hülagü Han ve Türkler

Posted by - 4 Ağustos 2020 0
HÜLAGU HAN, KUTEYBE’NİN 705-715 YILLARI ARASINDA ON BİNLERCE TÜRK'Ü KATLETMESİNİN İNTİKAMINI ALMAK İÇİN Mİ 1258 YILINDA BAĞDAT'I TALAN ETTİ?

There are 1 comments

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir