Asya Hun İmparatorluğu Üzerine…

Mertcan Abbasoğlu at 17 Kasım 2020 tarihinde gönderildi
44 0

Türk tarihinin en kıymetli devleti Hun İmparatorluğu’nu inceleyeceğiz bu yazımızda.

Aslında çöl değil de yayla iklimine sahip bozkır halkı olan ve bozkırlarda teşekkül edip gelişim gösteren ve bunu kültürüne de aktararak bir nakli özelliği kültürlerine kazandıran Türkler, yayılmaları esnasında, çoğunlukla bozkır coğrafi ve iktisadi şartlarının yer almadığı ve kültürlerinin yaşama imkânının zayıfladığı sınırlarda durakladıkları; ormanlık, sıcak veya çok rutubetli sahalara pek girmedikleri görülmektedir. (İ. Kafesoğlu Türk Milli Kültürü s.37)      

Kendi hayat tarzlarına uymayan yabancı telakkilerin baskılarının şiddetli olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin ise, oralarda fazla barınamamaları ve çok kere varlıklarını kaybetmeleri dikkat çekicidir. (Çin’de Tabgaçlar, Balkanlarda Bulgarlar, Kuzey Hindistan’daki muhtelif Türk Devletleri vb gibi…)     Bugün de Türk toplulukları, genelde aynı Kuzey Çin- Orta Avrupa geniş kuşağı üzerinde yaşamaktadırlar      Tarihe ilk defa adını yazdıran Türk kavmi Hunlar’dır (Hiung-nu’lar). Bilinen ilk yurtları da bugünkü Moğolistan bölgesi olup, Çin tarih kaynaklarında rastlanan adları ise Hiung-nu şeklindedir.      

Osmanoğulları hariç bütün Türk hanedanlıkları (sülalenin kurduğu devletler yani) içinde en çok iktidarda kalan Türk Devletidir. Bu arada ilk defa bütün Türk kavimlerini bir araya toplayan en önemli siyasi teşekküllerden biridir. Hun Hükümdarlarına genellikle “yabgu, Tahnû” denilmiştir. Hun toplulukları gerek siyasi, gerekse yerleştikleri coğrafya bakımından ve ayrıca meydana getirdikleri kültür-uygarlık yönlerinden üç ayrı devlet halinde tarihteki yerlerini almışlardır. 
A. Büyük Hun İmparatorluğu “Asya Hunları”   Türk göçlerinin doğu yönünde devam ettiği sıralarda Çin’de kurulan Chou devletinin Türklerle olan münasebeti üzerine dikkat çekilmiş, hükümdar sülalesinde Gök dini, güneş ve yıldızlardan kutlu sayılması gibi inançlarla, askeri kuvvette harp arabalarının bulunması ve devletin daha çok Türkler’le meskûn bölgede (genel olarak bu bölgeler Şen-si, Kan-su) kurulmuş olması çeşitli ilim dallarından bazı bilginleri bu hanedanın aslen Türk olabileceği, veyahut devlette Türk unsurunun hakim bulunduğu düşüncesine sevk etmiştir. Bununla birlikte, aslında çok Türk kültürü tesiri fazla belirli bir Çin Devlet ve toplumu gibi görünen Chou tezi kesinlik kazanıncaya kadar Asya Türk Tarihini Hunlar’la başlatmak daha doğru olacaktır diye düşünüyorum.      Çin kaynaklarında M.Ö 4. asırdan itibaren Türkler’le birlikte Moğol, Tunguz soyundan bazı grupları da ifade etmek üzere “kuzey barbarları hanedanı” manasında olarak Hiung-nu (Hsing-nu) diye anılan bu kütlenin aslı hakkında türlü görüşler ileri sürülmektedir. 

Her ne kadar, bu imparatorluk da Türkler’in yanında Moğol, Tunguz vb. yabancı kavimlerin de yer almaları normal ise de, Devleti kuran ve yürüten asıl unsurun Türk olduğuna dair pek çok delil vardır. Bu devlette Türk bozkır kültürü hakimdir. Gök Tnarı’ya inanılıyordu, aile “baba hukuku” üzerine kurulu idi. Ama her ne kadar “patriarchal” bir yapıdan bahsedilse bile esasında “Zadruga, Gents veya Genoise” ile kıyaslamak absürt kalır. Çünkü Türk aile yapısı ufak homo bir yapıdadır. Yani aile kuralları çerçevesinde baba katı kuralları aile içinde ihtiva etmez. Örnek vermek gerekirse Zadruga (Slav aile tipidir) gibi istenmeyen evlat aileden dışlanmaz, Gents (Roma aile tipidir)’te olduğu gibi istenmeyen evlat tamamen ölüme terk edilmez, Genoise (Yunan aile tipidir) gibi de sevilmeyen çocuk baba tarafından tanrıya kurban edilmek suretiyle yaşamına son verilmezdi. Nihayet Hiung-nu devletinde idareci zümre ve hanedanın dili Türkçe idi.

Siyasi ve kültürel münasebetler vesilesi ile Çin yıllıklarında Hiung-nu dilinde geçen şu kelimeler: Tanrı, Kut, Börü, İl, Sû, Tümen, Tuğ, Kılıç ve Türkçe olup, Türk dilinin en eski yadigârlarındandır (Ernst H. Gombrich Türkler s.119). Nihayet devletin sahipleri de kendilerine, Türkçe’de “insan, halk” anlamında olan “Hun” (khun) diyorlardı. 

Yurtlarına gelecek olursak, Orhun-Selenga ırmakları ile; Türklerin kutlu ülke saydıkları Ötüken havalesi merkez olmakla beraber, ilk devrelerde ağırlık noktasının Ordos bölgesinde (Çin’in şuanda Moğolistan özerk bölgesinde bulunan şehir) bulunduğu anlaşılan Hun siyasi birliğinin kesin tarihini M.Ö 4. asırdan itibaren takip etmek mümkündür. M.S’ki devirlerde ise torunları bu kökleri istikbale taşıyacaktır. 

Hunlarla alakalı ilk tarihi belge olarak bir anlaşma metni belirtilmektedir ki, bu da M.Ö 318’de imzalanan Kuzey Şansi Anlaşmasıdır. O zaman Chou iktidarının zayıflaması sonucu meydana çıkan 14 kadar devletin mücadele sahası olan Çin’de birbirleriyle savaş halindeki bu feodal “muharip devletler”den birinin gittikçe kuvvetlenmesinden endişelenen komşu 5 krallık belirtilen yılda Hun birliği ile ittifaklık antlaşması yapmıştı. ( Bu konu üzerine Chou veya Zhou sülalesi iktidarı için birçok araştırma mevcuttur. Kimisi (İ. Kafesoğlu, Y. Öztuna, Eberhard hariç olmak üzere) bu sülalenin iktidarında Türk dahlinin olduğunu ve bununla birlikte kurulan devletin idari mekanizmalarında Türklerin bulunduğunu ifade ederken kimileri de (az önce yukarıda saydığım kişiler) bunun olamayacağını, dahilleri olsa dahi en fazla ordu kumandanlığını bir sefere mahsus ele geçirebileceklerini ifade etmektedirler. 

0 0 oy
Yazıyı Değerlendir
Bildirimler
Bildir
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Mertcan Abbasoğlu

Mertcan Abbasoğlu

Osmanlı ve Türkiye Tarihi üzerine parlak zamanların darlıklarını araştıran bir müellif talebesi.

İlgili Yazı

Turani Kavimler (IV)

Yazar : - 25 Ağustos 2020 0
Fİn Kavmi Bir önceki bölümde sevgili okurlardan mantıklı bir sitem tarzında uyarı nitelikli bildiri aldım; çağları hızlı geçtiğime dair. Konuya…

Hülagü Han ve Türkler

Yazar : - 4 Ağustos 2020 0
HÜLAGU HAN, KUTEYBE’NİN 705-715 YILLARI ARASINDA ON BİNLERCE TÜRK'Ü KATLETMESİNİN İNTİKAMINI ALMAK İÇİN Mİ 1258 YILINDA BAĞDAT'I TALAN ETTİ?
0
Düşüncelerinizi ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x