Asgari Ücret Ne Kadar Olmamalı?

Mertcan Abbasoğlu at 28 Aralık 2020 tarihinde gönderildi
342 0

Bu toprakların en büyük problemi geçim sıkıntısıdır. Bu suni bir gerçektir sadece. Yapaydır. Ama çaresiz bir sorun değildir. Çünkü kulun kula etiği bir problemdir. Yapaydır. Baki değil fanidir.

***

Uzun süredir tartışılmaya başlandı bu konu. Gerçi ne zaman bitiverdi diyebiliriz ki? Covid-19 dahi silemedi bu gündemi. Çok denedi ama olmadı. Nasıl olabilir ki? açıkça 22,200 TL maaş aldığı halde geçim derdine düşmüş milletvekilleri varken nasıl olacak gündemden düşsün?

***

Asgari ücret yasal anlamda işçiye ödenebilecek en düşük ücret demektir literatür anlamıyla. Ama bir ülkede asgari ücrete bel bağlamış ve üç beş dudaktan çıkacak rakama kitlenmiş 7,000,000 vatandaş varsa bu bir problem demektir.

***

Eğer bu sayı her geçen gün azalmak yerine artıyorsa bu sancı verici bir süreç demektir ülkeler için. Çünkü niteliksiz iş gücünün artıyor olması anlamına gelir. Asgari ücretle çalışanlar niteliksizdir demek değil bu. Her işçi alın teriyle emeğini ortaya koyduğu sürece el üstünde tutulmalıdır. Ama asgari ücretliler taifesine gençlerden bir miktar oran her geçen yıl artarak ekleniyorsa bu genç nüfusunu nasıl değerlendireceğini bilmeyen memleketler için bir felaket olur. Çıkış yolu var mıdır? evet vardır en sıklıkla müracaat edilen yol ulusal para birimini devalüe etmektir. Bu çok tehlikelidir iç piyasa için. Ama ülkeler bunu “daha düşük para birimi değerinden” en fazla benden satın alsın diye yapar. Etik değildir ancak kontrol de edilemez değildir.

***

2003’te 5,6 milyon sigortalı çalışandan 3,1 milyonu asgari ücretle evini geçindiriyorken bu rakam 2010 yılında 10 milyon sigortalı işçiden sadece 4,3 milyonu asgari ücret ile geçinmekte idi. Bu rakam asgari ücretle yaşamaya çalışan kişiler düşünüldüğünde 2014’te 5 milyona, 2016’da ise en fazla 5,6 milyon insana ulaştı. Bir yılda sadece 600.000 kişi artış gözüktü. 2016 yılı sigortalı işçi sayısı ise 13,7 milyondu. Yani 13 yılda anlamlı bir artış varken bu oran 2019’da anlamsız şekilde 8 milyona fırlıyor ve 30 Kasım’da yine üç beş dudağın içinden çıkacak rakama kitleniliyor.

***

Peki asgari ücret 50,000 TL olsa huzura ermiş olacak mıyız?

***

Huzur miktarda mıdır?

***

Huzur üç dört beş haneli sayılarda mıdır?

***

Bana kalırsa 2,500 TL asgari ücret tek şart karşılandığı sürece yeterli olacaktır. Ve 50,000 TL’de normal şekilde hayal olarak kalabilir. Ama inanıyorum az sonra sunacağım şart karşılandığı taktirde 50,000 TL’ye çok az insan ulaşma “ihtiyacı” duyacaktır. Çok hem de çok az.

***

En büyük problem her yıl bir önceki yıla kıyasla yumurta simit üzerinden bir kıyas yapılarak asgari ücretli çalışanın statüsünü ona hatırlatmak oluyor. Bu hiç etik değil. Neden asgari ücret hesaplanırken ve ortaya yetersiz bir rakam çıktığında yumurta süt peynir simit hesabı yerine eti, kirayı, mazotu, 3-4 çocuklu bir ailenin geçim derdini hesaplamazlar? ya da neden gerçekten de yumurta simitle bir polemik yaratırlar? Bizim işçilerimiz yumurta ve simide mi layık?

***

10,000 TL maaş alan bir müdür geçinemiyor. Asgari ücretle yaşamak sanat olsa gerek çünkü fotosentez yapılması lazım geçinmek için. Hele kirada iseniz. Bir de İstanbul’da kirada oturuyorsanız. Yumurta simit hesabı yaparak asgari ücret polemiği yaratmaya gerek yok. Eti, kirayı, mazotu, geçim derdini, hesaplayın kafi.

***

ABD’de asgari ücret saatlik 7,25 $ yani TL’ye çevirdiğimizde bu rakam 54 TL. Tabi çevirmemiz doğru olmayacaktır sadece siz okurlar daha iyi hesap etmeniz için çeviriyorum. Neden çevirmemeliyiz? çünkü ABD’de insanlar TL olarak ücret almıyor. Türkiye’de ise saatlik ücret ne kadar hep birlikte hesaplayalım.

***

2020 asgari ücret 2,324 TL hesabı bu ücreti 30 güne bölüp çıkan sonucu 7,5’e tekrardan böleceğiz. Zira İŞKUR’un hesabı bu şekilde. 2,324 TL / 30 gün = 77,46 TL .. 77,46 TL / 7,5 = 10.32 TL. Yani birim olarak 3 birim fazla emeğin karşılığı veriliyor olunsa da bu rakam YETMİYOR çünkü insanlar geçinemediklerini söylüyorlar. Yalan söylediklerini hiç sanmıyorum.

***

ABD’de saatlik asgari ücretle 70 saat çalışan bir genç yahut kendi ihtiyacını karşılamak isteyen herhangi birisi 1 tane PS 5 oyun konsolu sahibi olabiliyor. Türkiye’de 70 saat çalışan birisi 10,32 TL ücret karşılığında 722 TL ile bırakın PS 5’i ben 700 TL’yi şu isteğime harcadım demeye cesaret arıyor. Neden? çünkü ailenin “alım gücü” düşük. Çocuk isterse aylık işe girsin o para asla onun olmuyor. Peki bizim çocuklarımız sabah akşam kahrolsun naraları attığımız ABD’ye göre kendi emeği karşılığında ezilmeye mahkum mudur?

***

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 55. madde: “Ücret emeğin karşılığıdır”.

***

Anayasa’yı bilmemek mazeret değildir arkadaşlar.

***

Benim işçimin emeğinin karşılığı her ay sonu geldiğinde geçim derdine düşmesi midir? benim işçimin emeğinin karşılığı fatura ödemek için çalışması mıdır? benim işçimin emeğinin karşılığı emekli olma hayali içerisinde çürüyüp gitmesi midir?

***

Avustralya’dan (çölden) İstanbul’a Topkapı’yı gezmeye gelen vinç operatörü Thomas’ın albenisi Halil amcadan veya öğrenci Zeynel’den daha mı yüksek? Ya da soruyu tersten sorayım. 700 milyon dolara süngerden, çaputtan dinozor yaptırmak mı daha önemli yoksa o parayla her yıl 10.000 öğrenciyi finanse edip yurt dışına ilim tahsilini geliştirmesi adına harcamak mı daha önemli? -tabi ki de dinozor olacak (!) Neden? -çünkü herkes PS 5’e sahip olmamalı da o yüzden. Arada bir gidip görmeleri lazım o hayvanları.

***

2002 yılında asgari ücretin ne kadar olduğunu merak edeniniz var mı? 184 TL. Evet sadece 184 TL. Tabi kelime oyununa gelmiyorsanız. O yıl 8 çeyrek altın alınabiliyorken 2020’de 5 tane alana hırsız gözüyle bakıyorlar. Veya kimisi de alnından öpüyor helal olsun aslanıma çeyrek aldı aç kaldı diye.

***

Ha bir de o yıl Türkiye krize girmişti. Kriz zamanı 8 çeyrek altın…

***

İnsan gerçekten hayret ediyor. Krizin de böyle ahlaklısı asırda bir gelir.

***

Ama dikkat ettiniz mi her geçen yıl işçiye verilen ücret artsa da (yalan değil artıyor) dolarize olmuş piyasalar ve Cengizler vakumluyor cepte kalan liraları da. Şimdilerde de şey çıktı EBA açan bilgisayar. Talep öyle arttı ki artık yakında internete giren bilgisayar çıkaracaklar.

***

Sorunların temelinde ne insanımızın metaya karşı olan açlığı ne de değerli şeylere karşılık tokluğu var. Temelde alım gücündeki tutarsızlık ve ihracat yapabilmek adına devalüe edilmiş, devalüe edilmekten artık suyu çıkmış Türk Lirası var. 1946’lardan itibaren limon gibi sıktılar Türk Lirasını.

***

Artık çekirdeklerinde kalan suyu pay ediyoruz 80 milyona.

***

Hiç merak ettiniz mi ecdadımız Osmanlı çökerken millet ortalama olarak kaç ekmek alabiliyordu?

***

Bugün Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti’nde asgari ücret 2,324 TL. 1876 yılındaki asgari ücretten (750 mecidiye) yaklaşık 180 kat daha fazla kazanıyor olmamıza rağmen 1876 yılında insanlar 1,569 tane ekmek alabilirken biz şimdi en fazla 1,328 tane ekmek alabiliyoruz. Ve Osmanlı devletinde 1870’li yılında sanayileşme hak getire buraya hiç girmiyorum bile.

***

Türkiye Cumhuriyeti 2020 yılında 25 ülkeye silah satıyor.

***

Tüm kaynaklarını ve enerjisini tüketmiş, bedeninden tek parça dahi kopartılmasın diye zenginliğinden feragat etmiş koskoca Cihan imparatorluğunun çöküş yıllarındaki halkın alım gücü, silah satıp maden işleten 21. yüzyıldaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının alım gücünden daha yüksek imiş.

***

İşte tek sorun bu alım gücünün hiçbir zaman masaya yatırılmaması. Hiçbir zaman ama hiçbir zaman. Geçen yıl falanca kadar yumurta alıyorduk ama şimdi geçim sıkıntısından intihar eden insan sayısı 5 kat arttı. Geçen yıl tek kalemde 15 ATAK helikopter sattık ama şimdi mirasçısı olduğumuz Türk İmparatorluğu’ndan daha da fakirleşmeye başladık. Ki geçtiğimiz Türk devleti batarken bile ihtişamlıydı. Biz yükselirken geçim derdine düştük.

***

Her yıl birim fiyat üzerinden miktar hesabı yapmamalıyız. Her yıl bir önceki yıllara göre arttırdığımız alım gücüyle hava atmalıyız artık.

***

En azından kirayı, faturaları ve ortalama kredi kartı borçlarını ödedikten sonra markete girdiğimizde aylık alış-veriş yapıp çıkabilecek kadar “alım gücümüz” arttırılmalı. Bir ailede 2 kişi varsa ve ikisi de asgari ücretle çalışıyorsa 1 kişinin kazancı eve ve faturalara diğerinin kazancı da kesinlikle market alış verisi sonrasında en az 1000 TL cep harçlığıyla eve dönecek kadar yetmesi GEREKİYOR.

***

Rahmetli Aytunç Altındal’ın güzel bir ifadesi vardır. Halk vardır der bir de halk’ın sözcüsü, halk’ın muhafızı, halk’ın güvencesi, halk’ın gazetesi, halk’ın … şeklinde gider. Ben bunlara Halk’ın teferruatı derim. O sebeple biliyorum ki Halk’ın teferruatı bu dediklerimi asla anlayamayacaktır.

***

Peki Asgari ücret ne kadar olmamalı?

***

Asgari ücret kira ödendikten sonra alış-verişe gitsek mi gitmesek mi diye aziz milletimizi düşündürtmeyecek kadar yüksek alım gücünü elde ettirmelidir.

***

Yeni yıldan ne bekliyorsun diye soruyorlar. Ben yeni yıllar geçtikçe Ortaçağ’a yaklaşmayalım yeterli diyorum.

Sosyal Bilimci Mertcan ABBASOĞLU

5 1 oy
Yazıyı Değerlendir
Bildirimler
Bildir
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Mertcan Abbasoğlu

Mertcan Abbasoğlu

Osmanlı ve Türk Tarihi üzerine parlak zamanların darlıklarını araştıran bir müellif talebesi.

İlgili Yazı

0
Düşüncelerinizi ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x