Adalar Denizi’ne Yunan mitoloji karakterinin ismi yakışmamaktadır..!

Kemal Özbek at 23 Temmuz 2020 tarihinde gönderildi
607 2

Adalar Denizi’nin Türkiye için önemi

Türkiye Cumhuriyeti…

Jeopolitik konumunu ve konumu itibariyle de önemini küçük yaşlarımızdan itibaren öğrendiğimiz 3 tarafı denizlerle çevrili nadide ülkemiz.

Peki bu denizlerimizin bizim için önemini ve herhangi birisinin isimsel olarak farklı ifade edildiğinde bizi etkileyip etkilemeyeceğini ne kadar biliyoruz? Basit bir hata bizi ne şekilde etkileyebilir?

Bugün Türkiye denizlerine gerek ekonomik gerekse uluslararası ilişkilerdeki önemi nedeniyle herzamankinden daha çok değer vermeye başladı. Zira Atatürk’ün de belirttiği gibi; “Denizcilik sadece ulaştırma işi değil,aynı zamanda iktisadi iş olarak ta anlaşılacaktır. Çünkü Toprakların ucu deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudret ve yeteneğinin hududunu çizer. Denizciliği Türk’ün büyük ulusal ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız…”

Atatürk bu bağlamda Türkiye’nin coğrafi konumu itibariyle önemini ise şu sözleriyle vurgulamıştır;

“En uygun coğrafi konumda ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri bir denizci ulus yetiştirmek yeteneğindedir. Bu yetenekten yararlanmasını bilmeliyiz.”

Adalar Denizi...

Tarih boyunca çok önemli Türk denizcileri yetiştiren Türkiye günümüzde de alanında yetkin denizcileriyle başta sondaj ve tatbikat faaliyetleri olmak üzere denizlerimizdeki meşru çalışmalarını sürdürmektedir.

Türkiye özellikle ilan ettiği NAVTEX’lerle ve yine NAVTEX ilan ettiği bölgelere verdiği isimlerle amacını uluslararası kamuoyuna net bir şekilde ifade etmektedir.

Türkiye’nin mesajları yerine ulaşmış olacak ki Yunanistan Cumhurbaşkanının ilk sınır ötesi ziyareti Aydın ilimize bağlı ve Aydın’a sadece 10 km uzaklıktaki Eşek Adası olmuştur.

12 ada deniz sınırları dışında yer alan işgal ettiği adaya giderek kendince mesaj verme gayreti içerisinde olan Yunanistan bilmelidir ki; Türkiye bugün nasıl Doğu Akdeniz’deki meşru haklarını almaya kararlılıkla devam ediyorsa sıra elbette kendi adalarına da gelecektir.Bunun aksi düşünülemez.

Adadaki anı defterine tahrik edici mesajlar yazan Yunan Cumhurbaşkanı ve Yunanistan bu meşru olmayan tutumuyla bilmelidir ki yalnızca kendi iç siyasetini yönlendirebilecek ve bundan daha fazlası mümkün olmayacaktır.Yunan iç siyasetinin bir numaralı propaganda konusunun Türkiye’ye karşı saldırgan tutum sergilemek olduğu bilinen bir gerçektir.

Adalar Denizi ve Türkiye

Bu yazıda Yunanistan’a ve Eşek Adası’na değinilmesinin sebebi işgal altındaki adalarımızdan birinden bahsederek konu bütünlüğüne katkı sağlamaktı.

Yazının başında bahsedilen hata ise neredeyse hepimizin yaptığı, basit gibi görünen ama maalesef olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir adlandırma hatasıdır.

Öyle ki haber bültenlerinde, hava durumu programlarında ve gündelik konuşmalarımızın genelinde yapılan bu adlandırma hatası bugünden tezi yok düzeltilmelidir.Bahsettiğimiz hata Ege Denizi’ne gerçek adı olan “Adalar Denizi” denilmemesinden kaynaklanmaktadır.

Türklerin Tarihte Bahr-i Sefid (Osmanlıcada “Akdeniz” anlamına gelir) olarak adlandırdığı ve aslında Akdeniz’in bir iç körfezi olan Ege Denizi’nin gerçek adı Adalar Denizi’dir.

Bunun en bariz kanıtı ise Atatürk’ün tüyleri diken diken eden emrinde saklıdır.Gazi Mustafa Kemal Paşa Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin sonuçlanmasının ardından 1 Eylül 1922’de başlayan Büyük Taarruz’da Türk ulusunun kaderini değiştiren emri verir;

“Ordular,ilk hedefiniz Akdeniz’dir! İleri..!”

Askeri okullarda çok iyi bir eğitim alan Mustafa Kemal bu emri alelade bu şekilde vermemişti.Bunun elbette bir nedeni vardı.Atatürk bu emri verirken bizim şu an bildiğimiz haliyle sadece Akdeniz bölgesini kastetmemiş aksine Adalar Denizi’ni de kastetmişti.Bunun nedenine ise yazdığı Nutuk kitabında şöyle değinmiştir; ”Çünkü ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e ulaşmış bulunuyorlardı.” yorumunu yapmış, Adalar Denizi ifadesini dahi kullanmamıştır.

Ege Denizi’nin esas adından bahsetmişken tabii ki bölge olarak  isimlendirmedeki yanlışımızı da düzeltmeliyiz. Bugün bildiğimiz haliyle Ege Bölgesi dediğimiz bölge ise aslında “Batı Anadolu Bölgesi”dir.

Peki tarihte ne zaman ve hangi kaynaklarda Adalar Denizi ifadesi yer almıştır bunu inceleyelim…

Burada baştan belirtmekte fayda vardır ki Türk tarihinde hiçbir zaman Ege diye bir tabir olmamıştır.Bu tabir 6-21 Haziran 1941’deki Birinci Coğrafya Kurultayı’nda yapılan bir hatadan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Türk kaynaklarında bu tarihten itibaren Ege tabiri kullanılır olmuştur.

Ege tabirini kullananların Yunanlar olduğu bilinmelidir (Aegeus Pelagos-Ege Denizi derler).Zira “Ege” Mitolojide bir Yunan kralının ismidir.

Türklerin denizlere açılmasında öncü olan ilk Türk denizci Çaka Bey olmuştur ki Türk tarih kitaplarında bu ismin önemi vurgulanmaktadır. İzmir’i ele geçiren Çaka Bey bölgedeki ada sayısının fazlalığından dolayı bölgeye Adalar Denizi demiştir ki bu da yıl olarak 1081’e denk gelir.Osmanlı kaynaklarında da bu tabir kullanılmıştır.

Aynı şekilde Piri Reis te 1519’da tamamladığı kitabında (Kitab-ı Bahriye) bölgeyi;

“Şunu bilmek gerektir ki ‘adalar arası’ denen yere “Erso Peloga” derler.Biz buradaki adaları münasip olduğu şekilde anlattık” şeklinde ifade etmiştir.

Bunların yanı sıra belirtmek gerekir ki Avrupalı kaynaklarda da bölgedeki adaların fazlalığından dolayı Adalar Denizi tabiri kullanılmıştır.Flaman coğrafyacı Abraham Ortelius tarafından 1570’te yayımlanan ilk coğrafya atlasında bu denize Adalar Denizi denmiştir. Az önce de bahsedildiği gibi Kurultay’da yapılan bir hatadan itibaren bölgeye Ege bölgesi denilegelmiştir.

Dikkat edilmesi gerektiği vurgulanan konu şudur ki:

Adalar Denizi yerine Ege Denizi denilmesinin Türkiye’ye muhtemel olumsuz etkileri olabilir;

*Türkiye üzerinde beyhude emperyal hedefleri olan batılı ülkeler (Fransa,ABD,İngiltere gibi) konuyu bahane ederek, bu hedeflerine ulaşma hayallerine kendilerince meşruiyet sağlayacak bir zemin hazırlayabilir.Zira onlara göre bu husus coğrafi sınırlandırmada bir farklılık yaratabilir.Böylece sınırlarımız etkilenebilir.

*Batılı devletlerin bu emperyal hedeflerini sahaya yansıtmalarında adeta bir kukla gibi kullandıkları Yunanistan’a gün doğar. Çünkü bilinmektedir ki Yunanistan adalarda her geçen gün meşru olmayan yeni iddialarını gündeme getirmektedir. Ki bunların başında da adaları göz önünde bulundurarak kendisine takımada devleti ünvanı kazandırmak istemesi vardır.

*Türkiye açısından tarihi önemi bulunan adaların hakimiyetinde meşru olmadığı halde hak iddia eden Yunanistan bu tutumunu kendince daha güçlü şekilde devam ettirecek bir neden bulacaktır.

Adalar Denizi'nin Türkiye için Önemi

Adalar Denizi’nin Türkiye için önemi ve sonuna kadar haklı olarak savunduğumuz bu konuda, doğru isimlendirilmesine dahi bu kadar önem verdiğimiz denizlerimiz hakkında Atatürk: “Zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan şeyi, ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere ulaştırabilen ülke kazanır.Mükemmel ve kaadir bir Türk Donanmasına malik olmak gayedir” vurgusuyla Deniz kuvvetlerinin ve Deniz donanmasının önemini en açık şekliyle ifade etmiştir.

Türkiye de Atatürk’ün çizdiği yolda bütün denizlerine gerekli önemi vermektedir ve vermeye devam edecektir. Her yönüyle tam bağımsız güçlü ordu güçlü Türkiye ilkesinin yegane temeli budur.

Yazıda geçen Ege isimlendirilmesinin tarihçesinde kaynak olarak;

AKARI Selçuk, Dz.Kur.Kd.Yzb., Dil Tarih ve Coğrafya Denkleminde Ege Denizi’nin Adlandırma Tarihi ve Ege Kelimesinin Anlamı’ ndan yararlanılmıştır.

5 1 oy
Yazıyı Değerlendir
Bildirimler
Bildir
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Dr.Ergenekon Savrun

Tebrik ederim

Kemal Özbek

Kemal Özbek

Geçmiş ve Günümüz Türk Dış Politikasına ilgili,Mavi Vatan savunucusu

İlgili Yazı

2
0
Düşüncelerinizi ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x